Girişimci kadınlar bizde de var ama giderek onlar da 'Tabela' olmaya aday gibi görünüyor. Bunun birden fazla nedeni var. Bu nedenlerin ortadan kaldırılıp, girişimci ruhun, heyecanın harekete geçirilebilmesi için herkese önemli görevler düşüyor.
Bir zamanlar Yozgat'ta açılan meslek edindirme kursları ve ardından kadın girişimlere evlerinde kuracakları atölyelerde yapacakları üretimde ihtiyaç duydukları malzemelerde kullanılmak üzere krediler verildi. O zaman gündeme getirilen ''Pazar sorunu'' konusunda yöneticiler birbiri ardına sözler verdi. Üretimin tanıtımı yapılacak, teşhir salonu oluşturulacak, kurumlar yapacakları etkinliklerde verecekleri hediyeleri kadın girişimcilerin yaptığı, yapacağı ürünlerden seçecekti. İlk zamanlar öyle oldu, sonrasında hepsi rafa kaldırıldı.
Yozgat Belediyesi kadın girişimcilerin ürünlerini teşhir etmesi, birbirleriyle kaynaşması amacıyla proje hazırladı. Cumhuriyet Parkı içerisinde bulunan kiradaki bina bu amaçla düşünüldü. Bakım çalışmalarına başlandığında bundan vazgeçilip, bu kez Sivas Caddesi'nde bulunan boş bir alana yine kadınların ürünlerini teşhir edip, satabilmeleri için bir mekan yapıldı. Bina bitti, taleplisi çok olunca girişimci kadınlara ''Siz biraz daha bekleyin'' denilip, bu kez geçici olarak Hayri İnal Konağı'nın bir odası ''Teşhir için'' tahsis edildi. Yozgat Valiliği tarafından atölye kuruldu, girişimciler yetiştirilip, ürettikleri ürünler pazarlanacaktı.
Ama o da olmadı...
Hep eleştiriyoruz, ''Üretmiyoruz!'' diye hayıflanıp, duruyoruz.  Üretenin elinden tutulmayıp, ''İşletmeni kurmana yardımcı oldum, daha ne istiyorsun!'' tavrının ön plana çıktığı bir yerde üretimden söz etme imkanımız var mı?...
Elbetteki yok!...
Biz havanda su dövüyoruz. Yaptığımıza inanmadığımız için, başladığımız işi yolda bile bırakmıyor, başlangıcında terkediyoruz. Asıl sorun burada başlıyor. Bizleri ''Hadi'' diyerek yola çıkaranları, harekete geçmek üzere ilk adımımızı alttığımızda yanımızda bulamayınca, karamsarlığa düşüyor, yıkılıyoruz.
Bu da yetmiyor...
Bizleri yalnız bırakan, bizleri yönetenler çıkıp ''Yozgat insanı tenbel!'' diyerek, suçu bizlere atıyor, ''Tarım alanlarında her yıl 10 bin insan Doğu Anadolu bölgesinden Yozgat'a çalışmaya geliyor, bizim insanımız ise iş beğenmiyor!'' gibi, boylarından büyük laf etme hakkını kendilerinde buluyorlar.
El insaf yani...
Kadın Girişimcileri temsil eden Hatice Sarı, bir süre önce Eskişehir'e gidip, iyi izlenimlerle döndü, paylaştı. İyi niyetli başlatılan bu çalışmaların desteğe, yönlendirmeye ihtiyacı var. Aksi takdirde, Hatice Sarı ve arkadaşları Eskişehir'e sadece turistik bir gezi için gidip, dönmüş olurlar. Bunun sorumlusu, suçlusu da gidip-gelenler olarak görülecektir. Ama asıl suçlu, desteğini esirgeyenler olacağının bilinmesi gerekir. Bunun görülmesi, tepki verilmesi gerekir ki; atılan adımlar havada kalmasın. Varolan potansiyelimiz harekete geçsin.