Yozgatlı neredeyse iki yıldır İmar Revizyonunu konuşuyor.
    Revizyon, Yozgat’ın gelecekteki görüntüsüne çeki-düzen verecek, (biz görür müyüz bilemiyorum ama) çocuklarımıza, torunlarımıza şehir gibi şehir bırakacak bir çalışma.
    Yozgat Belediyesi, İller Bankası marifeti ile şehrin imar revizyonunu çıkardı.
    Haliyle düzenlemeler, bu güne kadar yapılmayan park alanları, yeşil alan gibi çeşitli zorunluluklar getirildi.
    Beyaz bir kağıt üzerine cetvelle şekil çizdiğinizi düşünün. Çizdiğiniz şekil cetvel marifeti ile olduğu için dümdüzdür.
    İşte İmar Revizyonu da bir cetvelle çizilmiş Yozgat anlamına geliyor.
    Cetvelle yapılan düzenlemenin haliyle sorunları da beraberinde geliyor.
    Sanırım 15 gün bir ay gibi bir itiraz süresi vardı İmar Revizyonu’nun son şekliyle ilgili.
    Bu süre zarfında 700 dilekçe ili itiraz etti hak sahipleri.
    Dilekçeler dün olağanüstü  toplanan belediye meclisinin gündeminde yer aldı.
    Belli ki birçok insanın hoşuna gitmeyen şeylerde ortaya çıkmıştı revizyonda.
    İlk okunan 5-6 dilekçede insanlar kat sayısının azlığından, arazisinin bir bölümünün revizyonda yer almadığından şikayetçiydi.
    İnsanlar neden falanca yere onlarca kat verilirken bize 2,3 kat reva görülüyor diyordu.
    Kimi de otopark alanına, yeşil alana veya parka giden arazisinin hesabını soruyordu belediyeden.
    İnsanlar yıllardır sahip oldukları tapunun neden bir anda kesilip, biçildiğinin nedenlerini soruyor, sorarken de hakkının verilmesini istiyordu haklı olarak.
    Saat 15:00’de imar revizyonu itiraz dilekçelerinin görüşülmesi ile başlayan toplantı dün saat 17:00’yi gösterirken hala aynı gündem maddesi ile devam ediyordu.
    Meclis salonunda revizyona itiraz eden birkaç hak sahibi de vardı.
    Merakla okunacak dilekçelerini, verilecek kararı beklediler.
    700 civarında itiraz dilekçesi var. Bunlar birleştirilerek 320’lere düşürülmüş.
    Kanunlara göre bu dilekçelerin tamamının mecliste okunması, tek tek görüşülüp, oylanması  gerekiyormuş.
    Eğer bu karar uygulanırsa meclisin işi bir hayli yoğun ve zor demektir. Geceler, gündüzler yetmez bu dilekçeleri görüşmeye.
    Belediye Başkanı Yusuf Başer, toplantıda hak sahiplerinin kesinlikle mağdur edilmediğini özellikle vurguladı.
    Konunu uzmanı belediye yetkilileri de gerekirse 18 uygulaması yapılacağını ama hak sahiplerinin kesinlikle hakkının gasp olmayacağını açıkladılar.
    Bu açıklama hak sahiplerinin yüreğine su serper mi bilemiyorum.
    Ama bildiğim bir şey var ki, Yozgat’ın geleceğini imar etmek, bir cetvel çiziği de olsa şehrin imarına yön vermek biraz zor olacağa benziyor.
    Daha önce de belirttim, bu iş her babayiğidin harcı değil.
    Bu işin ucunda küstürme, bu işin ucunda adamcılık konumuna düşme, bu işin ucunda belki de siyasi kariyerin yerle bir olması gibi bur durum var.
    Belediye Başkanı Yusuf Başer, bu işe talip olarak her şeyi göğüslediğini gösterdi.
    Başer’in göğüsledikleri sadece cefa mı, değil elbette…
    Eğer bu işi başarır ve revizyon hakikaten uygulanırsa eminim Yozgat hakikaten yaşanılabilir bir kent haline gelecek.
    İki derenin arası bir şehir olmaktan çıkıp, modern, en azından yaşanılabilir, park sorunu kalmamış şehir gibi şehir olacak.
    Bunun olması için herkesin biraz fedakarlık etmesi gerekiyor elbette.
    Fedakarlık etmeden, taşın altına bir el girmeden o taş yerinden kalkmaz.
    Kim kalkar derse o hazırcılığı, yani hiçbir şey yapmamayı kafasına koymuş demektir.
    Ben İmar Revizyonu’nun Yozgat’ın geleceği adına hayırlı bir çalışma olduğunu düşünüyorum.
    Umarım gelecekte de bu söylemim de ne kadar haklı olduğumu, bu işe emek verenler ne kadar cesaret isteyen, babayiğitçe, Yozgat’ı düşünen bir hareket yaptığını çocuklarımız yaşayarak görür.
    Ben her şeyin insan için olduğunu düşünüyorum.
    İnsanlığın geleceği adına hayırlı kim ne yapıyorsa herkesin destek olması gerekiyor.
    Bu gün İmar Revizyonu, yarın başka bir şey.
    Yozgat’ın geleceği adına gerekirse fedakarlık yaparak, gerekirse büyük emekler harcayarak gerekirse hakkından feragat ederek bir şeyler yapmalı…
    Geçmişte duvarını  bir metre geriye çekmediği için yapılamayan hizmetlerin olduğunu herkes biliyor.
    O yüzden bu çok ama çok iyi düşünmeli.İnsanların kuru inadı da olamamalı, yöneticilerin terazisi de şaşmamalı.