Yozgat'taki sessizliğe bakılıp, kürsüye çıkıp, doğru söylemeyenlere tutalan alkışların sesisini duyunca, yazdıklarımızın, yazarken feryatlarımızın boş olduğunun farkına vardım artık.
Geçtiğimiz hafta sonunu Yozgat'ta geçiren hükümetin iki numaralı isminin düzenlemiş olduğu toplantıya katılmamama karşın, eleştirilerde bulunmamın ne kadar ''Ayıp'', ne kadar ''Yanlış'' olduğunu söyleyenlere gülüp geçmek de var ama en azından bilgilendirmenin ihtiyaç haline geldiği kanaati de hakim oldu.
Her şeyden önce sözkonusu toplantıya davet edilmediğim gibi, gerçekleştirilen organizasyonun ''Emirvaki'' olması, yani hazırlanan programın ardından, katılması istenilenlere telefonla saat değişikliği bildirilmesi pek hoşuma gitmedi. Kaldı ki, yapılan toplantının amacı bile belli olmadığı da bir gerçek.
Birileri basın toplantısı düzenliyorsa, o basın toplantısında sorulacak sorular da sınırlı ve güncelden öteye gitmez. Sorulan soruya verilen yanıtın doğruluğu orada tartışma konusu yapılamaz, yapılmamıştır da.
Düzenlenen Yozgat'ı ilgilendiren konularla ilgili ''Sohbet'' niteliğinde bir toplantı amaçlanıyorsa, o zaman davetliler bilgilendirilir, katılımcılarla fikir alışverişinde bulunulur, sonrasında da toplantının yer ve saati belirlenir.
Davet edilmeyen yere kimlerin gittiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Hükümetin iki numaralı ismi veya üst düzeyde görev yapan insanlarla yanyana gelip, hatıra fotoğrafı çektirerek, sağa-sola hava atmak gibi bir beklentimiz bugüne kadar olmadı. Olanları da zaten herkes yakınen tanıyor, biliyor. Bu yüzden de bu tip toplantılara katılmak istemiyorum, katılmıyorum.
Bir başka konu ise, amaçsız ve sonuçsuz toplantıların zaman israfı olduğunu düşünüyorum. Bu inançla da, hükümetin iki numaralı ismine iletilen sorunların çözümlenmediği gibi, daha da çıkmaza girdiğini, gelecek yatırım ve hizmetlerin gelmediğini görmüş birisi olarak, zamanımı boşa harcamak istemiyorum.
Görevim, gündeme taşınan ve taşınmak istenilen konuları değerlendirip, komuoyunu bilgilendirmektir. Bunu yaparken, siyasi, ideolojik düşünmediğim gibi, herhangi bir getirisini veya götürüsünün de hesabını yapma ihtiyacı duymuyorum.
Kaleme alıp, gündeme taşıdığım her konuyla ilgili yalanlanmayı her zaman canı gönülden istiyorum. Bunu her fırsatta da dile getiriyorum. Eğer gündeme taşıdığım konularla ilgili olarak zaman beni haklı çıkartmamış olsaydı, bugün Yozgat'ta bir çok sorun çoktan çözümlenmiş olurdu.
Her neyse...
Bugün günlerden Cumartesi, ilkbaharı geride bırakıp, yaz aylarına ''Merhaba'' diyoruz. Böylesine güzel bir günde, gündemdeki konularla kendimizi meşgül etmeye gerek var mı?...
Nasrettin Hoca misali, herkese birer ''Mavi Boncuk'' dağıtıp, ''Sende hakslısın'' diyerek, günü geçirmek varken, koca şehrin derdini sırtlanmaya kalkmak neyimize. Herkes hayatından memnunsa, ötesi hikaye...