Karar, özellikle boşanma davalarında kusur tespitine ilişkin değerlendirmelerde yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.
Olay, bir süredir evliliklerinde ciddi geçimsizlik yaşayan çiftin karşılıklı olarak Aile Mahkemesi’ne boşanma davası açmasıyla başladı. Dava dosyasına yansıyan iddialar, taraflar arasındaki anlaşmazlığın uzun süredir devam ettiğini ortaya koydu.
Kadın eş, eşinin kendisini sık sık annesinin evine zorla götürdüğünü, gitmek istemediği durumlarda ise şiddet uyguladığını ileri sürdü. Ayrıca eşinin neredeyse her gün kahvehaneye giderek zaman geçirdiğini, bu nedenle evlilik sorumluluklarını ihmal ettiğini ve evin ihtiyaçlarıyla ilgilenmediğini iddia etti.
Dava dosyasında yer alan beyanlarda kadın, tüm ekonomik yükü kendisinin üstlendiğini belirterek elektrik, doğalgaz, kıyafet ve şehir dışı seyahat masraflarını karşıladığını ifade etti.
Eşinin kendisine “Maaşın olmasa seninle evlenmezdim” dediğini öne süren kadın, evlilik süresince hakarete ve psikolojik şiddete maruz kaldığını da iddia etti. Dilekçede, “kel, koca bacaklı, bu çirkini nasıl aldım gözüm kör mü oldu” şeklinde sözlerle aşağılandığını belirtti.
Davacı kadın, mahkemeden boşanmanın kabulünü, 50 bin TL maddi ve 50 bin TL manevi tazminat ödenmesini talep etti.

Kahvehaneye Gitme Davranışı Kusur Sayıldı
Dosyayı değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkeme sürecine ilişkin incelemesinde, erkeğin düzenli şekilde kahvehaneye gitmesini, evlilik birliğinin gereklerini ihlal eden davranışlar arasında değerlendirdi.
Kararda, sosyal yaşam alışkanlıklarının evlilik sorumluluklarını ihmal edecek boyuta ulaşması halinde kusur kapsamında değerlendirilebileceğine dikkat çekildi.
Karar Tartışma Yarattı
Karar kamuoyunda farklı görüşlerle karşılanırken, özellikle sosyal yaşam alışkanlıklarının boşanma davalarında kusur sayılıp sayılmayacağı yönünde tartışmaları da beraberinde getirdi. Hukuk çevreleri, kararın benzer davalar açısından emsal niteliği taşıyabileceğine dikkat çekiyor.
Yargıtay’ın bu değerlendirmesinin, ilerleyen dönemde boşanma davalarında “evlilik birliğinin ihlali” kavramının yorumlanmasına etki edebileceği ifade ediliyor.






