Birçok ortamda duymuşuzdur bu lafı… Paylaşımların görüldüğü çevrelerde ki artık paylaşımsız bir dostluk hayal bile edilemez. İnsanlar gün gelir ufacık bir ekmek parçasını paylaşır, gün gelir kötü alışkanlık olan, ölüm yolu sigarayı bile ortak içerler. Hak geçmez hiçbir tarafa. Paylaşırsın, paylaştıkça perçinlenir duygular. Aradaki mesafeler kısalır, daha bir yakın hisseder insan yanındaki varlığa. Çok mutlu olur insan, anlatmak ister içindeki her olan biteni, birisi daha bilsin der. İçi içine sığmaz ve döker içini en yakınına. Bu konu genellikle karşılıklı olur. Derdini, sevincini paylaşırsın ve her şeyini bilen kişinin her şeyini bilirsin. Arkadaşlıktan çıkmıştır artık o olay dostluk denen kavram meydana gelir. Dost!...
Uzun yolumuzda kimileri terk eder... Kimileri de yoldaş olur… Yolun adidir bazen dostluk.
Aşk kadar özlenen, hep zamanla ölçülen ilişkinin adıdır dostluk... Dost edinmek için kural yoktur, ne erdem, ne para, ne güzellik ne yakışıklılık!
(Bu kadar kuralsız bir ilişkiyi bulmak neden zordur hala da anlayamam...)
Kavga ettiğinizde bunun bir kavga olduğunu bile tam olarak kavrayamadığınız halde, sırf tekrar konuşmak için özür dileyebileceğiniz, üzgün olduğunu görünce ne kadar kızgın olursanız olun meraklandığınız, karşılığını alsanız da alamasanız da sevginizi vermeye devam ettiğiniz ve bu beklentiyi onun yüzüne vurduğunuz için üzüldüğünüz anlatılmaz yaşanır duygu da olabiliyor bazen dostluk.
İki kişi beraber oturup, hiç bir şey konuşmayıp yine de güzel vakit geçirmektir dostluk. Onun yanında olması yeter zaten.
Aylarca görmeyip, hatta konuşmayıp, tekrar gördüğünde kaldığın yerden devam etmektir dostluk.
Her şeyini paylaşabilmektir kafada hiçbir şüphe olmaksızın. Kişi, kendi beninin dar kabuğundan çıkmaya ihtiyaç duyunca, hem kendisi hem de hayat hakkında başka-benin nazarına ihtiyaç duyunca ortaya çıkar dostluk.
Kendini teklikten, tek başına kaldığı zaman tökezleyecek olan ruhunun dayan(ı/a)ksızlığından kurtarmak için sarıldığı bir candır dost.
Dostluk, en çok ortak geçmiş demektir. Kendi kişisel tarihimizde açılan o aydınlık sayfada, bir anda her şeyi değiştirecek birinin karşımıza çıkması demektir.
Birbirinin kişisel tarihini çok iyi bilmek, karşındakinin hayatı konusunda hiç çekinmeden atıp tutmak, kaba etinle gülmek ya da oturup övgüler düzebilecek kadar önemsemek demektir.
Dostluk, kaşındakine verdiğin önemi, duyduğun sevgiyi ve ihtiyacı apansız bir gün fak ediverip, bunu anlatabilmek uğruna hiç çekinmeden gazeteyi dahi alet edebilecek kadar cesur olmak anlamına da gelir.
İnsanın var olmasından itibaren "yalnız kalmamak" olgusunun iç güdülerde birikmesi ile oluşmuş bir kişi ile bir şeyler paylaşmanın ve bu paylaşımda her hangi bir "menfaat ve çıkar" barındırmamanın kısa ve öz ismi olmuştur.
Kaldı ki büyük güç haline gelen günümüz dünyası vazgeçilmezi "para" bu kavramı da kendine benzetmiştir. İnsanlar çıkarları doğrultusunda aptallaştırılmış sisteme karıştırılmış ve "mış gibi davranmak","politikacılık" beyinlerde olması gereken olgu, olgunluk olarak tanımlanmıştır. Bu sıkışık düzen içinde insan yine bilinçaltının derinliklerinde yaşattığı ve beslediği "kendi yalnızlığına" geri dönmüştür, sistemin yarattığı zorunlu arkadaşlıklar reddedilmiş, para ile tanıştığımız psikologlar yoluyla paylaşım sağlanmaya çalışılmıştır. Hem cinslerden nefret edilmiştir, salak ve garip gelmiştir; boş, dışı dolu gözüken polemikler, yadırganılmış ve bu koyun sürüsü içinde olunamamıştır.
Eğer sürü dışında bir yerlerde duruluyor ise bu hisler normaldir, bir dönem kompleksli karın ağrıları ile büyümüş, gelişmiştir. Bu kavramları kendinden uzak tutan insan dışlanmıştır. Karsı cins bir cinsel obje olmaktan çıkamamış, "dost" kavramı pislik ve hayvani cinsel güdülerimize kurban gitmiştir. Konuşmaya başlamışızdır. Bilmiyoruz ve konuşmayı kendimizde büyüklük sanıyoruz, bilmiyoruz ve saçmalıyoruz, bilmiyoruz popüler kültüre malzeme olan "mış gibi diyalogların" konferans konuşmacısı oluyoruz...
Evet efendim dostluk...
Eskiden inandığım ama artik inanmadığım kavram..
Öküz ölünce ortaklık biter sözüne dayanır dostluk..
Geç de olsa herkes bunu anlayacaktır zamanla...