Valla helal olsun gayretli kaymakammış…
    Yozgat’ın aktif kaymakamlarından olduğunu biliyordum ama bu kadar duyarlı olabileceğini düşünmemiştim.
    Zor’a talip olmuş…
    Sorgun Kaymakamı Levent Kılınç’ın zoru öyle bildiğiniz zorlardan değil…
    İliklerimize kadar işlemiş,
    Dilin kemiğini eritmiş,
    Ağzımızın ta içine dolmuş,
    Kalpten dile, dilden sokağa, karşımızdakinin alayına, yeni ceddine kadar uzanan bir kara lekeyi ortadan kaldırmak için talipli olmuş Sayın Kaymakam…
    Cesaretli bir devlet adamıymış, zira çözmeye talip olduğu şey ordularla, savaşlarla, harp meydanlarından çözülebilecek şey değil.
    Atsanız atılmaz, satsanız satılmaz, bizimkisi öyle bir sorun işte…         
    Kaymakam Kılıç, “Küfür” ve “Argo” sözcüklerle mücadele karar almış.
    Bir çoğunuzun amannn dediğini duyar gibiyim.
    Aman ya…
    Ne olacak ki başka…
    İsterseniz Sorgun Kaymakamı Kılınç’ın konuyla ilgili açıklamasındaki şu bölümü ele alalım önce:
     - Küfürlü konuşan insanlarımız söyledikleri küfürlerin farkında bile değiller. Bunu söylerken doğal bir şey söylüyorlarmış gibi konuşuyorlar. İşte biz bu insanların küfürlü konuştuklarının farkında olmalarını sağlamak amacıyla böyle bir kampanya düzenledik.
    Valla doğru tespit…
    Biz küfürlü konuşmuyor, küfrü yaşıyoruz sözcüklerle.
    Doğal geliyor artık bize küfürlü konuşmak.
    Yozgat lehçesinin bir parçası...
    Hani ‘Nörüyon’ deriz ya, karşımızdaki de bize ‘Nörüyüm, sen nörüyon’ der…
    Tıpkı bunun gibi, her iki kelimeden birinde basıyoruz kalayı…
    Nereye, kime gelirse fark etmiyor.
    Ağız dolusu küfrediyor…
    Küfür kusuyoruz çoğu zaman.
    Küfürlü yaşantımız öyle bir hal almış ki farkındalığı kalmamış olayın.
    Biz Yozgat’ta yaşayanlar olarak anlamıyoruz küfürlü konuştuğumuzu.
    Dışarıdan bakanlar görüyor küfürlü konuştuğumuzu…
    Kaymakamlık olarak daha önce de sigaraya karşı mücadele edip, 350 kişiye sigara bıraktırmış Sorgun’da.
    Bu yılı da “Argo ve Küfürle Mücadele” yılı ilan etmişler.
    Ben bu cesaretinden ötürü Sorgun Kaymakamı Levent Kılınç’ı tebrik ediyor, destekliyorum.
    Aynı sorun Yozgat ve ilçelerinde bilumum yaşandığı için ayrım yapmadan konuya daldım.
    Kılınç konuyla ilgili açıklamasında ‘Aman’ demiş “Aman yanlış anlaşılmasın ilçede böyle bir kampanya başlatmış olmamız Sorgun’da fazla küfür kullanılıyor anlamına gelmesin…”
    Sonuçta devlet adamı doğruyu söylerken de doğru söylemeli yanlış anlaşılmamalı.
    Küfürle mücadele edip çok küfrediyorsun vatandaş demek de kimi zaman doğru olmuyor.
    Ama Yozgatlılar olarak eğri oturup, doğru konuşmak, konuşurken de iğneyi şöyle acıtacak yerlere batırmak gerektiğini düşünüyorum.
    Sorgun’daki bu girişim aslında ailede başlamalı.
    Evladım küfretme derken dahi babasının bilmem neyine ne ettiğim diye başlayan cümleler toplumuzda eksik olmuyor.
    Oğlum hadi göster bilmem nereni amcana derken o çocuğun büyüdüğünde o amcaya ne söyleyeceğini hiç düşünmüyoruz.
    Bu şekilde büyüyen çocuklar zamanla cadde boyu küfreden,
    Hayatını küfürle geçiren,
    Bir birinin en değerli varlığına küfrederken nasıl bir kirli ağızla konuştuğunun farkına dahi varmayan insanlar topluluğuna dönüşü veriyor.
    Ben küfür sorununu sigara yasağına benzetiyorum.
    Herkes şikayetçi ama herkes kural tanımaz.
    Sözde sigara yasağından yanadır devletin tepesinden tırnağına bilumum yetkililer ama önce kuralı onlar bozarlar.
    Ama ben her şeye rağmen bir adım da olsa küfre karşı atılan adımı görmezden gelemedim.
    Bana göre büyük bir cesaret Sorgun Kaymakamı’nın yaptığı.
    Şimdi kaymakam,
    Belki yarın anne-babalar, daha sonra öğretmenler, esnaf, işadamı, doktor, sokaktaki vatandaş…
    Topyekün katılırız bu savaşın içine…
    Ama kıvılcımı atan, ilk kılıcı kim çeken kim olursa olsun cesaret gösterilmesi büyük bir erdem.
    Bir gün, bir saat de olsa küfretmeden durmaya çalışmalı önce…
    Tıpkı yürümeye yeni başlayan çocuk misali…
    Gerisi nasıl olsa gelir, küfretmeden durmak çok da zor olmasa gerek.
YOZGAT RÜZGARI
Masarifoğlu gibiler var olsun
Nerede bir Yozgatlı bir başarının altına imza atsa göğüs kafesime dar gelir kalbim…
    Gurur ve duygusallık o an buluşuverir.
    Sanırım sahipsiz bir kentte doğup, büyümenin verdiği cesaret yoksunluğu Yozgat dışında da olsa Yozgatlıların ortaya koyduğu başarıyı daha değerli ve anlamlı kılıyor benim için…
    Eminim çoğu Yozgatlı da benimle aynı duygu ve düşünceyi paylaşıyordur.
    Avukat İlhan Masarifoğlu da Yozgat dışında başarılı olan, göğsümüzü kabartan isimlerden bir tanesi.
    Masarifoğlu Ailesi Yozgat için hakikaten önemli bir soy isim…
    Değerli babaları, onun dışında ağabeyi İhsan Masarifoğlu ve sonrasında tanıdığım İlhan Masarifoğlu hakikaten Yozgat’a ve Yozgatlı’ya sevdalı insanlar.
    Mütevazı, işlerinde başarılı, insanlarla alabildiğine sıcak münasebetler kurabilen insanlar.
    Böyle bir ailenin bireyi, Yozgat’ın evladı olarak Avukat İlhan Masarifoğlu’nun Türkiye Barolar Birliği Delegesi olmasından duyduğum memnuniyeti ve mutluluğu dile getirmek istedim.
    Yozgat dışında Masarifoğlu gibi başarılı ama ismini bilmediğimiz o kadar çok Yozgatlı var ki….
    Ne mutlu ki bize İlhan Masarifoğlu’nu tanıyor, biliyoruz…
    Allah İlhan Masarifoğlu’nun başarısını daim, ufkunu açık etsin…
    Tabi onun gibi yüzü ve gönlü başarıya dönük, Yozgat sevdalısı Yozgatlılar’ın da…