8 yıldır iktidarın tek sahibi olup şaibesiz kalmak hakikaten zor olsa gerek.
    Ülkemiz şartlarında bunu yapabilmek için tüm kadroların genel başkanla aynı ilkeye sahip olması şart.
    İnsan hayatında olduğu gibi Türk siyasetinde de bir elin beş parmağı eşit olmuyor.
    Kimi zaman genel başkanın söylemi, parti vizyonu ve misyonu taşra teşkilatındaki yöneticilerle uyum içerisinde olmaya biliyor.
    Kimi zaman (tek başına iktidarın sahibi olarak), güçlü, erdemli ve liyakatli bir lider olursunuz, Avrupa devletlerini dize getirecek kudrete sahipsinizdir ama bir taşra teşkilatına hükmetme yetkiniz olmaz.
    Köprüleri kuramaz, frekans uyumu sağlayamazsınız.
    İşte bu yüzden parti misyonuna hayat veren teşkilat yapısı çok önemlidir.
    Ak Parti'yi 8 yıldır tek başına iktidarın sahibi yapan kudret şüphesiz ki öncelikle genel başkanının siyasete ve hayata bakış açısıyla orantılı.
    Bu orantıyı sağlayabilen taşra teşkilatları da parti içi frekansı sağlayabildiği gibi tek başına iktidarın nimetlerini de bulunduğu yöreye bir şekilde yansıtmasını başarır.
YUSUF BAŞER VE
AK PARTİ MİSYONU!
    Ak Parti'nin kuruluş tüzüğündeki temel amaçlar bölümünde şu ifadeler yer alır:
    “AK PARTİ; 'insan' merkezli siyasi bir partidir. En üstün hizmetin, insana hizmet olduğuna inanır. İnsanın mutluluğu, huzuru, güveni ve sağlığı çalışmalarının hedefini teşkil eder. Bütün insanlarımızı, 'Türkiye' coğrafyasında kurulu 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti' ismi altında büyük bir aile, diğer devletleri kendi sınırları içinde komşu aileler olarak kabul eder. Sulh içinde bir arada yaşamanın, insana verilen değerle mümkün olacağına inanır.”
    Burada anlatılmak istenilen Ak Parti'nin ülke ve millet birliği vurgusunu Yozgat'la kıyaslamak istiyorum.
    Yıllardır ülkemizde süre gelen bir anlayış vardı.
    İktidar inadına burnunun dikine giden, gittiği yanlış yolu dahi sırf muhalefet söylediği için kabul etmezdi.
    Muhalefet de iktidarın doğrusuna dahi yanlış diyebilecek kadar yalandan yana siyaset üretirdi.
    Bu gün Yozgat'ta Ak Parti'nin tek başına iktidarın sahibi olarak üstlendiği misyon hiç şüphesiz İl Başkanı Yusuf Başer ve yöneticilerinin duruşuyla şekil buluyor.
    İl Başkanlığı görevine geldikten sonra partinin Yozgat'taki duruşuna farklı bir misyon getiren Yusuf Başer, duruşu ile aslında partisinin kuruluş tüzüğüyle bütünleşmiş bir siyasetçi.
    Muhalefeti yeri geldiğinde dinleyebilen,
    Hata ve yanlışlarda 'yanlı' olmak yerine objektif tutumu ile kucaklayıcı olabilen bir siyasetçi.
    Adalet ve Kalkınma gibi Yüce Allah'ın insanın var oluşuna hüküm kıldığı iki önemli değer yargısını isminde taşıyan partinin il başkanı olma sıfatını fazlasıyla hak ediyor Sayın Başer!
    Yozgat'ta muhalefetin suskunluğu aslında Ak Parti İl Başkanı olarak Yusuf Başer'in işini daha da zorlaştırıyor.
    Konuşan, konuştukça hedef gösteren, yanlışta, doğruda yol gösterici olan bir muhalefet demek Başer ve ekibinin işini aslında daha da kolaylaştırır.
    Ben Sayın Başer'in Yozgat'a çok şeyler kazandırmasının yanı sıra, objektif tutumu ile önemli bir görevi yerine getirdiğini düşünüyorum.
    Pek tabiî ki tartışılacak, konuşulacak, olmamalı dediğimiz gelişmeler de yaşanıyor.
    Ama bu tek başına Ak Parti İl Başkanına muhasebe edilecek bir fatura değil.
    Ak Parti'nin Yozgat tarihini karıştıranlar bu gün ne demek istediğimi çok daha iyi anlarlar.
    Merhum Metin Eroğlu ile başlayan süreci en iyi şekilde devam ettiren bir isim Sayın Başer.
    Siyasi arenada ortaya koyduğu duruşun Ak Parti'nin Yozgat'a bakışını da olumlu etkileyeceği kanaatindeyim.
    Bu gün Ak Parti'nin Yozgat panoramasını çıkarırken il başkanının vizyonuna bakmak gerektiğini düşünürüm.
    Vizyonu, hedefi, geleceği dair projeleri olmayan bir il başkanı, Türkiye'de tek başına değil, dünyada tek başına iktidarın temsilcisi olsa ne yazar!
    Ak Parti'nin genel politikalarını tartışmak mümkün.
    Dış politikadaki yanlışları, açılımla ortaya çıkan hataları, ekonomik anlamda oraya çıkan olumlu/olumsuz gelişmeleri görmezden gelmiyorum elbette.
Eğer Yozgat'a, bir Yozgatlı olarak bir şeyler kazandırmak gerekiyorsa muhalefetin çok konuşan bir yapıya sahip olması gerektiğini düşünüyorum.
    Muhalefet ne kadar çok konuşur, yol gösterir, kısır çekişmelerden uzak Yozgat için bir şeyler üretme kaygısında olursa eminim Ak Parti İl Başkanı da görev yaptığı şehre daha faydalı olur.
    Sanırım Ak Parti il başkanına mercek uzatmadan önce muhalefete uzatmalı merceği.
    Muhalefetin ne konuştuğuna bakmalı.
    Bu gün muhalefete mercek uzatıp, Ak Parti İl Başkanının politikalarını değerlendirecek olursak, açıkçası bir Recep Tayyip Erdoğan politikasını, Ak Parti vizyon ve misyonunu görebiliyorum.
    Tek başına iktidarın il başkanını olarak Yusuf Başer, bu hali ile Yozgat'a bir kazanç. Bu kazancı somuta dönüştürmek ise halkın talebi, muhalefetin dili, gazetecinin de kalemi ile mümkün!
    Konuşmuyor susuyorsak da yapacak pek bir şey yok gibi…