Neredeyse her Ramazan ayında yazar, dile getirmeye, anlatmaya çalışırım.
    Bir nevi benimkisi Kral Çıplak misali...
    Ramazan ayı, malumunuz olduğu üzere rahmet, mağfiret ve yardımlaşma duygularının ayyuka çıktığı bir ay.
    Bu ayda yeryüzüne Yüce Yaratıcı sonsuz rahmetini sunar.
    Bunu almasını bilenler alır, bilmeyenler de yine Allah’ın takdiri ilahisine bağlıdır.
    Bu ayda Yozgat’ta öncelikli olarak dilence sayısı artır.
    Başlı başına bir sorun olan dilenci mevzuunu şimdilik es geçiyorum, çünkü biraz sonra konuşacaklarımıza nazaran pek de kıymeti yok.
    Gelelim asıl mevzuya…
    Ramazan ayında çok gözler verilen iftar yemekleri ve gıda paketlerindedir.
    İnsanlar imkanları ölçüsünde iftar sofraları kurarlar.
    Aileler kendi evinde kapasiteleri ölçüsünde kapılarını açar,
    Zengin işadamları, kurumlar, sivil yapılanmalar, dernekler, cemaatler toplu iftar yemekleri düzenler.
    Bunun dışında rağbet gören diğer bir yardım türü gıda paketleri.
    Gıda paketleri de bütçelere göre değişir.
    Kimisi ballı kaymaklı olur kimisi sadece yemeklik gıda üzerine olur.
    Azı çoğu çok da önemli değil, yapılan hayrın samimiyetidir asıl olan.
    Ama kimileri var ki sırf yardım yapmış olmak için yardım yaparlar.
    Her yıl karşımıza çıkıyor…
    Misal gıda paketleri.
    Salçanın nerede eskimişi, kalitesizi…
    Makarnanın dağılmışı, yağın ezilmişi.
    Ve aklınıza gelebilecek, markasını duymadığınız çeşit ve türde yağlar var hepsi paketin içine girer.
    El insaf dedirtecek türken gıda paketleri dağıtılıyor Ramazan’da.
    Sen aileni yedirebiliyor musun tüm bunları?
    Elbette ki hayır!
    O halde neden fakire, fukaraya bozuk gıda, kalitesi düşük ürün dağıtıyorsun.
    Ben buna iş olsun torba dolsun derim.
    Ha, Yüce Yaradan kabul eder etmez ona yorum yapmak zaten ne haddime.
    Ama göz var, nizam var, vicdan var!
    Akıl var, fikir var…
    Yardım yapmak için yardım yapanlara benim sözüm.
    Gösteriş bölümünü hadi es geçtim, bari kaliteli gösteriş yapın arkadaş!
    Her yıl Ramazan ayında dağıtılan yardım paketlerini özellikle irdelerim.
    Gıda paketlerindeki içler acısı durum inanın yürekleri burkuyor.
    Mübarek Ramazan ayında yapılan yardımın bu şekilde bir manzarayla sunuluyor olması bana göre kimseye yakışmıyor.
    Alana yakışmıyor, verene hiç yakışmıyor!
    Kendine yakıştıran varsa bilemem, ama ben Ramazan ayına birkaç gün kala da olsa hatırlatmayı görev bildim.
    İster üzerinize alırsınız, ister almazsınız!
    Takdirin sizin!
ORUÇLUYSAN
SAYGILI OL!
    Kimse kimsenin tuttuğu oruç tutup tutmadığına karışamaz.
    Oruç tutan ve tutmayan diye bu dünyada biz insanoğlunun ayrım yapma haddi de hakkı da yoktur.
    Lakin insanlar arasındaki saygı bakidir!
    Birincisi oruç tutanla tutmayanın bir birine olan saygısı.
    Oruç tutan oruç tutmayana karşı saygılı, hoş görülü olmalı.
    Karşısındakini oruç tutmuyor diye yargılamadan, yadırgamadan bakmalı.
    Keza oruç tutmayan da tutuna aynı saygıyı göstermeli.
    Yiyip içmesine biraz daha özen göstermeli, insanların nefsi ile terbiye noktasında etki faktörü olmamalı.
    Oruç saygı ve sevginin, hoş görünün en üst seviyeye çıktığı ay.
    Ama biz bu ayda çok sinirli, asabi, sigortaları atmış, her an patlamaya hazır bombayız.
    Fırınlarda başlar ilk kavga.
    Sen aldın ben aldım muhabbetine ekmek kavgasına gireriz.
    Kimisi sigara içemediğini, kimisi kan şekerinin düştüğüne bahane bulur.
    Kimi aç, kimi susuzdur, en küçük bir olayı tahammülsüzlükle karşılar.
    Oruç tutmanın aslında tek başına aç kalmak değil tam aksine nefsi sabırla terbiye etmek olduğunu unutuveririz.
    Yahu Tarık biz bunları bilmiyor muyuz, akıl mı veriyorsun kardeşim diyebilirsiniz.
    Estağfurullah akıl vermek değil de,
    Bazen bildiğimizi unutup, hatırlamadığımız anlar olmuyor mu?
    Bazen bile bile hataların üzerine gideriz.
    Bu benim etrafımda da böyledir, sizin etrafınızda da.
    En basitinden ailenizden pay biçin sokağa çıkmadan.
    Benden tavsiye Ramazan ayının güzelliklerini doyasıya yaşayın. En azından yaşamak için özen gösterin.
    Gelirken zor gelir, giderken kolay gider.
    Ramazan ayı boyunca bu ayın verdiği güzelliklere dair sohbetlerimiz olacak inşallah.
    Dilerim Allah’tan ; “Bu mübarek ay, tüm insanlık için birlik, beraberlik, hayır, sağlık, sevgi, saygı ve rahmet getirir!
    Tüm güzellikleri gönlünüzde hissetmeniz dileğiyle, şimdiden Ramazan ayınız mübarek ve bereketli olsun!
YOZGAT RÜZGARI
Hasta azarlamak hoşuna mı gidiyor?
Yeni doktor modeli şükürler olsun insana insan olduğu için hizmet eden türden.
    Eski doktorlar insana hizmet etmiyor mu, ediyor tabi..
    Samimiyetle çalışanları tenzih ederim.
    Ama öyleleri de var ki, affedersiniz insanı hayvan yerine koyuyor!
    Bir zamanlar özel hastanedeyken sonradan devlet hastanesine geçen doktorlarımızdan biri geçmişte bıraktığı insan azarlama sanatını (!) icra etmeye kaldığı yerden devam ediyormuş.
    Vatandaş şikayeti olsa biraz daha bekler, araştırır, hatta yanına gider derdin ne diye sorardım.
    Ama doktor azarına maruz kalan yakın çevremden olunca düşünme gereği dahi duymadım.
    Çünkü adamın geçmişinde var vatandaş azarlamak, kızmak, bağırmak çağırmak.
    Kapıyı tıklatırsın azar, içeri girersin azar, muayenehane kalabalıktır azar.
    Gir azar, çık azar!
    Burası dağ başımı, bizler de mağara adamı mıyız?
    Bu tür bireysel yanlışlar yüzünden sağlıkta sektöründe yapılan reformlar, güzel gelişmeler gölgeleniyor.
    Ama merak etmeyin, ben sorunları yazmaya devam edeceğim.
    Sorunları yazacağım ki güzelliklerden ayrılsın, yapılanları gölgelemesin.
    Eskiden olsaydı azarlanmaya alışıktık doktor bey, ama devir değişti sen yerini bil, vatandaş yerini bilsin.
    Çok şey istemiyor insanlar senden, sadece işini yap yeter!