Yozgat insanı ''Veda bile etmeden'' göç ediyor, her ne kadar birileri çıkıp ''Göç yok!'' diye haykırsa da, gerçek balçıkla bile sıvanmıyor.
Lise Caddesi'nde baba mesleğini yürütürken, ''Emekli olup, köşesine çekildiğini, o nedenle işyerini kapattığını'' düşündüğüm esnaf arkadaşlardan birisiyle tesadüfen yol ortasında burun buruna geldik.
Merhabalaştık, ayak üstü sohbete başladık. ''Emeklilik nasıl gidiyor?'' diye sorduğum soruya, ''Tadını çıkartıyorsun, uzun zamandır görünmüyorsun?'' sorusunu da ekleme ihtiyacı duydum. ''Hayır emekli olmadım!'' dedi, ardından da, ''Bursa'ya yerleştim'' diyerek, devam etti.
Ayaküstü sohbetimiz sırasında Yozgat'tan gidiş nedenini özetleyip, Bursa'da işlerinin çok iyi olduğunu anlatırken, şu ifadeleri kullandı:
''Burada iki pantolon satacağım diye uğraşırken, karnımı bile doyuramıyordum. Bursa'da 3 tane servis aracım var, ben burada geziyorum, o araçlar orada para kazanıyor, hem de 6 kişiye ekmek yediriyorum.''
Burası Yozgat...
Orası Bursa...
Önceleri Yozgat'tan kazanıp, sonra büyük illere gidenlere çok kızıyordum. Şimdilerde hak verir oldum. Hatta ''Gideceğim!'' diyenlere, ''Durma, hemen git'' uyarısında bulunuyorum.
Ve biliyorum ki; önümüzdeki günlerde tanıdığımız birden fazla simayı, belki aylar, yıllar sonra tedadüfen görme imkanı bulacağız, ''Merhabalaşıp'', hal hatır soracağız, o zaman gitmek için elimize geçirdiğimiz fırsatları değerlendiremediğimiz için üzüleceğiz.
Giden kurtuluyor...
Kalanlar sürünüyor...
Bazen ''Sürünmeyi hakettiğimizi'' düşünüyorum, duyduklarım, yaşadıklarım, gördüklerim karşısında.
Çalışıp, biraz ekonomik yönden bir seviyeye gelen kişilerin hesabını yaparak, ''Nereden buldu?'' sorusunu kendimiz yöneltip, ''Çaldı, gömü buldu!'' gibi yanıtını da yine kendimiz veriyor, başkalarının hesabını yaparken, kendi hesabımızın olmadığının farkına bile varamıyoruz.
Aslında hepimiz şikayetçiyizdir bu durumdan. Ammavelakin, istesek de istemesek de bir şekilde ortak oluyoruz, aynı cürmü işlemeye. Herkesin hesabını yapıyoruz da kendi hesabımıza geldiğinde işin içerisinden de bir türlü çıkamıyoruz.
Hafta içerisinde Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer, İl Müftüsü Ahmet Poçanoğlu, Fatma Temel Turhan Bilim Sanat Merkezi Müdürü Kenan Şerefli, ''Küfürün önlenmesine'' yönelik hazırlanan proje hakkında bilgiler verdiler.
Eğer insanların meşguliyetleri yoksa, günlük kazançlarını kazanabilmek için herhangi bir mücadeleye gerek görmüyorsa, ''Boşvermişlik'' temel felsefe haline gelmişse, kendi hesabını bile yapmaktan uzak kalanlar başkalarının hesabını yapıyor, bir de ''Ülke yönetimine'' talip oluyorsa, o zaman hazırlanan projenin amacına ulaşma şansı da yoktur, sıfırdır. Sorun, boşluktan kaynaklanmaktadır...