Dayanmak vücudunda ki dinmek bilmeyen o ağrılara belki tam bunlara dayanma tahammülüne alışmışken, bun birde o hasret, özlem ateşiyle kavrulmak ve insanın kendini unutması!
Yandıkça yanıyor, o rahta ve dayanma tahammülüne ben geldim. Tamam belki dün ham iim ama yana yana bugün pişmekteyim.
Şöyle bir baksanıza insanoğlu'nun bir anı, diğer anına benzer. Yaşanan her an'da ne olaylar gizlidir. Biz nacizane zavallı insanoğlu yaşadığı her an yaşadıklarıyla her geçen an biraz daha pişiyor.
Yaşam denilen bu savaşta her insan kendi yaşadıklarına alın yazısı denilen eylerle tanışmak, hem Yaradan'ı hem insan denilen varlığı tanımaya çalışır. Bu çalışmak ızdıraplar içinde de geçse insan olma erdemine sahipse dayanmayı sabrı öğrenir.
Dayanmak yani sabretmek pek öyle kolay olmayacaktır. Çünkü insanoğlu'nun doğasında hep sabırsızlık vardır, zor gelir hepimize beklemek, sabretmek!
Sabredebilmek, Yaradan'dan gelen bütün o acılara dayanmak, yürek ama inan bir yürek ister. O yürek de iman tam olmalıdır. Tam anlamıyla tevekkül etmeyi, sabretmeyi dayanma gücünü yine yüce Yaradan da bulur.
Her zaman bu dünyanın hepimiz için geçici olduğunu ve her şeyin bir sınavdan ibaret olduğunu unutmayın. Tevekkül edin insan kul bilir ki sabretmekte dayanabilmek de ancak Yaradan içindir.
Kul bilir ki emrine sunulan bütün o sayısız nimetler onun için yaratılmıştır. Ve gözlerini o anlamsız uykudan uyandırmak, yürekleri doldurmak şarttır.
Hayatın o zor ve acı günlerinde hep önce gönül evimizi, maneviyatımızı dolduralım.
Önce Yaradan sevgisi ile sonra etrafımızdaki bütün yaratılan kulları en az kendimiz kadar sevmeyi öğrenelim ki dayanmanın anlamını bütün bedenimizle en önemlisi yüreğimizle hissedelim. Allah'ım yüreğimizden sevgisini, üzerimizden rahmet ve merhametini eksik eylemesin.
Unutmayalım ki Allah istemeden kuş kanadını kıpırdatamaz. O yüzden gönüllerimizi sevgiyle dolduralım.