Yüce dinimiz İslam bize Allah'ın bir takım emir ve yasaklarını öğrettiği gibi toplum kaidelerini de öğretmektedir. Müslümanların birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamlaşmaları emredilmiş olması, bu güzel toplum kaidelerinden biridir.
    Dinimizde selamlaşmaya çok büyük önem verilmiştir.
    Yüce Allah bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor;
    Bir selam ile selamlandığınız zaman, siz de ondan daha güzeli ile selamlayın; yahut aynı ile selam verin, şüphesiz Allah her şeyin hesabını arayandır. (Nisa suresi 86)
    Bu ayet'i Kerime gereğince müslümanlar, birbirleriyle karşılaştıkları zaman birbirlerine selam verkmekle yükümlüdür. ' Selamün Aleyküm', demek “ Sağlık, selamet içinde yaş” demektir.
    Biz müslümanlar, İslam'ın başlangıcından itibaren böyle selamlaşmaktayız. Bu tür selamlaşmanın hem tarehe değeri ve hemde belirtildiği gibi çok güzel ber manası vardır. Başka cümleler bu selamın yerini tutmaz. Hatta müslümanların “Günaydın, tünaydın “ gibi manasız kelimelerle selamlaşması doğru değildir. Başka türlü selamlaşmayı Allah'da onun Peygamberi'de hoş karşılamamaktadır.
    Müslümanlığın selam şekli 1400 yıldan beri Dünya müslümanlarının bir tanışma parolası halene gelmiştir. Bu selam bizim ruhumuza yer etmiştir.
    Bir milletin dili, geleneği ve göreneği ne kadar eski olursa o kadar kıymetli olur. Gelenek ve görenekler, eskimekle değer kaybetmez, bilakis değer kazanır.
    Bu sebeple; ne kadar eski olursa olsun, selam ve benzeri dini ve milli değerlerimizden fedekarlık etmemeli, onları olduğu gibi muhafaza etmeliyiz.
    Dinimiz selamlaşmayla ilgili bir takım kaideler de koymuştur, büyük sahabi Ebu Hüreyre, sevgili Peygamberimizden şu hadisi naklediyor;
    “Siz mü'min olmadıkça Cennete giremezsiniz.
    Birbirinizi sevmedikçe de mü'min olamazsınız.
    Yaptığınız taktirde sevineceğiniz bir şeyi size haber vereyimmi? “Aranızda selamı yayınız.”
    Bir mülüman bir başkasının evine girince evvela izin alıp içeri girmeli, Selam vermeli, sonra konuşmalı veya oturmalıdır. Kendi evine girincede önce selam verir sonra konuşmaya başlar. İçinde İnsan bulunmayan bir eve girilsede:
    “Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin.”
    Yani “Selam bize ve Allah'ın iyi kullarına” denmektedir.
    Hutbe okuyana, Kur'an okuyana, hamada, tuvalette, haram bir iş yapana, kumar oynayana, içki içene vb. selam verilmez.
    Verilen selamı hemen almak lazımdır. Özürsüz olarak selamı almamak, harama yakın bir mekruhtur.
    Yürüyen oturana, azlık çokluğa, genç, ihtiyara, binekli yayaya selam vermelidir. Bir grup insana birisi selam verdiği zaman içlerinden birisi verilen selamı alırsa bu yeterlidir.
    Yazımıza selamla ilgili hadis-i şerif mealleriyle son verelim.
“Ey insanlar! Selamı yayınız. Yemek yediriniz. Akrabanızı ziyareet ediniz. İnsanlar uykuda iken Namaz kılınız. Selametle Cennet'e girersiniz.”
    Bir adam Allah'ın Rasulüne hangi amel daha makbülddür? diye sordu.
    Rasülü Ekrem şöye cevap verdi;
    “Başkalarına yemek yediresin ve tanadığına tanımadığına selam veresin.”
    “İnsanların Allah katında en makbul olanı, önce selam verenlerdir.”