Oysa yaşamak bu olmamalı, yaşam bu kadar zor olmamalı! Ben hayatı ve insanları seviyorum, sevmeliyim de. Oysaki dışarıdaki insanlar benim kadar mutsuz ve umutsuz değiller, biliyorum onlar bir çok şeyden kaçmadan benden daha mücadeleci ve daha inatçı.
Ben hayatı ve tüm insanları seviyorum. Bütün camia, bütün canlılar –insanları, hayvanları bitkileri- hepsi ALLAH’ın bir lütuf’u ve ben bütün hepsini çok seviyorum. Yaşamımız için bütün kainat, insanoğlunun emrine sunulmuş ve bütün bunları kıymetini bilmeliyiz. İnsan denilen varlık ne kadar şanslı ne kadar kısmetli. Bütün kainat emrine sunulmuş, bunu düşünmek lazım.
Bu dünyada umutla, barışla, sevgiyle saygıyla ve hoşgörüyle sarılalım birbirimize insan olmayı unutmadan yaşayalım. Geçen her senenin ne kadar kıymetli olduğunu unutmayalım. Zamanımızı doğru, güzel faydalı ilimlerle geçirelim. Hiçbir zaman zamanımızı değersiz ve boş şeylerle helak etmeyelim.
İnsan her zaman çalışmaz hem çalışmalı hem dinlemeli hem de eğlenmek için zaman ayırmalı bedenine.
Dünyada sevmek bu kadar zor da, öbür dünyada o yüce sevdiğimiz yaratanımızı nasıl göreceğiz, nasıl ona layık bir kul olacağız olabilir miyiz bilmiyorum? Ama bu dünyada en çok istediğim şey yaratanımızı bir defa olsun görmek (görebilmektir) ömrümü ona adadım, ona layık bir kul olmak için ömrümü adayacağım.
Dünyadaki tek emelim, tek arzum yaratanıma layık bir kul olmak ve ebedi hayatta sadece yaratanımın yüzünü görmektir. Bir ömrüm var oda yaratanıma feda olsun. Her şey öyle boş ve oyle anlamsız ki sadece içimde yaratanımın sevgisi olmasa çoktan bu cana kıymıştım, bir yaratanım var başka hiçbir şeyim yok! Kendimi öyle yalnız ve biçare görüyorum ki ne sevdiğim insanı ne ailem, ne de beni sevenler anlıyor. Neden, neden hayat bu kadar sınav bu kadar zor diyorum sonra yaratanım diyorum ve etrafımdaki o güzel yaratan aşkı ile yanan o güzel kullarını görüyor ve sabır diliyorum!
Yaratanım beni bu kadar sevmese, bu kadar zor bir sınav hazırlar mıydı? Hayır, yaratanım benim sabrımı deniyor ve bu sınavı vermeliyim. Ona layık olacağım. Ey yüce ALLAH’ım benden sevdiğim kullarını yanımdan alsan da ben benin sevginden vazgeçmem. Sevgin öyle büyük ki binlerce şükür bu günüme, yaratanı severim yaratandan ötürü ya resul ALLAH’ım bana güç ver bana kuvvet ver. Tüm bu acılar, tüm bu dertler bana kuvvet veriyor ya resul ALLAH’ım. Dünyada bir huzur istedim, hangi gönüllerden ne istekler ne arzular ne dilekler geçmez ki… Ben huzur isterim, diğeri iş, diğeri kareli defter, diğeri kırmızı bir pabuç kimisi ilaç, kimisi bir bir ev. İnsanların istekleri mi biter.
Oysa kimimiz açken diğerleri tok değiller mi? O diğerlerinin aç olduğunu unuttuk, unutuyoruz. Oysaki hayatın lütuf’un anlamı paylaşmak hayat paylaşmak değil mi? Neden paylaşmayı vermeyi unuttuk? Hep daha çok istedik hep alan el olduk neden veren el biz olmadık? Neden kendimizin dışında konuğumuzu, komşumuzu düşünmedik? Neden bu kadar bencil olduk, insan olmak bu mu?
Bütün olumsuzluklara strese rağmen yaşamak için direnmeliyiz. Yaratan aşkına dayanmalıyız, O bize yardım edecektir, güç verecektir, O’na milyonlarca şükürler olsun!
Ben diyorum ki insanların her şeyin en değerli anahtarı yani sabrı ihsan edilmiş. Sabreden sabırlı duran insan bütün güçlüklerin bütün zorlukların üstesinden gelir yeter ki o insan sabretmesini bilsin.
Dünya ne zaman bize güler? Ne zaman ağlatır? Ya da ne zaman bizden sevdiklerimizi alır bilinmez? Dünya bu ne zaman ağlatır ne zaman güldürür bilimez? Tek bildiğim bu yalan dünyanın bize her gün yeni sürprizler hazırladığıdır. Dünyanın her güzelliğine kapılmamak, ahiret hayatımızı naradan gelip, nereye gideceğimizi unutmamak lazım!
Dünya nimetlerine kapılan insanoğlunun bir tarafında bir şeyler eksiktir. Özellikle maneviyatı manevi boşluktur. O insan ne yaparsa yapsın bir tarafı hep boştur. Bu boşluk maneviyat boşluğudur. Dilerim ALLAH’tan kimseye o manevi boşluğu yaşatmasın. Bütün insanların iç manevi huzuru tam olsun!
Umut
Yine kakardı gözlerimYine kurudu dudaklarım,
Ne yapayım dostum;
Açım, hasretim bir tek lokmaya
Çıkamıyorum sokağa
Varamıyorum eşe dosta
Varsam da hemen geri dönüyorum
Ve iyorum ki dön
O soğuk, loş karanlık odana
Doğacak güneşi bekle