Teknoloji gelişince ''Taciz'' olayları da arttı. İnternet üzerinden yapılan tacizlere, cep telefonuyla yapılan tacizlere alıştık ama ''Taciz'' olaylarına karşı vatandaşını korumakla mükellef devlet yönetimi de ''Tacizde bulunursa'' kime derdimizi antalacağız, bilemiyorum.
Sigara tiryakisiydim, yıllar önce vedalaştım. Şimdilerde ise sigaranın bedenimde bıraktığı rahatsızlıklardan kurtulmak için mücadele veriyorum. Tekrar sigaraya başlamak gibi bir niyetim yok, kurtulduğuma seviniyorum, böyle mutluyum. Ancak, herkesin benim gibi düşündüğünü düşünmüyorum. Eğer sigarayı bırakamn birisi tekrar sıgaraya başlarsa bunun tek müsebbibi Sağlık Bakanlığı'nın ilgili bölümüdür.
Çoğu kişiden duydum, kendim de yaşadım. ''Sağlık Bakanlığı'ı Sigarayı Bırakma Servisi'' olarak adlandırılan servisten, cep telefonunuzdan aranıyorsunuz. Karşınıza çıkan robot, size ''Sigarayı bırakmak istiyorsanız'' diye başlıyor, sonra devam ediyor.  ''Ben sigarayı bıraktım, bir daha aramayın'' diyemiyorum. Bunu diyebilecek bir numara yok, muhatap yok.
Hal böyle olunca sıkça, en az haftada bir kez Sağlık Bakanlığı'nın ilgili servisi tarafırndan tacize uğruyorum, insanlar bir şekilde ''Taciz'' ediliyor.
Tek tacizci bakanlık mı?...
Hayır!...
Cep telefonu numaranızı bir şekilde eline geçerin bankalar, marketler, pazarlamacılar, peşipeşine ''Taciz'' ediyorlar insanı, insanları. Böyle bir şeye hakları var mı? bilemiyorum ama olmaması gerektiğini düşünüyorum.
İnsanların bu tip durumlarda bir hakkını olması gerekir. Eğer bankaların, internet satıcılarının veya diğer kurum, kuruluşların aramalarını istemiyorsam o zaman ''istemiyorum'' denildiğinde, bunun dikkate alınması gerekir. Alınması için bir şeylerin yapılması zorunludur.
''Siz bizim en değerli müşterimizsiniz, size şu kadar kredi açtık, kartımızı alın'' diye söze başlıyorlar, ''Hayır, teşekkür ederim, karta ihtiyacım yok!'' diyorsunuz ama dinleyen kim?...
''Kartımızın size sağlayacağı imkanları anlatayım, sonra ona göre karar verirsiniz'' diyerek devam ediyor, yine 'Teşekkür ederim'' diyorsunuz, bu kez size ''Ahiret Sualleri'' sormaya başlıyor, ''Neden?'' diyerek.
Nedeninizi söylemeniz karşı tarafı tatmin etmiyor. Halen başka nedenler arıyor, size telefonu yüzüne kapatmaktan başka çıkar yol bırakmıyorlar.
Bir de sizin talebiniz isteğiniz olmadan gerçekleştirilen uygulamalar var. Telefonunuza bir mesaj geliyor, ''Hizmetimizden yararlanabilirsiniz, yararlanmak istemiyorsanız şu numaraya mesaj atın!'' yazıyor, ne hizmeti olduğunu bilmediğiniz hizmet başlıyor. Ay sonunda size bir fatura geliyor, itiraz ediyorsunuz. İtirazınıza karşılık, ''Efendim iptal talebinde bulunmamışsınız!'' yanıtı veriliyor. İyi de ben zaten hizmet talebinde bulunmadım ki; ''İptal'' edilmesi için bir talepte bulunayım, diyemiyorsunuz.
Eskiden tüketici haklıydı, şimdi hizmet verdiğini düşünenler haklı, dikkatli olmak gerek...
______________________

Perşembenin gelişi

Hani bir laf vardır, ''Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir'' diye. Yimpaş Yozgatspor'un Gümüşhanespor deplasmanında zor bir sınav vereceği de Boluspor ile oynanan kupa maçında üç aşağı beş yukarı belliydi.
Geçtiğimiz hafta kaleme aldığım yazımda, ''Boluspor ile oynanacak kupa maçı üç ihtimalli, her şey olabilir, normaldir ama sonrasında Gümüşhanespor ile oynanacak maça dikkat edilmelidir, zor bir maç'' deme ihtiyacı duymuştum.
Bu durum sadece Yimpaş Yozgatspor'a has bir durum değil. Lig takımları bu tip sıkıntıları zaman içerisinde yaşarlar, kendilerine ders çıkartıp, ona göre de gerekli tedbirlerini alırlar.
Şöyle düşünün; otomobilinizde otoban yolda ilerliyorsunuz, birden yol bitip, patikaya düşüyorsunuz. Aracın performansı nasıl aniden düştüğünde teklediği gibi, spor kulüpleri de aynı şekilde sıkıntı yaşarlar.
Yimpaş Yozgatspor, üst üste üç karşılaşma oynadı. Rakipleri, 3'üncü Lig'in iddialı ekiplerinden Maltepespor ve Beylerbeyi takımları, ardından PTT 1'inci Ligi takımlarından Boluspor. Üç maçıda kazanan kırmızı siyahlı ekip, teknik kapasitesi, takım oynu, tempolu oynamayı seven takımlardan sonra, ligde gösterdiği performans açısından bakıldığında gol atmakta zorlanan, gol yemeyen, daha çok defansa dönük futbol oynamayı tercih eden klasik ''Beraberlik takımı'' diye adlandırabileceğimiz Gümüşhanespor ile karşı karşıya geliyor.
Top yapmaktan çok, mevcut skoru koruma yönelik takım karşısında elinize geçirdiğiniz pozisyonu değerlendiremediğiniz zaman sonuca gitme şansınız olmaz. Pozisyonu bulabilmeniz içinde ferdi yeteneklerin öne çıkması gerekmektedir. Bunu yapamadığınız zaman çıkacak sonuca razı olursunuz.
Yimpaş Yozgatspor'da bunun sıkıntısı yaşamış, anlaşıldığı kadarıyla. İlk dakikada kalesinde gördüğü gol sonrasında rakibinin üzerine tüm hatlarıyla gitmiş, penaltı kazanmış, bunu da değerlendirememiş. Rakip de bu kez oyunu ceza sahası içerisinde değil, dışında kabullenip, topu oyunda tutmaktan çok kaleden uzakta tutmayı tercih etmiş.
Böyle bir durumda, siz aşırı performans sergileyip, gol bulmak için bedensel gücünüzle birlikte zihinsel olarak da güç kaybederken, rakip dinlenerek topu ilerde tutmaya çalışır. Siz gücünüzü yitirirsiniz, rakip ayakta kalır. Sonucu istediği gibi belirler.
Bu tip durumlar tersinden de yaşanılabilir. Yani zayıf ekiplerle karşılaşıp, sonra da karşınıza güçlü bir ekip çıktığında yine aynı sıkıntıyı yaşarsınız.
O yüzden bu tip lig maratonunda dikkatli olmak durumundasınız. Analizlerinizi önceden yapıp, rakibin daha istekli ve konsantre olduğunu, kendi sahasında da olsa kapanabileceğini bilerek, oyuna başladığınızda istediğiniz sonucu alma ihtimaliniz de yüksek olur.
Kırmızı siyahlı ekip, pazar günü Sancaktepe Belediye takımı ile karşılaşacak. Gümüşhanespor deplasmanında yaşadığı sıkıntıyı yaşamayacaktır.