Suriye yönetimi sabır sınırlarımızı zorluyor ve bizi savaşın içine çekmek istiyor. Bir iç savaş yaşayan Suriye halkı Esad’ın yanlış politikaları ve iktidar hırsı yüzünden kardeş kavgasıyla çalkalanıyor. Kini, öfkeyi ve düşmanlığı körükleyen bu olaylar Esad’ın sonunu getirecektir, buna inanıyorum.
Yıllarca Osmanlı Devleti içinde bir eyalet olarak kalan ve Osmanlı eserleriyle tarihi aydınlatan Suriye’nin bize başkaldırması ve vefasızlık örneği sergilemesi densizliğini ve ihanetini belgeliyor. Arap Baharı’nın Esad’ı da vuracağı ve bu zalim yöneticiyi de tahttan indireceği kaçınılmaz bir gerçek. Esad istediği kadar kuyruğunu dik tutsun her geçen gün kendi felaketini hazırlıyor.
Esad’a destek veren Rusya’yı anlıyoruz. Rusya bizim ezeli düşmanımız. Türk insanına yaşattığı esareti unutmuş değiliz. Sibirya çöllerinde mahkum ettiği Türk insanı bu hainlere dost olacak da değil. Atasözlerimize işlemiştir “Domuzdan post, Moskof’dan dost olmaz!” diye. Bu hainlerden dostluk beklemiyoruz zaten.
Ama adını İslam Cumhuriyeti koyan, Müslüman kardeşlerimiz olarak karşımıza çıkan İran’a ve İran Hükümeti’ne ne oluyor. Bunu nasıl okumalıyız? Suriye de Müslüman bir devlet, Türkiye de. Ama Suriye’ye karşı Türkiye düşmanlığını nasıl yorumlayacağız? Arkadaş dost musun düşman mı, bilmemiz gerekir. Tahrikleriyle açık açık Türkiye’ye saldıran Esad’a karşı selam mı duracağız.
Ortadoğu’da süper güçler bir hakimiyet kavgası veriyor. Ortadoğu gelecek için ciddi olaylara gebe. Bu konuda Türkiye’nin başının bir şekilde ağrıyacağı bir gerçek. Onun için Türkiye Cumhuriyeti, Türk Dünyası ile bütünleşerek Türk-İslam bloğunu kurmak zorunda.
Şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinde yaşanan hadise yenilir yutulur cinsten değildir. Bir keşif uçağımızın düşürülmesinin ardından yaşanılan bu hadise Esad yönetiminin kudurduğunu ve sağa-sola saldırmaya başladığını belgeliyor. Bütün bunlara rağmen Rusya ukalalaşıyor, İran yönetimi de ciddiyetsiz tavırlar sergiliyor.
Ne yazık ki, (ne yazık ki demek zorundayız) Arap ülkeleri de halen susuyor, tarafsız kaldıklarını söylüyorlar. Tarafsızlığı mı var bu işin? İsrail harıl harıl Filistin’i işgal ediyor. Topraklarını genişletiyor. Fitne-fesat Ortadoğu’ya yayılıyor. Arap dünyası sarsılıyor ve siyasi baskılar iktidarları toz ediyor. Ama bizim Müslüman Arap kardeşlerimiz halen uyuyor. Oyunda, oynaşta, zevki sefa aleminde.
Ankara hükümeti harekete geçti deniliyor. Ne yapmalıyız yani? Uçağımız düşürülürken, insanımız öldürülürken ve taciz atışları yapılırken Ankara hükümeti seyirci mi kalacak? Misline on kat misille cevap verilmeli. Eceli gelmiş gibi sağa sola saldıran köhnemiş Esad yönetimi yerle bir edilmelidir. Bunun için ciddi, etkin bir diplomatik görüşme yapılmalı ve Ortadoğu çıkmazında yalnız kalmamalıyız.
Sonuç olarak şunu söyleyelim; Tabii ki “Savaşa hayır!” tabii ki bu ülke insanı kan dökülsün istemiyor. Ama bu uluslar arası hakkımızı korumamıza engel gösterilemez. Kendimizi korumaktan da aciz olamayız. Misline on kat misle cevap vermezseniz hainler sizi korkak sanırlar.
Türkiye bir savaş batağına çekilmemeli. Türk hükümeti akıllı hareket etmeli, uluslar arası ilişkiler çerçevesinde yalnız müttefik ve dost ülkeleri de alarak Suriye yönetiminin sessiz ve kansız bir şekilde sonlandırılmasını sağlamalıdır. Dost ve kardeş Suriye halkının mağdur edilmesini ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunmasını temenni ederiz. Mevla er geç zalimlerin sonunu getirecek zalimler taht ve tacıyla tarihin karanlığına gömülecektir.