1 Mayıs işçi bayramı, Türkçülük günü, kardeşlik haftası, Fatih Sultan Mehmet’in ölüm yıl dönümü ve son olarak dünde Hıdrellezi geride bıraktık bu hafta. Dopdolu bir haftaydı, bu yoğunlukta medyada en geniş yer bulansa hiç şüphesiz 1 Mayıs kutlamalarıydı. Adı bayramdı, sokaklar bayram yeri değil savaş meydanı gibiydi. Havai fişeklerin yerlerini biber gazları, Molotof kokteylleri, sapanlar, coplar, sopalar almıştı…
Yaralanan, ağlayan, bayılan, gözaltına alınan yüzlerce insan vardı. Haberler, gazeteler, sosyal medya olayları abartarak yayınlarken bu ülkede bayramların bayram gibi neden kutlanamadığını düşündüm.
Cevap basit aslında, zamanında emperyalistlerin, Siyonistlerin aramıza serpmiş olduğu nifak tohumları büyüdü, yeşerdi, dallanıp budaklandı. Tek vücut olduğumuzda Çanakkale’yi geçemeyen düşman bizi kendi içimizde böldü, ayrıştırdı, kardeşi kardeşe düşman etti.
Dış güçlere hizmet eden medyamız ne yazık ki 1 Mayıs’ın anarşik yönünü gözler önüne sermeyi tercih etti. Polisin halkla, halkın polisle çatışmasını keyif alarak yayınladı. Oysa ki bu hafta kardeşlik haftasıydı. En çok ihtiyacımız olan şeyden bahsedilmeliydi, kardeşlikten.
Yunus Emre’nin “ Sevelim, sevilelim. Dünya kimseye kalmaz. “ sözünü duymak istedi kulaklarımız. Atatürk’ün “ Yurtta sulh, cihanda sulh.” sözünü okumak istedi gözlerimiz. Peygamber efendimizin (S.A.V) “Tüm Müslümanlar kardeştir.” Hadis-i şerifini hissetmek istedi yüreklerimiz. Fakat medya kuruluşlarımız barıştan yana olmadılar, savaşı körüklediler. Arkalarında Yahudi sermayesi olduğundan mı bilmiyorum ama savaşı, kanı, anarşiyi hafızalarımıza yerleştirdiler. Kardeşlik haftasını es geçtiler.
Bu oyuna sessiz kalmak mümkün değil. Titreyip kendimize gelme vakti geldi, geçiyor bile. Alevi- sünni, sağcı-solcu, Kürt-Türk çatışmalarını çıkaran kanlı eller benzer senaryolarına farklı figüranlar bulma peşinde. Geçmişimizden ders alıp milli, manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız.
Artık bayramların bayram gibi yaşanabildiği bir ülke istiyoruz. Kan ve gözyaşının olmadığı bir ülkede yaşamak bizimde hakkımız değil mi?
Emperyalistler ve Siyonistler kendi ülkelerinde refah ve huzur içinde yaşarken biz yıllardır çeşitli çatışmalarla boğuşuyoruz onların menfaatleri, onların ideolojileri için. Unutulmasın ki kıyakçılığın sonu ayakçılıktır. Bize bizden başkasının faydası da yok. İşçisi, memuru, köylüsü el ele verip bu ülkeyi nasıl ileriye taşıyabiliriz bunun derdinde olmalıyız. Aynı şekilde bu ülkede bayramlarda bir olmalı, herkesin olmalı. Ele ele, kol kola bayramları kutlarken tüm dünyaya bir ve beraber olduğumuzu göstermeli, güdülen bir koyun olmadığımızı ispat etmeliyiz.
Saygılarımla…