Hayatın dişlileri arasında yaşadığım gelgitleri düşündükçe, hayatı çok çabuk tükettiğimi hissediyorum.
    Sebebini anlayamadığım yorgunluk, bezginlikte peşi sıra takip ediyor, bu düşüncelerimi...
    Ne kadar istesemde zevk almamaya, hayatın tadını alamamaya başladığımı hissediyorum, korkuyorum...
    Bugün 15 yaşında bir genç kızla sohbet ettiğimde ise daha da perçinlendi bu hislerim. Evet 15 yaşındaki halimi birden gözümün önüne getirmeye, arkadaşlarımı hatırlamaya çalıştım ama nafile hiç biri yok aklımda.
    Hafızamın kuvvetli olduğuna inanmasam, alzheimer olduğumu düşüneceğim ama hayır...
    Özellikle mesleğim ile ilgili her şeyi en ince detayına kadar hatırlıyorum, annem, babam kardeşim, ablam, şuan ki yakın arkadaşlarım, yiğenlerim, hatta yeni çalışma arkadaşım Ayşe Hanımın Sivas’ta ki hiç görmediğim akrabaları ile yaşadığı anılarını bile hatırlıyorum.
    Ama 15 yaşındaki halimi hatırlamıyorum. Ne enteresan ne gariptir ki, akabinde yaşadığım yıllardan da bir kaçını çıkartmışım aklımdam, hafızamdan.
    Mutsuz bir çocukluk yaşamadım, hele gençlik çağlarım belkide onlarca insanın hayal edemeyeceği kadar güzel ve mutluydu. Yani kısaca mutsuz olduğum için o yılları aklımdan çıkartmamışım, sadece yaşananları tüketmek için, yeni yaşanacaklara yer açmak için bir kaçını silmişim hafızamdan.
    Bu yüzden özellikle 15-16 yaşında çocukları olan anne babalara seslenmek istiyorum, çok önemli bir yaş, çok dolu dolu yaşanan bir yaş, bu yüzden dikkatli olunması gerekir diye düşünüyorum.
    Belki sizlerde benim gibi 15 yaşınızda yaşadıklarınızı aklınızdan çıkarttınız, belki sizlerde benim gibi o yıllara hatırlamıyorsunuz bilmiyorum ama inanın ben bugün o 15 yaşında ki gencin gözlerinde, ‘biri beni anlasın’ çığlıklarını gördüğümde daha diyi anladım ki, o yıllar bir çoğumuzun hafızasından silinmiş...
    Belki bu yazıyı okuyan bir çoğunuz, ‘biz o yaşta öylemiydik...
    Anne ve babamızın dizi dibinden ayrılmazdık...’ gibi sitemleri geçiriyor aklından ama inanın sizde anne ve babanıza göre öyleydiniz ve onlara göre sizde farklıydınız. Ve sizde hayatınızın o devresinde ki her hareketinizle sıkıntı yaratan insanlardınız...
    Evet bugün her şeyi çok çabuk tüketmiş, bir insanım belki de...
    Acının en büyüğünü annemin ölümüyle yaşadım, mutlulukların en büyüğünü yiğenlerimin doğumunda yaşadım, sevinçlerin en büyüğünü başladığım işleri başardığımda yaşadım, sevgilerin en büyüğünü kalbini kırmadan hayatımdan çıkarttığım insanlarda yaşadım.
    Ve ayda bir cep telefonu rehberimi temizlerken, bu kimdi diye sordğumu insanların bir dönem hayatımda ne kadar yer tuttuğunu düşünerek üzülmenin ağırlığını yaşadım.
    Bu yüzden hayatımda anlık sevinçler,mutluluklar, üzüntüler daha ağır basmaya başladı ve hayatın bir diğer boyutunu, iyikileri yaşamaya çalışıyorum.
    Size de tavsiye ediyorum ve inanın hayatın sizin istediğiniz şekilde yönlendirmeniz için bu kararı almanız gerektiğinde de ısrar ediyorum.  
    Bugün 30 yaşındayım ve geriye dönüp baktığımda beni kahreden çok büyük bir pişmanlığım yok. Bugün geriye dönüp baktığımda keşke dediğim büyük şeylerimde yok.
    Bu yüzden bugün dönemlik huzursuzluk, yorgunluk, bitkinlik yaşasam da içten içe mutluluğum, her olumsuzu olumluya çevirecek kadar büyük.
    Eminim ki bugün 15 yaşımı hatırlamayadım, yarın 20 yaşında biriyle konuştuğumda da 20 yaşımı hatırlamayacağım, ama ben çok iyi biliyorum ki, her yaşanan beni biraz daha büyütüp, biraz daha olgunlaştırmış, yani bugün o genç kızın gözündeki çığlık beni kendime getirdi. Ve dedim ki her şey yaşında güzel ve her şey yaşında yaşanmalı...
    Kim ne derse desin, hayat her gün yeni bir süpriz hazırlıyor bizlere.
    Ve iyi yada kötü her şey dayanabileceğimiz dozda. Bu yüzden ahlanıp, vahlanmayı bir kenara bırakıp, geçmişin hatırına mutluluğu seçelim ve bugün 15 yaşındaymışcasına hayata sımsıkı tutunalım.
    Ve hayatımızda olan herkese biraz daha yaklaşalım. Çünkü gelecek yılda belki bu günleri hatırlamayacağız.... Bu yüzden hayatın muhasebesini yapmadan, hayatın tadını alalım, daha da büyümeden...