Süt sattığından oldu Sütçü İmâm,
Başlattı Kurtuluş Harekâtını,
Günlerden Cuma idi vakit akşam.
Süt satarak geçimini sağlardı,
Çınarlı’da imâmlık da yapardı,
Sütçü diye anılırdı Maraş’ta,
Sütlerini çok ucuza satardı.
Hint askerleri bile satın alınmış,
Antep, Maraş, Çukurova sarılmış,
İngiliz, Fransız, hele Ermeni,
Halkı kuduz köpek gibi dalamış.
Şehirlere karargâhı kurmuşlar,
Şeytan ile plânları kurmuşlar,
Küfürleri ilke olmuş, tarz olmuş,
Kadına kıza da tuzak kurmuşlar.
Dört bir yandan sarılmıştı ülkesi,
Amansızdı düşman denen kahpesi,
Fransızlar şehre kadar girmişti,
Aldırtmıyorlardı rahat nefesi.
Ermeniyle birlik oldu Fransız,
Yurda göz dikmiş, hısız oğlu hırsız,
Uzunoluk cadde, kışla yolunda,
Yaptıklarıyla kaldılar: Namussuz.
Akşam üzeri, bir kadın feryadı,
Üç sarhoş, ahlâksızın evlâdı,
Tâciz ederler Türk kadınlarını,
Görenler yerinden kalkıp fırladı.
Yürüdüler sarhoşların üzerine,
Ermeni destek çıktı Fransız kerine,
Çakmakçı Sait’i ettiler şehit,
Başladı savaş, vaka üzerine.
İmâmla Karadağ çekti silahı,
İkisi bir boşattı kurşunları,
İlk kurşunla bir ermeni vuruldu,
İmânsıza kestiler hesapları.
Ummadı kefere böyle tepkiyi,
Vatana olan yüce sevgiyi,
Hatırlattı düşmana Sütçü İmâm,
Gördü düşmanlar, doğruyla eğriyi.
Bu savaşta nice olaylar oldu,
Kimi şehit, gazi, kimi kayboldu,
İntikam dedi durdu, ermeniler,
Bir Sütçüyü aramaya koyuldu.
Misilleme harekâtı yaptılar,
Sağa sola ateş açıp yaktılar,
Plânları, misyonları hep buydu,
İşkenceyle iki Türk’ü yıktılar.
Biri Zülfıkâr Çavuşoğlu Hüseyin,
Biri de Tiyeklioğlu Kadir’in,
Burunları, kulakları kesilmiş,
Bağlanmış halde ayakları, ellerin...
Yakalanmaz Sütçü İmâm düşmana,
Gelmez düşman ipe sapa, imâna,
Derslerini alıp çekip gittiler,
Çok çektirdi düşman Maraş halkına.
Abdulmecit Sultan Halife oldu,
Belediyede de kutlama oldu,
Top atışında kaza ile yandı,
O hep gönüllerde kahraman oldu.
(Eğitimci Şair Yazar
EKREM GÜRER)