Şimdi bırak aksın gözyaşların hemde hiç akmadığı kadar...
    Yıllar önce darbe yemiş bir yüreğin kalıntılarını üzerimden atamazken bir hiç uğruna şimdi, yenileri ile uğraşmanın hazin bir öyküsünü yaşarken karardı yine dünyam.
    Alışmaya çalışmak kadar yenik bir serüven olurken sen içimde, nasıl yaşanırki bu gelgitler? bir de senden duymak istiyorum ama yoksun sen.
    Zaman en iyi ilaçtır diye beklerken saatlerin geçmesini unutamıyorum geçmişimin izlerini. 
Sen bilemezsin ki bu bütün hissettiklerimi.
Artık gitme zamanı gelmişken buralardan senden bana sadece şans dilemeni beklerim.
Umudumun arkasında gezinirken beklentilerim dönemem diye bir ondan ürkerim.
    Gitmek alışkanlıklar yarattıysa sende, gidipde dönmeyi beceremedin ya bende gidip sen olmaktan, arkamda neler bıraktığıma dikkat etmeden çekip gitmekten korkarım.
    Hayalerimin izlerini koyu bir karanlığa taşırken düşlerin, sen bilemezsin ki bende hissettirdiklerini.
    Şimdi yol alma zamanı geldi diye sığınırken dünyama inadına yaşama alışmaya çalışıyor onu da beceremiyorum ya söyleniyorum yine bu gece beddualar ediyorum kendime.
    Tarumar olan saçlarımdayken izlerin, hayalimdeyken sözlerin, gözlerimin önündeyken gözlerin acıdan başka bir şey vermezken yüreğin gidebilirmiyim sanıyorsun ki puslu bir akşam oluveriyor gözlerin.
    Yaşattırdıklarını bir kenara itiveriyor yaşadıklarına kilitleniyor bir de olup bitenlere senin gözlerinden bakıyor, birde sana senin için göz yaşı akıtıyorum.
    Üzülüyorum senin için acı çekiyorum.
    Gitmene değil dönmemene kahr oluyorum.
    Sen gittin diye yalnız kaldım ya buralarda insanlar bile üstüme üstüme gelmeye başladılar.
    Sahte gülücüklerle dünyamı aydınlattığımı sandılar.
    Samimiyetime güvenip samimiyetsizce davrandılar.
    Hor görülüp aşağılandım diye üzülmedim, bir kalbe bile sığamadım diye küsüverdim kaderime, ağladım diye her gece sitem ettim yine yeniden kendime.
    Zamansız akşamların acımasız kollarına atarken kendimi sabahları görmeden kapanmıyor artık gözlerim.
    Sen nereden bileceksin ki yaşadıklarımı da beni anlamaya çalışacaksın.
    Her güneşin doğuşunda tutunmasaydım dört elle hayatıma yaşayamazdım.
    Seni bırakıp gitmek yakışmazdı bana.
    Bazen acıdan bile haz duymayı sever hale geldim, aldırmadım kıymetsizce davranışlara, üzüldüm diye geçmişime sana asla kırılmadım.     Yıllar geçince üzerinden bir eser yarattın ki üzerimde sen bile inanamazdın bende ki şaheserine.
    Şimdi bırak artık aksın göz yaşların bir bahanen olmadan.
    Yine de dik dur ki sen de sillesini yeme insanların.
    Öğrenemden güçlü durmayı darmadağan ettirme benim gibi hayatını.
    Pişmanlıklarla dolan hayatımın mirası olan öfkemin yegane temsilcisi sen olsan da seviyorum seni.
    Şimdi bırak aksın gözyaşların...