Ekmek musap işte şimdi çarpacak bizi.
    Ekmeğin çöpe atılması safhasına gelinceye kadar kim bilir ne günahlara gark oluyoruz.
    Orası ayrı hikaye, bizden uzak, bilen bilir.
    Mevzu bu kez ekmek Sevgili Yozgatlılar.
    Başımızın tacı, gözümüzün nuru, sofralarımızın olmazsa olmazı, bereket timsali, kutsiyeti tartışılmaz bir nimet…
    Allah affetsin demekten başka bir şey gelmiyor bireysel olarak.
    Ama toplum adına bir gerçeği hatırlatmak gerekirse bu israf bizi batırır.
    Batırmakla kalmaz çürütür.
    “Ey Adem oğulları! Her secde edişinizde güzel elbiselerinizi giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez” diyor Yüce Yaratıcı Kur’an-ı Kerim’de.
    İnsanın kendini ve sahip olduğu değerleri acımasızca harcamasının adıdır israf.
    İşte bu gün ekmeği çöpe atan duygu ve düşüncelerin genel adına israf deniliyor.
    Biz israfa sürüklendikçe yaşadığımız dünyadan da insanlığımızdan da uzaklaşıyoruz aslında.
    Her geçen gün fakirleşen, çölleşen dünyada, açlığın, gelir adaletsizliğinin arttığı bir dünyada ekmeği israf edene ne denir?
    Ya da ne denmelidir?
    Kur’an-ı Kerim’de 17 yerde israfla ilgili ayetler bulunuyor.
YOZGAT’TA EKMEK
ÇÖPE ATILIYOR?
    Metropol kentleri belki bir nebze olsun –israfın mazereti olmaz- anlamaya çalışalım, duyarsızlık daha fazla.
    Yozgat’ta israfın çöpe ekmek atılmaya kadar varmasını hayretle gözlüyoruz.
    Yozgat’ta çöp konteynırlarına atılmış eski kıyafetleri, kartonları ve plastiklerini toplayan insanlar gördünüz mü hiç.
    Benim mesleğe başladığımdan bu tarafa hep dikkatimi çekmişlerdir bu insanlar.
    Dilenmek, yardım kuyruklarında ömür çürütmek yerine çalışamasalar da çöpe atılanları, bizim attıklarımızı toplamayı tercih ediyorlar.
    Çöpe attıklarımız arasında ekmeği sıkça görmek beni çok ama çok korkutuyor.
    Ürperiyorum, yarına dair inanın endişelerim öyle artıyor ki…,
    Küresel ısınma denilen şey her geçen zaman kendini gösteriyor.
    İşte Yozgat’taki son durum.
    Kış mevsiminde yaz, yaz mevsimide kış yaşıyoruz.
    Ekinleri dolu vurdu, yağmur vurdu.
    Çiftçinin tarlasındaki hasadı gitti.
    Allah muhafaza tüm Türkiye’yi kasıp kavuran bir felaket düşünebiliyor musunuz?
    Düşünmesi güç ama düşünmek zorundayız!
    Buğday başaklarının bir yıllığına yok olması insanlığı ne hale sokar?
    Yozgat’ta ekmek çöpe atılıyorsa Türkiye’nin her yerinde ekmek çöpe atılıyor demektir.
    Ağzımız açıldığında ekonomik sıkıntılardan, dar boğazlardan, borçtan bahsederiz.
    Ama sofraya koyduğumuz ekmeği bir gün sonraya saklamayıp, çöpe atarız.
    Bu nasıl bir zihniyettir, bu nasıl bir anlayıştır anlam vermek güç.
    Her şey bir tarafa, ekmeğin kutsiyetini unutmak, yitirmek var ya…
    Sanırım her şey tam da burada başlıyor.
    İnsanlar ekmeğin kutsiyetini yitirdikçe israfa daha fazla yöneliyor.
    İşte o insanların arasında biz Yozgatlılar da varız.
    Ekmeği çöpe atan ekmeğe kör bakar derdi büyükler, bilmiyorum yarın nasıl bakacak gözlerimiz.
    Bakara suresinin 29. ayetinde ifade edildiği gibi “yeryüzünde her ne varsa Allah sizin için yarattı” diyor. Elektrik-su insan için yaratılmış. Ekmek insan için yaratılmış. Bütün yediğimiz-içtiğimiz, giydiğimiz, kullandığımız şeyler insan için yaratılmış, bunları israf etmeyeceğiz.”
    Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Ekmeğe saygı gösterin. Zira Allah, ekmeği hürmete değer kılmıştır. Kim ekmeğe saygı gösterirse Allah da ona ihsanda bulunur.”
    Bildiğimiz gibi ecdadımız ekmeğe son derece hürmet göstermişlerdir. Onlar sofrada ufalanan ekmek parçalarını atmazlar, bayatlayan parça ekmekleri de çorba ve diğer sulu yiyeceklerle tüketirler, çöpe ekmek dökmeyi ise, hiç mi hiç bilmezlerdi.
    Sevgili Peygamber’imizin “Ekmeğe hürmet ediniz zira ekmek göğün ve yerin bereketidir. Sofradan düşen kırıntıları alıp yiyen kişiyi Allah mağfiret eder” yolundaki buyrukları, sanki hayatlarının vazgeçilmez bir düsturu idi.
    Ama bu gün Yozgatlı ekmeği çöpe atıyor!
    İsraf ediyor, israfı yaşıyor!


YOZGAT RÜZGARI

Yozgat’a tatil
rehaveti çöktü…

    Son günlerde şikayetlerin bini bin para…
    Özellikle devlet kurumlarında çalışanların topyekün izne ayrılmasından dolayı bazı işler sekteye uğramaya başlamış.
    Bununla ilgili gün geçmiyor ki bir şikayet almayalım.
    Memurların hepsi birden sözleşmiş gibi izne gidince, vatandaşın kuyruk çilesi de sıcak yaz günü adeta işkenceye dönüşmeye başlamış.
    Vatandaş soruyor, tatil rehaveti mi çöktü kurumlara.
    Birileri bu rehavetten uyandırsa da kurumları, vatandaş hak ettiği hizmeti alsa.
    Tatil memurun da hakkı ama aynı işi yapan üç kişiden ikisi izne çıkınca ortaya çıkan görüntü hiçte hoş olmuyor. Olan vatandaşa oluyor.
    Şimdi burada top kurum amirinde.
    Ya izin vermeyecek, ya da izni ayarlayacak.
    Yoksa vatandaşın yükselen tansiyonu çok baş ağrıtacağa benziyor.
    Benden demesi…

Milli park değil
çöp park!
    Piknik sezonu açıldı Çamlığı hatırladık.
    Ama ne hatırlama…
    Zaten bakımsız, ilgisiz, hak ettiği görüntüde olmayan Türkiye’nin ilk milli parkı Çamlık, içler acısı bir durumda!
    Sözde pikniğe giden insanların geride bıraktıkları atıkları, çöpleri yüzünden canım yeşil örtü mahvolmuş.
    Çöplerin arasındaki cam şişeler ise cabası.
    Havalar ısınmaya başladı, bu cam kırıkları büyük tehlike.
    Çamlığın milli parktan çöp parka dönüşmesini bir yere kadar hazmederiz de bir sarhoşun, ya da kendini bilmezin attığı şişenin yol açtığı yangını Yozgatlılar olarak hayalimize dahi kabul ettiremeyiz.