Bölgesel Amatör Lig’de ikinci maçımızı kendi sahamızda , bir önceki yıl üçüncü ligden düşmüş çok deneyimli bir takım olan Karadeniz’in güçlü ekibi Bafraspor ile oynayacaktık. Bafraspor, oldukça iyi bir kadroya sahip ve profesyonel lig görmüş, deneyimli bir takımdı.
Biz, Sorgun Belediyespor olarak bu maça iyi hazırlanmıştık. Gerek takım olarak, gerek taraftar, gerek yönetim ve gerekse ilçe olarak gerçekten iyi hazırlanmıştık.  Çok güzel bir havada, tribünleri tıklım tıklım dolduran bir taraftar kitlesi önünde maça başladık.
Karşımızdaki takımın çok deneyimli olmasına rağmen, biz de kötü oynamıyorduk. Taaa ki 86. Dakikaya kadar.  İşte bu dakikada yediğimiz talihsiz bir gol, hem takımımızın, hem taraftarlarımızın morallerini alt üst etti.
Bir anda saha karıştı, yumruklar, tekmeler birbirine girdi. Bu sırada takımımız yöneticilerinden Fatih Çilibiş başından yaralanırken, sahaya giren bir seyirci, Bafrasporlu bir oyuncunun suratına tekme atmasıyla dili boğazına kaçtı ve bir süre nefessiz kaldı. O anda orada sağlık ekibi olmasa, o genç şu anda hayatını yitirmiş olacaktı. İşte Bölgesel Amatör Lig’in ikinci maçında da böyle ilginç bir anı yaşadık. Ancak gerek bu maçta oynadığımız futbol ve gerekse taraftarın  takıma  sahip çıkması bizleri büyük bir ümit yolculuğuna çıkarmıştı. Bu ümit yolculuğunun en büyük izleyicilerinden biri de  ben olacaktım ve öyle de oldu.
Ertesi hafta Samsun deplasmanında İlkadım Belediyespor ile karşılaşacaktık. Buradan cumartesi günü yola çıktık. Samsun Omtel Otel’de konakladık. Ne yazık ki, ter idmanı yapmak için bırakın bir sahayı düzgün bir alan bile bulamadık. Deniz sahilinde oyuncularımız Antrenörleri Murat Gözübüyük yönetiminde kısa bir ter idmanı yapabildi. Otel güzeldi, yemekleri de. İyi bir gecenin ardından, sabah ilk işim otelin lobisindeki yerel gazetelere göz atmak için aşağıya inmek oldu.
Elime ilk geçen yerel gazete Samsun Arena idi. Tabii öncelikle spor sayfasını açtım. Daha doğrusu yerel spor haberlerini içerin sayfayı.  İşte başlıklar. ‘’Bafra’ya başkan dopingi’’ ve altındaki haber.
‘’Geçtiğimiz hafta Sorgun Belediyespor ile oynanan maç sonrası çıkan olaylarla ilgili olarak ev sahibi takıma hiçbir ceza gelmezken, sadece savunma istendi. Maç sonrası çıkan olaylarda taraftarlar sahaya girmiş, çıkan olaylarda 4 Bafrasporlu oyuncu yaralanmıştı. Diye haber vermişti Arena Gazetesi. Oysa haber altı kullanılan resimde yerde yatan kişi, takımımızın yöneticisi Fatih Çiliş idi. Her ne kadar bizim seyircimizin suçu olsa da, sahaya giren o taraftarın suratına tekme atan ve neredeyse ölümüne sahip olacak olan kişi Bafrasporlu oyuncu idi. Bize hiç ceza verilmediğini yazan gazete, tamamen asparagas bir haber yapmış ve bir maç yabancı sahada oynama cezası almış, bu maçı da Merzifon’da oynayarak en önemli rakibimiz olan Boyabat’a 2-1 kaybetmiştik.
Aynı gazetede diğer bir haber ise yine bizim takım ve İlkadım Belediyespor’a aitti. Onda da İlkadım Belediyespor Teknik Direktörü Hüseyin Toğukuş, Bafraspor maçında çıkan olayların kendilerini ilgilendirmediğini, maçın dostane bir hava içerisinde geçeceğini, zirve için Sorgun Belediyespor’u mutlaka yenmeleri gerektiğini, ancak Sorgun’u da kolay lokma olarak görmediklerini söylüyordu. Oysa onlar için hiçte öyle olmadı. ilk Samsun deplasmanında gerçekten çok kötü oynamış, mahalle takımına bile yakışmayacak bir oyunla İlkadım Belediyespor’a da 2-0 yenilince bizim için yavaş yavaş çöküş başlamıştı.
Samsun’dan geri dönüş yolunda kimsenin ağzını bıçak açmıyor, kimse konuşmak istemiyordu. Herkes, özellikle futbolcular çok acıktıkları halde, bir yerde yemek yiyelim bile diyemiyorlardı. Bu duygular içerisinde yola devam ederken Kavak İlçesi’ne yaklaştığımızda Başkan Nihat Künbetli’ye ‘’Başkan, ne dersin, yemek yiyelim mi’’ deyince o da ‘’Kavak’ta menemen yeriz’’ diyerek kabul etti ve orada yaklaşık bir saatlik bir beklemenin ardından birer tabak menemen yiyerek karnımızı doyurduk.
Yemek sırasında kimse konuşmuyor, kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Bu sırada Murat Hoca istifa ettiğini açıklamaz mı?. Ortalık bir anda buz kesti. Herkes bir birine baktı. Hep birlikte işin sonunun ne olacağını merak etmeye başladık. Sonrasında Kaptan Kamil yanımıza gelerek, bu takımın kafaya oynamasının mümkün olmadığını, devre arasında mutlaka transferler gerektiğini söyledi.
Bu duygularla yemeğimizi bitirdikten sonra tekrar yola koyulduk. Bu saatten sonra yapılacak bir şey yoktu ve yola bu takım ile devam etmek zorundaydık. Bu şartlar altında neler yapılacaksa onları bir an önce yönetimin yapması gerekiyordu. Yani, takım içerisinde bazı önlemler alınmalı, bazı operasyonlar yapılmalıydı. En azından ben böyle düşünüyordum.   (Sürecek)