BOĞAZLIYAN yöresine ait bir türkü vardır:
Soğuk su başında yedim kebabı/ Kimler olsun nazlı yârin sebebi.
Türkü böyle uzar gider.
Dün bir ortamda sularımızı konuştuk yine.
Mevzu terkos denilen hat üzerinden başlasa da, biz çeşmelerimizi hatırlayıverdik.
Yaş itibariyle en küçük ben olmama rağmen ben dahi sohbete katkı sunabildim.
Yani benim çocukluğuma kadar bu çeşmeler duruyordu.
Camızlık çeşmesinin ahvalini de konuştuk, Özel İdare’nin önünde bulunan çeşmeyi de.
Sahi, nohutlunun eteklerinden inen sular bugün neredeydi?
Mesela şu otopark inşaat alanından her gün gürül gürül akan su nereye gidiyor?
Çamlığın eteklerinden inen suları nereye götürdük?
Büyük Cami’nin bahçesindeki su nereye kayboldu?
Artık bulduğumuz suları da çeşme olarak kullanamıyoruz.
Çünkü Sağlık Müdürlüğü bu çeşmelerin denetimini tam manasıyla yapamıyor, yapması da mümkün değil.
Her an suya birisi kanalizasyon bağlayabiliyor.
Çeşmelerin kontrolü için 24 saat örnek alıp incelemeniz gerekiyor.
Bir şarkıda diyor ya ‘Biz büyük, kirlendi dünya’ işte öyle oldu…
Bugün şebeke suyuna muhtacız ve alternatif su kaynaklarımız kalmadı.
Çocukluğumun geçtiği Yukarı Nohutlu Mahallesi’nde sadece benim hatırladığım 4 evin bahçesinde su kuyuları vardı.
Bugün onların yerine apartmanlar var.
Bu apartmanlardan bir tanesi var ki asansör boşluğuna yıllardır su birikiyor.
Asansöre bindiğinizde su şarıltısıyla hareket ediyor asansör.
Altta kalan su yolunu asansör boşluğunda bulmuş.
Derelerin açılması mevzusu da böyle oldu.
Belediye önce dere üstündeki menfezlerin yıkımını gerçekleştirdi.
Projenin ilk amacı, derenin üzeri açılacak, yasaya uygun taşkın önleme tedbirleri alınacaktı.
Akabinde ise dere temizlenmek suretiyle, berrak hale getirilecek ve biz de etrafında yürüyebilecektik.
Belediye ekipleri dereyi açtı ama temizlenmesi mümkün değildi.
Çünkü birçok yapı, site ve apartman kanalizasyonunu doğrudan bu dereye vermişti.
Binalar inşa edilirken kanalizasyon sistemi inşasına gerek görülmemişti.
Veriyorsun boruyu dereye, akıp gidiyor…
Kirleten biziz, mahveden biziz, şikayet eden biziz…
Tabi tüm bunlar Yozgat’a sağlıklı, hijyenik ve temiz su veremeyenleri haklı çıkaramaz.
Daha dün yazmıştım, bir şehir neyi konuşuyor, nelerle uğraşıyor diye…
İşte bir şehir sudan meseleleri konuşuyor ve vakit harcıyor…
Çözemeyenler koltuklarını sudan sebeplerle kaybedebilir…
Uyarıları dikkate almakta ve mevzuyu kalıcı çözüme kavuşturmakta fayda vardır.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Bir çocuk, bir gocuk kampanyasına destek veren Yozgatlı siyasetçiyi.
*Kış aylarında kimsenin uğramadığı, hayalet vadiye dönen spor vadisini.