Bozok Sancağından Yozgat ilinden,
Bir Osmanlı delikanlısı Veli,
Anadolu içi Kırım elinden,
Akranlarından en canlısı Veli.
Düşman sarmış yurdu hemen duyulur,
Hanelerde bir bir asker sayılır,
Veli çoktan hazırlanmış meydanda,
Bu, sefer emrine hemen uyulur.
Anası, babası, bağı, bahçesi,
Yoktu, yiğit Veli’nin tek akçesi,
Gözü tuttu Teğmen, Veli’yi köyde,
Veli, hemen oldu vatan bekçisi.
Ata bindi, atlı süvari oldu,
Birden bire Çanakkale’de buldu,
Ayrılmadı uzun süre Teğmenden,
Sonunda Veli de Mülazım oldu.
Çanakkale sanki kızıl kıyamet,
Bir de içeriden başlar hıyanet,
Rum’dan Ermeni’den ve eşkıyadan,
Veli dedi: -Budur büyük felaket.
Atlatılan her tehlike sonrası,
Alsalar da bomba, kurşun yarası,
-Bugün de ölmedik şükür Allah’a(c.c.),
Söylediler her konuşma arası.
Velileri sevmek dahi ibadet,
Hakk’tan Mülazım’a olsun şahadet,
Eşrefî de keşke mülazım olsa,
Mevlâ’m Gazi Mülazım’a rahmet et.
Ekrem GÜRER
YOZGAT
***
TULUM’LU GAZİ
MEHMET ÇAVUŞ
Bozok vilayeti, Sorgun’dan Tulum,
Asker çağındaydı zaten can Mehmet,
-Bin canım da olsa vatana kulum,
Deyip gidiyordu Tulum’dan Mehmet.
İçte, dışta görülmemiş felaket,
Osmanlı’ya Avrupadan ihanet,
Doğru Çanakkale’ye vardı Mehmet,
Rus, Rum, Ermenisi zaten hıyanet.
Bilmez, kaç cephede çarpıştığını,
Sayısız kaç düşmanla kapıştığını,
Gece gündüz, aç susuz aldırmaz,
Hissetmez, kaç kurşun yapıştığını.
Şarapnel parçası benleri oldu,
Batı cephesinde günleri doldu,
Sağ kaldıkça şükrettiler Allah’a(c.c.),
Cephede Mehmet’in tenleri soldu.
Arkadaşı çavuş, sakat kalınca,
Çavuş oldu ilk tepeyi alınca,
Gözünü hiç ayırmazdı düşmandan,
Düşman bile şaşırırdı dalınca.
Gündüz gibiydiler sanki geceler,
Mehmetler de’Allah’ diye heceler,
Peygamber, Veliler, Melekler gelir,
Mehmet’i yerinde görür, inceler.
Bertaraf olmuştur sonunda düşman,
Mehmet etti düşmanları bin pişman,
Gazi Mehmet en şerefli bir yolda,
İnşallah, Eşrefî, bu yoldan şaşman!
Ekrem GÜRER/YOZGAT
Eğitimci- Şiar Yazar