Çanakkale Zaferi'nin 98'inci Yıl Dönümü ve Şehitlerimizi dün düzenlenen çeşitli etkinliklerle saygı ve rahmetle andık.
Bu anma programı dün ile mukayese ettiğimiz zaman çok farklı. Şehitlerimiz, bu günleri, son dönemde yaşananları gönül gözleri ile gördüklerinde, ''Biz bu vatanı satın diye şehit olmadık'' diyerek, gözyaşlarını tutamadıklarını düşünüyorum.
Vatanın bölünmez bütünlüğü için nöbet tutup, göğsünü siper eden Mehmetçiklerle birlikte genç, yaşlı, çocuk, bebek demeksizin karşısına çıkan masum insanlara bile acımasızca kurşun sıkanların, kurşun sıktıranların muhatap kabul edildiği yetmiyormuş gibi birileri tarafından ''Kahraman!'' gibi gösterilmeye çalışılması, Atalarımızın, Şehitlerimizin kemiklerini sızlatmıyor mu? Oturup, düşünmek gerekir.
Dün tesadüfen ulusal yayın yapan bir gazetede gördüğüm fotoğraf ve altyazısı karşısında tüylerim ürperdi, sinir katsayım tavan yapmakla kalmadı, tanziyonum yükseldi, kendimi eve zor atabildim.
Fotoğraf, Türk Bayrağına sımsıkı sarılmış bir gencin etrafını çevirmiş olan güvenlik görevlilerinin müdahalesini yansıtıyordu. Bu foktoğrafa neden olan konu ise; Nevruz Kutlaması yapan BDP'lilerin bulunduğu bölgede genç Türk Bayrağı'nı iki eliyle açmış, kalabalığa göstermiş. Bu durumun kalabalığı tahrik ettiği ileri sürülerek, müdahale gereği duyulmuş, foto muhabiri de bu anı deklanşörüne basarak ebedileştirmiş...
Bunu kabul etmek, bunu masum görmek mümkün mü?...
Türkiye Cumhuriyeti Devleti içerisinde, bu devletin kimliğini taşıyan insanlar bu devletin varlığını devam ettirebilmesi için canını feda eden Şehitlerimizin kanı ile suladığı Türk Bayrağı'nı görünce tahrik oluyor. Tahrik olanlara değil, elinde Türk Bayrağı'nı tutanlara müdahalede bulunuyor.
Beni bu denli etkileyip, rahatsız eden, sinir katsayımla birlikte tansiyonumunda tavan yapmasına neden olan bir durum karşısında, Şehitlerimiz ne yapardı, ne düşünürlerdi hiç düşündünüz mü?...
Herkes silahların susmasını gönülden istiyor. Kardeşin, kardeşe silah çekmesinden herkes rahatsız. O yüzden de akan kanların durmasını istiyor. Ülkede barış, huzur bekleniyor. Ancak, birileri Türk Bayrağını görünce tahrik olabiliyorsa, tahrik olmalarını önlemek için devlet güç kullanıyorsa, o zaman Şehitlerimizin akan gözyaşları bizleri boğar, öldürür.
Barış ve huzur tek taraflı olgular değildir. Bir taraf mağdur edilerek sağlanmaya çalışılan barış ve huzur ortamı sadece geçici bir hevesten öteye gitmez. Aksine böyle bir durum, ne zaman nerede nasıl patlayacağı belli olmayan bir bomba olarak kucağımızda varolur.
Dün 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin 98'inci Yıl Dönümü ve Şehitleri anma günüydü. Bu günde şehitlerimizi saygıyla, sevgiyle, dualarla anarken, bizlere bakıp gözyaşı döktüklerini unutmamak, gözyaşı dökmelerini önlemek için de gereğini yapmamız gerektiğini düşünüyorum.