Nuhu Dayı işinin ehli, yaptığı işi sağlam ve kusursuz yapan maharetli biriydi.
    Çocukları Ankara, İstanbul, Almanya gibi gurbet diyarlarına gitmiş kendisi de hanımı ile yalnız yaşıyordu.
    70 yaşlarındaydı. Kimseyle uğraşamaz, kaderci ve uysal bir adamdı.
    Tabiiki köy şartlarında böyle insanlar bazen muzır insanlara alay konusu olmakla birlikle dövüşemeyecek, arkasız ve zavallı olduğundan üstünde starasız adamların dahi heriflik denemesi yapabilecekleri bir durum yaratıyordu.
    Kapısının önünde bir kağnısı olur, taş gibi ve bakımlı dururdu.
    Benim jenerasyonum, benden önceki 50'li jenerasyonlar ve hatta benden sonraki 70'li jenerasyonlar da askerlik gezileri esnasında yaşanması zorunlu bir gelenekmiş gibi o zavallı adamın kağnısını evinden 600-700 metre ileriye sessizce iterek götürüp, köprüden öze atarlardı.
    Tabiiki adamcağız insanlık mı yav, ne kadar ayıp, böyle şey olur mu? Falan diyerek küfür bile etmeden hayıflanarak kağnısını binbir zahmetle özden çıkarır yine aynı yerine koyardı. Çünkü koyacak başka bir yeri yoktu.
    Şimdi düşünüyorum.
    Bazı insanlar ikametgahının güvenlik şemsiyesi dışında kalan malzemelerini korumak için taciz küfürleri eder, benim malıma dokunanın diyerek şöyle yaparım, böyle şeyderim diye sansürsüz şiddetli sövmeler yağdırırdı.
    İşe de yarardı. En azından ..”Get şu çamur adamla dalaşmayalım” derlerdi.
    Nuhu dayı genelde evinin içinde söverdi zannediyorum.
    Çünkü bu tür edepsizlikleri affedecek değildi. Ama hiç kimse bu küfürleri duymadığı için bahçesinin kapısına, kağnısına, bostanlığına vs. zarar verirlerdi.
    Ekonomik durumunun oldukça iyi olması, komşuluk ilişkilerinde yalnızlığı tercih etmesi ve yaşantısıyla mağdur kişileri kıskandırdığı için böyle genç küstahlıkları büyükler tarafından da fazla ceza gerektirir gözükmüyordu.
    Niçin atarlardı, ne zevk alırlardı, ne kadar ayıp bir hareketti, verdiği neşe ne olabilirdi, Nuhu Dayı saygı duyulacak, değer verilecek bir insan olmasına rağmen bu vandalist gelenekten niye zarar görüyordu.
    Bu sorular o suçları işleyenler içinde hala muamma.   Şimdi yaşlı adamların, benden genç insanların nostaljik sohbetlerine denk geliyorum, hepsi de Nuhu Dayının kağnıyı köprüden aşağı atmış.
    Mekanı cennet olsun, rahmetlik oldu Nuhu Dayı. Olmasaydı bile kağnı diye bir koşut göremeyecektik.
    Yeşillikler, bostanlıklar, meyvelikler diyarı Alcı Köyü nostaljik ürünlerini de tarihe gömerek bu gibi hatıralarla tebessüm etmeye çalışmaktadır.
    Her işi temiz, her yönü usta, her kazancı hilesiz ve elinin değdiği her yer mükemmel olan Nuhu Dayı, rahmetlik olalı en az 21 yıl geçmesine rağmen hala evi, bahçesi, müştemilatı sağlam, bakımlı ve temiz bir görünüm içerisindedir.
    Nur içinde yatsın..   Saygılarımla..