Bir kere hayır severine sahip çıkan üniversite her ne şartta olursa olsun kazanır.
    Tabi hayırseverleri bizimki gibiyse…
    İşadamları Erdoğan Akdağ, Bilal Şahin, Seyhan Cengiz Turhan, Hayri Yıldız ve ismini şuan burada telaffuz edemediğim pek çok değerli işadamına sahibiz çok şükür.
    Bunun yanında gönlü zengin insanlarımız da var ki onlara da değer yetmez!
    Hayır sever olmak için aslında zengin olmaya gerek yok!
    Hayrı sevmek, kalpten gelen samimi duygularla bir şeyler kazandırmaya çalışmak yeter de artar.
    Ondan sonrası da maddiyat noktasında şekil buluyorsa zaten ona diyecek bir şeyimiz olamaz.
    İnsanın elinden bir şey gelmiyordur ama niyeti iyidir, samimidir ve duadır gücünün yettiği.
    O da hayırseverdir!
    Hayırseverliğin tarifi aslında ortak bir noktada “samimiyet” temelinde buluşuyor.
* * *

    Yozgat gibi ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış, ya da gelişim gösteren kentlerin en önemli değerleridir hayırseverler.
    Bozok Üniversitesi de bu bağlamda hayırsever desteği ile kurulmuş, temelleri yine o destekle atılmış bir üniversite.
    Bu gün bu halde ise üniversitemiz onda en önemli etken hayırseverlerin desteğidir.
    Gazetecilik mesleğine başladığım yıllarda ilk tanıdığım hayırsever işadamı Erdoğan Akdağ olmuştu.
    Üniversiteye olan desteğini gördükçe şaşıyor kendi kendime “Allah Allah bir insan malını, mülkünü bu denli hayır için harcayabilir mi?” diye soruyordum.
    Derken diğer işadamlarını Bilal Şahin’i, Hayri Yıldız, Seyhan Cengiz Turhan gibi değerli işadamlarını tanıdım.
    Onları tanıdıkça hayır yapmanın ne kadar lezzetli ve anlamlı olduğunu gördüm.
* * *

    Hatırlarsanız bir ara üniversitemize katkılarından ötürü Hayırsever İşadamı Erdoğan Akdağ’ın isminin verilmesi gündeme gelmiş,
    Bazı politik nedenlerden ötürü bu süreç kısır çekişmeye kurban gitmişti.
    O günde şu gerçeği söylemekten çekinmemiştim…
    Erdoğan Akdağ gibi eğitime gönül vermiş değerli bir işadamı bu tür politik çekişmelerin içine düşüp, topraklarına sırtını dönmeyecek kadar Yozgat’a sevdalı bir insan.
    Nitekim bu söylediğimde zamanla haklı olduğum ortaya çıktı.
    Bu gün üniversiteye destek veren isimlerden bir tanesi Bilal Şahin…
    Allah hep sinden sonsuz razı olsun ki eğitim yuvasına verdikleri katkılarla bir toplumun geleceğine ışık tutacak kudretleri olduğunu gösteriyorlar.
    Şu bir gerçek ki bu insanların bu dünyalık işi kalmamış.
    Allah para da vermiş, pul da, makam da, şöhrette…
    Her insanın olduğu gibi hayırseverlerin görmek istedikleri “hatır”, duymak istedikleri “hatırlı sözler”…
    Bir küçük teşekkür onlar için hazinelerden değerli.
    Hangi insan hoş bir sözden, tebessümden, mutlu olmaz ki!
* * *

    Bozok Üniversitesi bu noktada hayırseverlerine özellikle son dönemde sahip çıkan,
    Hiçbiri arasında ayrım yapmadan, insanları farklılaştırmadan sahiplenen bir yapıya sahip.
    Gördüğüm kadarıyla başta Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Uçar olmak üzere yöneticileri hayırseverlerle diyalog noktasında çok ama çok iyi noktadalar.
    Kimi zaman öyle ince nüanslara şahitlik ediyorum ki…
    Mesela Bozok Üniversitesi’nden gelen Tamer Uçar imzalı basın bildirilerinde “Erdoğan Akdağ” isminin kampusla birlikte telaffuz edilmesi,
    İşadamı Bilal Şahin’in yaptığı bağış ve etkinliklerde ortaya konulan sahiplenme.
    İşadamı olsun ya da olmasın Bozok Üniversitesi’ne gönül bağıyla bağlı olan insanları gösterilen hassas bakış açısı bana göre oldukça anlamlı.
    Meslek hayatım boyunca insanlar arasında öyle çocukça çekişmelere,
    Kurumlar arasında öyle anlamsız zıtlaşmalara,
    Kentler arasında öyle içi boş (sözde) milliyetçiliklere şahit oldum ki…
    Hepsi de bu memleketi geriye götürmekten başka bir şey vermedi.
    Ama bu gün hayırseverine sahip çıkan, onları kucaklayan, her birine ayrı ayrı değer veren bir Bozok Üniversitesi var!
    Bu noktada Sayın Tamer Uçar ve ekibini tebrik etmek istiyorum.
    Şunu bir kez daha söylemekte yarar görüyorum; “Hayırseverine destek çıkan üniversite her daim kazanır!”
    Üniversitesi kazanan bir Yozgat zaten kazanmış demektir.
    Bu gün son model jipi üniversiteye bağışlayan Hayırsever İşadamı Bilal Şahin’e teşekkür ederken Bozok Üniversitesi rektörü Uçar ve yönetimini de unutmamak gerektiğini düşünüyorum.

YOZGAT RÜZGARI

İhsanoğlu değer katacak!

Madem söz üniversite ve hayırseverlerden açıldı o halde İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu’nu da unutmamak gerekir diye düşündüm.

Kendisiyle Yozgat’a geçtiğimiz yıl yaptığı ziyarette tanışıp, bir de ulusal basında yer bulan özel bir röportajda bir araya gelme fırsatım olmuştu.

Yozgat ve ülke gündemine dair önemli konulardan bahsettiğimiz röportajın dışında Sayın İhsanoğlu, temsil ettiği önemli kurumun ağırlığıyla geldiği Yozgat’a önemli izler bırakmıştı.

Baba ocağını ziyaret edişinden, Bozok Üniversitesi’ne bakış açısına kadar attığı her adım Yozgat sevdası kokuyordu.

Nihayetinde Bozok Üniversitesi tarafından fahri doktoraya layık görüldü.

Bozok Üniversitesi’nden önceki gün yapılan açıklamada Ekmeleddin İhsanoğlu’nun, Erdoğan Akdağ Kampus alanı içerisinde “Tarih ve Kültür, Araştırma ve Uygulama Merkezi” yaptıracağı açıklaması geldi.

Bu fevkalade önemli bir olay bana göre…

Böyle bir girişimin olacağı başından beri belliydi ama kesinleşmiş olması gelişen, büyüyen bir üniversite adına oldukça anlamlı.

Sayın İhsanoğlu sadece İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreteri değil, aynı zamanda önemli bir ilim adamı!

Haliyle yıllarla mukayese edilen kariyerinde değerli eserlere imza attı.

Kütüphanesinde biriktirdiği değerli hazineleri yapılacak olan merkeze bağışlamayı düşünmesi üniversitemiz adına hakikaten önemli bir durum.

Sayın İhsanoğlu ve bu girişimin şekillenmesinde emeği bulunan herkes çok önemli bir adım attıklarının farkındadırlar umarım.

İnşallah merkez kurulup, öğrencilerle renklenmeye başladığımda bu önemi yaşayarak bir kez daha konuşma fırsatımız olur.