Yok canım öyle bir şey olmaz,
İnanmam…
Tamam, bu ülkede özürlü personel alımlarında dahi siyasi çıkarlar ön planda tutuluyor,
Taaa Ankara'dan vekil arıyor, özrünün farkında olmadan 'benim özürlümü işe al' diyor…
Hatta bir şirkete alınacak çaycı için dahi siyasetçiler kurum müdürüne baskı kurabiliyor.
Bir zamanlar bu ülkede mahallesinin yanmayan sokak lambası için meclisten TEDAŞ müdürünü aratan muhtarlar vardı.
Ama bu çağda, bu zamanda referanduma 'evet' oyu versin diye 'Yeşil kartlı' tehdit edilsin.
Ben inanmadım/inanmak ta istemiyorum…
Böyle bir tehdidi yapabilecek kişinin bırakın siyasetçi olmasını fıtratındaki varlık sebebini inkar etmiş demektir.
Başbakan taraf olmayan bitaraf olur diyor demesine ama ben 'Evet' oyu için yeşil kartlının bu denli bir tehdide maruz kalacağını zannetmiyorum.
Yozgat'ın bir ilçesinde yaşandığı ileri sürülen bu tehdit içerikli bu olayla ilgili gazetemize bizzat gelen,
Telefonla arayıp, yaşanan olaydan şikayetçi olanların, olmaz böyle şey diyenlerin sayısının artması bu konuyu sizlerin huzuruna getirmeme neden oldu.
Hangi siyasi partiye mensup olursa olsun fark etmez,
Dini, imanı, ırkı, cinsi de fark etmez.
Yozgatlı olup olmaması ise umurumda dahi değil!
Böyle bir tehdidi yapan kişinin insan olması beni ilgilendiren.
Yeşil kart kimlere verilir?
Fakir, fukara, hiçbir geliri olmayan, olsa da sosyal güvencesi bulunmayan insanlara devlet tarafından sağlanan bir sosyal güvence.
Her türlü şartta insana sağlık güvencesi sağlamasa da en azından fakiri devlet kapısında ölmekten kurtarıyor.
Acile gelen fukara beklemek zorunda kalmıyor…
Devlet benim de devletim diye biliyor elinde yeşil kartı bulunanlar.
Bu şartlar altında yaşayan bir insana çıkıp da bir siyasetçi olarak devlet adına emir verebilir misiniz?
Yardım almaya alışanlar emir almaya da alışır şeklinde bir düşünceye mi sahip ti acaba devlet malıyla vatandaşını tehdit eden siyasetçi?
Ama yardımı veren kurum babanızın malı, mülkü, kasası mı ki, emretme cüretini kendinizde bulunuyorsunuz!?
Referanduma 'Evet' oyunu devlet adına mı istiyorsunuz, mensubu olduğunuz siyasi parti adına mı?
Öncelikle buna karar vermek zorundasınız!
Siyasetin bu kadar alçalabileceğini düşünmüyorum, inanmadığım halde bu konuyu gündeme getirmek istedim.
Eğer gerçekten böyle bir olay yaşanmış ise;
Ki üst üste gelen telefonlar, gazetemize bizzat ulaşan insanların sayısı yaşanmış olacağı ihtimalini kuvvetlendiriyor!
Yazıklar olsun diyorum!
Yeşil kartlıya; “Referandumda evet oyu kullanmayan yeşil kartlının kartını iptal edin” diyebilecek kadar alçalabilen siyasetçiye yazıklar olsun!
Bu olayın Yozgat sınırları içerisinde bir ilçede yaşanmış olması ise içler acısı bir durum.
A partisi, B partisi hiç fark etmez.
Bu kadar alçakça bir düşüncenin sahibi kim olursa olsun değeri kıymeti yok.
Siyasi partilerin böyle bir mensubu kabul etmeyeceğini, kim olursa olsun, hangi makamda görev yapıyorsa yapsın derhal gerekli parti içi soruşturmanın başlatılması öncelikle vicdani bir davranış olacaktır.
Biraz akıl-izan sahibi olan, siyasetin onurunu biraz olsun korumak, insanlık haysiyetini ayaklar altından kurtarmak isteyen, bu terbiyesizliği yapanın cezasını vermeli.
Yazık,
Benim insanım değeri bu kadar ucuz olmamalı…
Kendi fakirini kendi elleri ile oluşturan bu ülkede fakirlik edebiyatı yaparak siyasi rant sağlayacağını düşünenler, bir gün aynı tufanın kendilerine de uğrayacağını hiçbir zaman unutmamalı.
Her şeye rağmen ben Türk siyasetinin bu denli alçalabileceğini düşünmüyorum.
Her şeye rağmen siyasi kimliğe sahip olanların bu milleti temsil noktasında büyük bir vebali omuzlarında taşıdıklarını unutmadıklarını,
İktidar olanların aslında muktedir olmaları gerektiğini,
Muhalefet olanların körü körüne muhalefetin kör silahşörleri olmadıklarına,
Yeşil kartlıyı tehdit ettiyse dahi o an siyasetçinin büyük bir buhran ve bunalım içinde olduğuna;
İnanmak,
İnanmak,
İnanmak istiyorum!
Bu ülkede üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü ile yola çıkan bir anayasa değişikliği için tehditle 'Evet' oyu isteyebilecek siyasetçilerin dışlanacağı bir dünyada yaşadığıma her şeye rağmen inanmak istiyorum. Bilmiyorum siz de inanır mısınız?