Haftasonu aile fertlerimle birlikte Sorgun kaplıcalarındaydım. Oldukça keyifli geçen bir kaç saat sonra bir kaç kendini bilmezin kaplıca ve hamam kargaşası yüzünden keyfimiz kaçtı.
Termal ve hamam arasındaki farkı anlatmaya çalışsam da bir türlü beceremedim. Oysa çok yetenekliyimdir ifade konusunda bu yüzden işimizin çok zor olacağını düşündüm.
Uzun zamandır, Yozgat bürokratı ve politikacısının dilinde “Yozgat'ta termal turizmi canlanacak” cümlesi dolaşıyor. Yani “Yozgat, termal kenti olacak” denmek isteniyor.
Evet, dört bir yanından doğal sıcak su çıkan, tüm ilçelerinde jeotermal kaynakları her geçen gün çoğalan Yozgat, termal kent olma konusunda oldukça iddialı bana göre de.
Sıcak su değil tabii ki Yozgat'ı termale kazandıracak.
Bu suların aynı zamanda şifalı olması da büyük avantaj.
Her bir kaynağın ayrı ayrı özellikleri, ayrı ayrı şifa özellikleri var.
Sağlık Bakanlığınca onaylı, tespiti yapılmış gerçekler bunlar.
Ama aslında termal Kent olmak için sadece sıcak su yeterli değil.
Bizim önce termal kaplıca ile hamam arasındaki farkı ayırt etmemiz gerekiyor...
Önce termal tesisler yapılmalı, yapılanların kıymeti bilinmeli.
O da yetmiyor, halkın bu konuda bilinçlenmesi sağlanmalı. Yoksa sadece sözde kalan termal kent olmak,çocuk oyuncağı, herkes yapar.
Zira Yozgat herr zaman hep “sözde” kalan vaadlerin kurbanı oluyor.
Vaatler veriliyor, sonra sıra icraata gelince duruluyor.
Özetle vaat çok, icraat yok.
Hep söylenir, “Bizim ilçelerimizdeki doğal kaynaklar başka illerde olsa, ihya olurlardı ihyaa...”
Bu durum beni hep düşündürmüştür. “Peki biz niye ihya olmuyoruz”.
Sorgun kaplıcalarının arka tarafındaki apartlar bitmiş bilmiyorum sahipleri teslim aldımı ama görüntü olarak bile sizleri büyüleyecek güzellikte. Sahipleri kim bilmiyorum, kimlere verildi bunu da bilmiyorum hatta kim yaptı o bile muamma...
Yozgat’a gelen her hizmet başımızın tacı.
Ama peki Yozgat'tan bir müteşebbis çıksa, aynı türde ve yönde bir başka belde de veya ilçede yatırım yapmaya kalkışsa, niyet etse devlet yardımcı olmayacak mı?
Yer tahsisinde, termal tesis konusunda destek olmayacak mı?
Biz hep bu yüzden kaybettik. Belki çoğumuz her haftasonu gidiyoruz, Sorgun'a, Sarıkaya'ya, Boğazlıyan'a, Yerköy'e.
Kaplıca niyetine değil tam terrsi, hamam niyetine. Sıcak sularda rahatlama niyetine. Oysa insanlar onlarca, binlerce kilometre uzaktan sağlık için geliyor. Kaplıcalardan, şifalı sulardan yararlanmak adına geliyor.
Bunları neden mi yazdım? Önceki gün ben de Sorgun Termal Tesislerindeydim. Misafirlerim vardı ve hepsi Sorgun'un methini duymuş, sağlık bulmak adına gelmişlerdi.
Şaşırmadım desem yalan olur, biz burnumuzun dibindeki Sorgun'a sadece banyo yapmak adına giderken, Ankara'dan şifasını bilmek, şifası için gelmek şaşırttı beni.
Tamam tesis çok güzel, şartlar, kurallar tam termal şehri standartlarında ama ya bu konuda bilinci olmayan, kaplıcayı hamam gibi gören halk. Bunlar ne olacak?
Bunlara kim anlatacak, ya da öğretecek kaplıcanın, doğal kaynakların şifasını...
İşte sorun bu, işte bir şeyler başlayacaksa temelden başlamalı. Benim şehrimde ve eğer birileri bu durumu görmezden geliyorsa dur denmeli...
Her şeyi karıştırdık bari sağlık ve temizliği ayırt edelim ne dersiniz?
Önce “Termal Şehir” standartları, sonra “Termal Şehir” görüntüsü olmaz.
Herşey tamı tamına yapılmalı.
Herşey standartlarına uygun, görüntüsü uygun, sağlığa uygun yapılmalı.
Nasıl başlanırsa öyle gider.
Önemli olan doğruları baştan bulabilmek.
Hamam keyfini Termal Kültürü ile birleştirebilmek...