Hz. İsa zamanında birtakım kişiler, bir kadını ‘günah işledi’ diyerek recm etmeye karar vermişler. kadıncağızın günah işleyip, işlemediği bile belli değil.
Yarı beline kadar toprağa gömülmüş kadını çevreleyen kalabalık, kadının çaresiz yalvarmalarına aldırmadan taşlamaya hazırlanırken Hz. İsa yetişiyor ve kalabalığa ne yaptıklarını soruyor. Recm etmeye hazırlananlar hep bir ağızdan;-”Bu kadın günah işledi… biz de onu taşlayarak öldürüp, cezasını vereceğiz.” diyorlar.
Hz. İsa, bu yaptıklarının doğru olmadığını anlatmaya çalışıyor, fakat kalabalığın gözünü kan bürümüş, hırsları ve öfkeleri, akıllarının ve mantıklarının önüne geçmiş; kadını taş yağmuruna tutup, öldürecekler.
Hz. İsa’yı dinlemiyorlar bile…
Bunun üzerine Hz. İsa, kalabalığa;
- “Durun!” diyor ve ekliyor:
- “İlk taşı, hiç günahı olmayan atsın!”
Bunun üzerine şaşkınlığa düşen kalabalıktakiler, ellerindeki taşları usulca yere bırakıp, yavaş yavaş oradan uzaklaşmaya başlıyorlar.”
Bugünlerde, kabineden de, ekonomiden de, ticaretten de, büyümeden de önemli bir sorunumuz var: “Futbolda şike! “
Küçüklü büyüklü bütün takımların yıllardır bunu yaptırdığı üstü kapalı ima ettirdikleri biliniyor, bunu taraftarlarda kendi aralarında tartışıyor nedense mafyadaki “Momerte” yani “Ağzımı sıkı tutup konuşmayacağım” kuralına harfiyen uyuyorlardı…
Tencere dibin kara, seninki benden kara misali herkes bir başkasını suçluyor, ortalık pek fena toz duman.
Hiç şüphesiz olayın tek tarafı biz değiliz, olayın FİFA boyutu var, liglerin düzenlenmesi var, borsadaki kâğıtlar ile ilgili boyutları var, artık attığımız har adımın her hareketimizin ulusal olduğu kadar uluslar arası alanda yansımaları, dalgalanmaları var…
Bu nedenledir ki, borsa seansı kapandıktan sonra son derece önemli kararların, açıklamaların kamuoyu ile paylaşılması tesadüf değil…
Yemin fırtınası dinmeden ardından şike kasırgası ile sarsılmaya devam ederken bu kez de yıllardır konuşulan Deniz Feneri tayfununa sıra geldi.
Kim ne der ise desin, bugün 40 general, bir çok gazeteci, Profesör gibi dokunulması imkânsız gibi görünen Fenerbahçe Spor Kulübü Aziz Yıldırım, RTÜK eski Başkanı Zahit Akman gibi isimlerin göz altına alınması akıllara İtalya’ da ki 1993 Yılının Mart aylarını getiriyor. Bu da toplumsal özgüvenimizin artmasına, Yunanistan, Portekiz gibi ülkelerdeki rahatsız edici görüntülerden uzaklaşmamıza, bacasız fabrika olarak nitelendirilen turizmimizin gelişmesine, daha fazla pay almamıza sebep oluyor.
Bu arada “Ustalık Dönemi Kabinesi” açıklandı.
Açıklanan bakanlardan en çok Milli Eğitim Bakanlığı’ na Sayın Ömer Dinçer’ in atanmasına tepki gösterdiğimi açıklamak istiyorum.
Zira adı “intihal” ile anılan yani bir başkasına ait bilgi ve düşünceleri, birikimi sanki kendisine aitmiş gibi göstermekten yargılanmış birini “Bilginin kutsal olduğunu, bir güç olduğunu, çalışma ve öğrenmenin etiğini veren en üst kuruma” getirilmesinin öğrencilere ve camiaya kötü bir örnek oluşturacağını düşünüyorum.
Son yılların en başarılı iki bakanı olarak kabul ettiğim Sağlık ve Ulaştırma Bakanlarının aynen kalmasını, Gençlik ve Spor Bakanlığına Suat Kılıç’ ın getirilmesini de çok isabetli bir karar olarak nitelendiriyorum.
Hemşerilerimizden Cemil Çiçek’ in TBMM Başkanlığına seçilmesini, Sayın Bekir Bozdağ’ ında Başbakan Yardımcısı olarak atanmasını önemsiyor, kendilerini tebrik ediyor, başarılarının takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyorum.