Bu gün ilkokullar, haftaya da ilköğretim ve üniversiteler yeni eğitim yılına başlayacak.
Miniklerin okulla, önlükle, öğretmenle, kalemle, defterle ilk defa tanışacakları gün bu gün.
Bu gün minik yüreklerinde farklı duygular yaşayacaklar,
Çocuk olmanın ilk durağından çıkmanın farkında dahi olmadan bakacaklar karşılarında okul tahtasına.
Bu gün istedim ki Yozgat eğitimini bir hafta öncesinden konuşalım.
Haftaya Pazartesi günü de konumuz eğitim olacak ama bu gün daha farklı bir pencere açmak istedim kendimce.
Yozgat’ın kurtuluş anahtarının eğitimde olduğuna inananlardan oldum her zaman.
Kim bilir belki de istediği eğitimi almayan biri olmanın verdiği eksikliğin doğurduğu inanç bendeki.
Yozgat’ı biraz olsun tanımış biri olarak şunları çok rahat söyleyebilirim;
Yaşadığımız şehrin geçmişi ve bu günü arasındaki kopukluktan tutunda,
Ekonomik geri kalmışlık, göç, tarım ve hayvancılıkta her geçen gün süre gelen gerileme,
İnsanındaki özgüven yoksunluğu,
Ve daha buna benzer bir çok sorunun temelinde eğitim yatıyor.
Dünü düşünün, şöyle siyah beyaz yılları…
Ve bu günle kıyaslayın.
Dün bu milleti ağaçlara taptıranlar,
Hurafelerin ardında inanç,
Emperyalizmin kucağında kimlik,
Kuyruklarda ekonomik özgürlük arattıranlar oldu.
Dün bizim için ulaşılmaz, çok ama çok uzan olan hedeflerin bu gün aslında hedef olmadığını/olamayacağını, görüyor, o bilinçle bakıyoruz hayata ve olaylara.
Bu güne göre yeterli değil ama düne göre biraz daha bilgili,
Biraz daha kendinden emin,
Biraz daha aydınlık önümüz.
Cehalet denilen pranga dün boynumuzdaydı bu gün ya kolumuzda, ya da ayağımızda.
Ama boynumuza geçirmeye kimsenin ne gücü ne de kudreti yeter.
Cehalete kılıç çekmiş milletlerin temlinde eğitim yatar.
Bu gün Yozgat gibi geri kalmış illerin profilini çıkardığınızda karşınıza eğitimsizlik ya da yetersiz eğitim seviyesi gelir.
Mutlaka bir yerinde eksik kalmış ya da hak ettiği eğitimi alamamıştır.
Burada bir artı parantez açacak olursak, eğitimin ilköğretim ve Milli Eğitim Müdürlüğü ayağını haftaya bu gün (Pazartesi) konuşacağız.
Bu gün Bozok Üniversitesi’nin, üniversite eğitiminin Yozgat’a kazanımlarından bahsedelim istiyorum.
Üniversiteler bulunduğu bölgede tek başına öğrenci potansiyeli gibi görülse de aslında o kadar basit bir işleve sahip değillerdir.
Bu gün Bozok Üniversitesi de Yozgat için sadece öğrenciyle ekonomik getirisi olan bir ticari mekanizmanın parçası değil, olmamalıda.
Zaten öyle bir düşünceyi tek başına savunan varsa peşinen söyleyeyim çok ciddi bir yanılgıya düşmüş demektir.
Üniversite bir yörenin eğitim seviyesinden tutunda, kültürel, sosyal yapısına,
Ekonomik getirisinden AR-GE çalışmalarına,
Esnafına yeni bir vizyon, Pazar olanakları, alternatif ürün potansiyeli kazandırmasına,
Tarım ve hayvanlığa, turizm olanaklarına katacağı artılara,
Ve bu gün aklımıza gelen, toplumun oluşturan hücrelerin her birine etki edebilecek geniş bir yelpazeye sahiptir.
Bir örnekle izah edecek olursak;
Geçenlerde gazetemizde “Kabuksuz kabak çekirdeği” ile ilgili bir haber vardı.
Avrupa’da tanınan ama ülkemizde pek bilinmeyen kabuksuz kabak çekirdeğini gurbetçi bir işadamı Yerköy bölgesinde yetiştirmeyi başarmış.
Avrupalı kabaksız kabak çekirdeğini ilaç sanayinden tutunda çöreğine kadar gıda sektörünün pek çok alanında kullanıyor.
Tek başına işadamı bu ürünün üretimini yapar ama Pazarını bulamaya bilir,
Ya da ürünün geliştirilmesi adına tek başına gayreti yeterli olmaz,
Bilimsel bir araştırma, fizibilite, yani Ar-Ge’ye ihtiyaç duysa yapamaz kolay kolay.
İşte bu noktada üniversite her zaman yol göstericidir.
Çok uzağa bakmaya gerek yok bizim meslekten örnek vereyim.
Üniversite Yozgat’taki basın sektörüne fikirleri, araştırmaları, eğitimleri, seminerleri, projeleri ve daha farklı çalışmalarla pekala katkıda bulunabilir.
Sözün özü aslında Sevgili Yozgatlılar, Bozok Üniversitesi Yozgat’ın dışa açılan kapısı,
İnsanlarda var olan yeteneği ortaya çıkaran,
Duygu ve düşüncelerine yön veren,
Sağlıktan tutunda pek çok alanda ciddi bir “AÇILIM” sağlayacak olan önemli bir kurumdur.
Bu gün rektöründen tutunda en alt kademede görevli çalışanına kadar çok önemli bir misyonu yerine getiriyor Bozok Üniversitesi.
Rektör Prof. Dr. Tamer Uçar’ın üniversitede sağladığı sinerji, güven ve pozitif yaklaşım ortamı genele de yayılmış durumda.
Bu güven üniversitenin pek çok kademesine farklı bir hava katıyor. Geçenlerde Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Namık Delibaş, sohbetimizde “Yozgat’a bir şeyler yapmak, çalışmak için geldim. Burada o ışığı gördüm” dedi.
Sayın Delibaş’ın kararlı duruşu, bakış açısı ve inancı gerek bilimsel kariyeri gerekse üniversite ortamında hissettiklerinden kaynaklanıyor.
Yozgat’ın geleceğe, yani dış dünyaya açılan kapısı olan Bozok Üniversitesi’ni yönetenler kadar bizler Yozgatlılar olarak da “Açılım”a sahip çıkmak, “Benim açılımım” demesini bilmek zorundayız.
Yeni eğitim yılının arefesinde bu gün 1. sınıf öğrencilerimiz okula başlıyor.
Onların kalplerindeki heyecan aslında biz yetişkinlerin ihtiyacı olan heyecanın ta kendisi.
Bu gün birinci sınıflar arasına kendimize koyalım, Yozgat eğitiminin üniversitesiyle birlikte bir adım öteye gitmesi adına sahiplenelim.
Sahiplenelim ki yarın bize sahip çıkacak birileri olsun.