Aile, her çağda ve her toplumda en temel ve tabii sosyal birim olarak varola gelmiştir.
Bu yönüyle Aile, tarihi ve sosyolojik bir vaka olmanın ötesinde toplumlar için” hayati bir önem ifade eder.
Kabul etmek gerekir ki sanayileşme, büyüyen Şehirleşme hareketi, iletişim imkan ve araçlarının kazandığı  ivme; sosyal değişimi, yeni ihtiyaçların tutkuları ve yeni davranış kalıplarında beraberinde  getirmektedir. Bu problemlerin yer yer aile kavramı üzerinde tereddütlere ve çözülmelere yol açtığı bilinmektedir. Modern toplumlarda daha yoğun olarak gözlenen bu gelişme, bugün aynı toplumların varlığını tehdit eden tehlikelere yol açmış bulunmaktadır.
Yalnızlık duygusu, bu duygunun yarattığı şiddet ve intihar eğilimleri, stres,uyuşturucu iptilası ve benzeri ihtilatlar, modern toplumlarda gözlenen olumsuz gelişmelerin en çarpıcı yansımaları olmaktadır.
Modern şartların yarattığı ve modern toplumların önünde duran bu temel sorun,insanlığa aile müessesesinin vazgeçilmezliği üzerinde bir ortak bilince doğru ilerlemektedir.
Nitekim Birleşmiş Milletlerin geriye baktığımızda 8.12.1989 tarihinde aldığı bir kararla 1994 yılını uluslar arası Aile yılı olarak ilan etmesi, bu gerçeğin açık bir işareti ifadesi olmuştur.
Birleşmiş milletlerin Aile yılı ile ilgili kararında 1990 yılında başlıyarak, hükümetler, politika yapanlar ve sosyal sorumluluk taşıyan kurum ve kuruluşların toplumun doğal ve ana birimi olarak aileye daha çok duyarlılık gösterilmesi, ulusal ve uluslar arası düzeyde ailenin gerçekliliğini ve önem üzerine yeni bir bilinç ortak bir irade yaratılması konularında etkinlik ve aktiveler geliştirilmesi teklif etmiştir.
Kararda, Uluslararası Aile yılının amacı”Aile bilincinin artırılması ve ciddi boyuttaki problemlere çözüm getirebilecek genel politikaların yürütülebilmesi için ulusal kurumlaşma kapasitesinin artırılması olmalıdır denilirken Aile yapısı bilincini,özel sektör ile birlikte hükümetlerde de artırmak, Aile yılı ailenin önemine ışık tutacak fonksiyon ve sorunlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayacak, aileleri ve aile fertlerini etkileyen ekonomik sosyal,ve demogratik olgular konusunda bilgilenmeyi artıracak ve bütün aile fertlerinin hak ve sorumluluklarına dikkat çekecektir.
Buraya kadar ifade ettiğimiz husular,aile kavramı ve kurumu üzerinde , bu kurumun azalan değil artan önemi üzerinde bir uluslar arası iradenin gelişmekte, gerçekleşmekte olduğunu göstermektedir.
Birleşmiş Milletler çerçevesinde bu ve benzeri gelişmeler öncesinde ülkemizde aileye ilişkin yeni sosyal, kültürel tedbir ve programlar geliştirilmesi ve kurumların düzenlemelerin gerçekleştirilmiş olmasını ileri bir sosyal adım ve atılım olarak değerlendirmek herhalde daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Esasen gelişmiş batı toplumlarında da aile bilincinin güçlendirilmesi için pek çok sosyal,ekonomik tedbir teşvik ve hizmet disiplinlerinin gelişmekte,gerçekleştirilmekte olduğu bilinmektedir.
Türk toplumunda da çok yoğun bir sosyal değişim vetiresi yaşadığı bilinmektedir. Elbette ki bu sosyal değişimden toplumun en temel birimi olan ailenin etkilenmiyeceğini düşünmek mümkün değildir.
Ailenin, insanlığın ortak bilinci haline dönüşmüş evrensel değerler ile kendi kültürel gerçeklerimiz temeline dayalı yeni sosyal politika ve sosyal disiplinlerle gerçekleştirilip zenginleştirilmesi, yeni şartların olumsuz etkilerden korumak yanında aileden başlayarak toplumumuza kendi değerlerimizle de uyumlu istikametler kazandırılması açık bir milli ihtiyaçtır.
Bu röportajı kıymetli hemşerimiz sayın Cemil Çiçek beye sayın bizimle fikirlerini paylaştığı ve bize zaman ayırdığı ve bu röportajı yapılmasına izin verdiği için teşekkür ederiz.