Bazı zamanlarda söyler, devre göre de işine geldiği gibi yazdırılır…
***
Anadolu kulübünde,  geçen hafta bir yemeğe katıldık. Kıymetli ağabeyim, dostumuz Necati Uyar, kardeşim Fevzi Öztürk ve arkadaşımız Zamir Ahıska birlikte gittik. Hoş beş, katılımcıların kendilerini tanıtımlarından sonra, bir tarih profesörü “Türklük” konusunda, bir saate yakın konuşma yaptı.
Türk bayrağının, Niğbolu!  Savaşında ortaya çıktığı ile cümlesine başladı… Niğbolu (1396) oysa ki, 1389 1nci Kosova (Birinci Murat) bayrağın şekillendiği yazılır ve dile getirilir. Bu savaşta, 1nci Murat Hünyadi adlı Sırp tarafından şehit edilir. Akan kan Ay-yıldız figürü oluşturur. Bu olaydan sonrada, üç hilal yerine, Ay –yıldızlı bayrak kullanılır.
***
Sayın profesörün, Hıristiyan Türklerden bahsederken, Gagavuzlardan hiç söz etmemesi unutkanlığına gelmiş olacak ki, Yahudi Türk devleti (Hazarlar-Karaylar) konusuna da uzaktan değip geçmesi de yine unutkanlık kalıbı içerisinde kalmış oldu…
Oğuzların atası Oğuz Kağan’a izafeten, (Gök-Oğuz) “Gagavuz’lar”11. Yüzyıl ortalarında, Ortodoks Hıristiyan olmuşlardır. Gagavuzların dışında, Tuva, Çuvaş, Yakut Türkleri de Müslüman değildirler.
***
Kıymetli tarihçimiz, Kumanlardan, Kıpçaklardan ayrı söz etmiştir. Oysaki (Kuman-Kıpçak) birlikte anılır tarihte. Bizansın (Doğu Roma) çağrısıyla, Peçenek Türklerine saldırırlar.
En parlak dönemlerini Gürcü krallığı döneminde yaşarlar. Memlukların kurucularının da (Kuman-Kıpçaklar) olduğu tarih kaynaklarında geçmektedir.
Çin tarih kaynaklarında Kıpçak, Latin kaynaklarında kuman diye geçen bu soydaşlarımız, Karadeniz bölgesinde epey yere isim bırakmıştır.
Koman deresi (Alucra) koman köyü, koman dere (Vakfıkebir), Koman yurdu yaylası (Tirebolu) vs… ayrıca Borçka (Kuman boyu-Borçoğlu) dan kalan bir yerleşimdir.
***
Tarihi tarihçilere bırakmak yani işi ehline bırakmak bir kuraldır da, tarihçilerinde tarihi iyi okumaları etrafa bilgi aktarırlarken de, sadece tarihi kendilerinin bildikleri duygusunu bir kenara bırakmaları,  bilgilerine daha çok zenginlik katar. Hani ne demiş fuzuli “söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.”
***
Bu arada, toplantıyı organize eden dostlarımızda, naçizane bir hatırlatma yapmak isterim.
Konuşmacıya soru tevcih edilmeyecekse, bunu baştan duyururlar, “sadece dinleyeceksiniz!” derler.
 Dinleyicilerden soruya hazırlananlara el, kol hareketleriyle destur çekmek bana çok ters geldi de, diğer arkadaşlar ne düşünür bilemem..!