Yine bembeyaz bir sayfa aldım önüme. Yıllardır Yozgat’ın en büyük sorunlarından birini ele almak, fikirlerimi sizlerle paylaşmak için buradayım…
Kısa zaman içerisinde açıklanan YGS(Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı) sonuçlarına baktığımda hiçte şaşırmadığım bir tablo vardı önümde. İlimizin Türkiye sıralaması  son yıllardan pekte farklı değildi.
Evet, sıralamamız 62’ydi. 81 vilayetin arasında 62. Olmak bir memleket sevdalısı olarak üzdü beni. Fakat, dediğim gibi şaşırmadım. Aslında durumun vahimliğini ortaya koymak için eğitimde Türkiye’nin en kötü 19. İli olduk desem daha anlaşılır olur. Geride bıraktığımız illere baktığımda Rize ve Düzce dışında hepsi de doğu illeri. Bizden daha iyi durumda olan illere bakalım birde.
Yanı başımızda ki Kırşehir Türkiye altıncısı, Karaman Türkiye onuncusu, Bayburt Türkiye yirmincisi. Bu saydığım üç ilden eksiğimiz nedir? Okulumuz mu eksik? Öğretmenimiz mi eksik? Dershanemiz mi yok? Yoksa Yozgat insanın kapasitesi mi bu kadar? Kafamız mı çalışmıyor? Ben bu tabloyu incelediğimde utanıyorum. Peki ya Milli Eğitim müdürümüz, dershane müdürlerimiz, öğretmenlerimiz, kendilerine pay çıkartıyorlar mı?
Şimdi boy boy reklamlar göreceğiz. Şu kadar öğrenci kazandı, bu kadar öğrenci yerleşti. Biz başarılı dershaneyiz, biz başarılı okuluz… Bu kadar başarılı kurumlar barındıran Yozgat neden eğitimde son yirmiye mahkum?
Yozgatlıyı kandırmaya devam edecekler. Ne yazık ki insanımızda tepki vermiyor, aldanıyor. Yıllardır önümüze konan başarı yalanları kabul görüyor.
Uzun süredir bu şehirde dersanecilik yapan, okul müdürlüğü yapan, Milli Eğitim Müdürlüğü yapan saygı değer eğitimciler! Sizlerden utanıyorum. Gece yarılarına kadar öğretmen evinde okey oynayan zihniyet, sizleri kınıyorum! Bu büyük bir vebaldir ve bu utanç tablosu Yozgat Milli Eğitim camiasının omzunda bir yüktür. Eğer ki 1 müdür, 1 eğitim denetmenleri başkanı, 4 müdür yardımcısı ve 3 şube müdüründen oluşan Milli Eğitim Teşkilatı’nın lider kadrosu yıllardır Yozgat’ı son yirmiden kurtaramıyorsa derhal görevlerinden onurluca ayrılmalıdırlar.
Nitekim sayın valimiz Abdulkadir Yazıcı da bu fiyaskoya tepkisini şu şekilde dile getirdi.
“Ben bir yerde 25 sene otursam ve başarı adına bir şey yoksa, orada olmaktan utanırım. Aynı yerdeysem ar ederim. Çeker giderim. 25 senedir aynı yerdeysem, hala başarısızlık oranımız aynıysa, 2013 yılında biz hala 62. sırada kalıyorsak, bu bizler için hiçte gururlu bir madalya değil.''
Onca olumsuzluğa rağmen valimizin verdiği bu mesaj, şahsımı umutlandırdı. Çünkü bu zamana kadar ilimize teşrif eden valilerimiz benzer tablolarda bu kadar net konuşmadı, başarısızlığı eleştirmedi. Vaatlerle uyuttular ve hiçbir şey yapmadan gittiler. Takip ettiğim kadarıyla Sayın Abdulkadir Yazıcı Yozgat’ımız için büyük bir şans. Özverili çalışmalarıyla Yozgat’ı her alanda başarıya taşıyacağını düşünüyorum. En azından çaba sarf edeceği aşikar.
Umarım sorunlar dile getirilir ve gerekli çözümler uygulanır. Umarım bu kara tablo Yozgatlının hafızasından tez zamanda silinir. Sayın valimizden şahsi ricam Yozgat’taki idarecileri çok ama çok sıkıştırsın. Çünkü Yozgat’ın idarecileri kendileri gibi valilerle çalışmaya alıştığından Yozgat’ın hiçbir sorununu bilmemekte, dolayısıyla hiçbir çözüm üretmemektedir. Yozgat’ta beş para etmez dershanelerin milyarlarca para kazanmalarının sebebi de Yozgat Milli Eğitim camiasının bu kadar kötü durumda olmasındandır.
Umarım sayın valimizin gayretleri ve yönlendirmeleriyle gerek eğitimde gerekse diğer alanlarda Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden birisi olur memleketimiz. Evet, atılım yapmak için geç kaldık ama hiçbir şey yapamayacak kadar çaresiz değiliz…