İşte o zaman çocukça bir sevinç dolardı içimize. Elimizde hazır ettiğimiz bozuk paralarla macun almak için sabırsızlanırdık.
Tahta çubuklara dolanmış gül rengindeki kıvamlı macunları alıp büyük bir hevesle yemeye başladık mı keyfimize diyecek olmazdı.
Macuncuda neler satılmazdı ki? Farklı boyutlarda elma şekerleri, horoz şekerleri, çubuk şekerleri... Yerken dişlere yapışmayan türden olanlardan….
Geçenlerde Taksim’deydik.
Orada folklorik kıyafetler içindeki macun satıcısını görünce zaman tüneline gidivermişim.
Pek bir hevesle alıp yediğim macunun tadı çocukluğumdaki kadar olmasa bile yine çok güzeldi.
Esas benim dikkatimi çeken macunların konulduğu tepsi oldu. Bildiğimiz daire şeklindeki fırın tepsisi idi.
Farkı; tepsinin tam orta yerinde çay bardağının tabağı büyüklükte daire biçiminde ayrılan bölmenin olmasıydı.
Geri kalan yer de eşit parçalara ayrılmış, ayrılan bu bölümlere kivili, sade, güllü, elmalı, muzlu vs macunlar donatılarak tam bir renk çemberi oluşturulmuştu.
Renkli macunların kendi renginden ayrı ayrı servis çubuklarının bulunması görselliğe verilen önemi gösteriyordu.
Tüm çeşitlerinden almak istenilse bile fiyatı 1,5 lira. Onlara bol kazançlar dileyelim. Zamane macunlarının da modaya uyduklarını gördüm.
Daha bir akışkan, daha bir renkli, daha bir ince olarak sunumları yapılıyor. Akmaması için de yavaş yememeniz gerekiyor.
Hijyenik ortamlarda hazırlanıp, pırıl pırıl tepsilerde satılabilen macunlardan kim almak istemez ki?
Söz macundan açıldı ama aslında bugün benim için çok özel bir gün.
Yani 13 Ekim 2010 demek benim yarım asırlık ya da yarım yüzyıllık bir yaşa gelmem demek oluyor.
50 yıllık süreç bir göz açıp kapama kadar gibi…Ömür dediğin nedir ki?
Her zaman bana desteğini, emeğini veren, beni anlayıp dinleyen, benim ben olmamı sağlayan haklarını asla ödeyemeyeceğim kıymetli annemi ve babamı rahmetle özlemle anıyorum..
Nur içinde yatsınlar.
Onlar olduğu için ben var oldum. İkisine de sonsuz teşekkür ediyorum.
Hayatım boyunca ailem ve sevdiklerimle beraber sağlıklı, mutlu ve huzurlu olmak istiyorum.
Kendime ve bugün doğanlara, macun, elmaşekeri, horozşekeri, çubukşekeri severlerine güzel olan bu şiir benden hediye olsun.
ÇOCUKLUK
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
CAHİT SITKI TARANCI
****Yüzünüzden gülücük, vücudunuzdan sıhhat cebinizdeki para hiç eksik olmasın.