Sevgili hemşehrilerim. Ben yerel kültürümüze çok bağlı, severek ve özümseyerek algılayan biriyim.
    Hepinize soruyorum. Hiç bizim yörenin türküleri kadar insanın yüreğini sızlatan, hikayesiyle, dokunaklı ezgileriyle, yaşanmış gerçekliğiyle, kahır veren, hüzün veren, eserlere rastladınız mı?.
    Her yörenin mutlaka bu ve buna benzer acıklı türküleri, ezgileri var ama bizimki başka. Hepsi ciğerden gelen, gönül dolu, etkileyen hüzünlendiren havalar değil mi?.
“Hastane Önünde İncir Ağacı” diye bir türkümüz var.
İçi sızlamadan dinleyen varsa içinde hiçbir his yok demektir. Çaresiz bir hastanın yoksul, kimsesiz annesinden umduğu umutsuz yardımın kahrı ve biçare annenin zavallılığı, bitaplığı, kahır dolu ezikliği.. Bu çile yaşanırda türküleşirse kim bu eserin kalitesine ulaşabilir.
    Genç bir kızın hayran olduğu, aşık olduğu nişanlısının ölümü üzerine yazdığı “Ziyanın Türküsü”ndeki dokunaklı ezgiyi kim dinler de hüzünlenmez ki.
    “Uyan Askerim Uyan” türküsünde özlemle beklenen asker evladını yanlışlıkla öldüren bir babanın, bir çare gelinin yoksulluklar içinde yaşamları ve üstüne üstlük insan olan hiç kimsenin dayanamayacağı bu acıklı olayı yaşayarak türküleştirdikleri bilinmiyor mu?
    Ünlü halk ozanlarımızdan Keskin’li Hacı TAŞAN ve Şemsi YASTIMAN Türkü Yozgat’ta doğar, Kırşehir’de şekillenir, Keskin’de ikram edilir, sunulur.
    Demişler. Demek ki Yozgatımız Türkülerin ocağı, sanatın şaheserlerinin beşiği. Aşıkların, şairlerin, edebiyatçıların, halk kültürünün en zengin olduğu yer.
    Yalnız bu denli yaşanmış büyük acıların külleri olan türkülerimize popçu, cazcı, tangocu vs. adlar altında sanatçılarız diye geçinen soytarı takımları dadanırsa milli ve manevi değerlerimize küfretmiş kadar günah işlerler.
    Onların bu değerlerimize müdahalesine izin veren kültür kurumları adı altında faaliyet gösteren dayanışma derneklerimiz müdahale etmezlerse bir o kadar da onlar günah işlerler.
    Biçimsiz vücutlarıyla notalara orantısız sallanıp kıvırtan, dişimi erkek mi olduğu belirsiz bazı zibidiler var ki, başımızı belaya koyar.
    Bizim Jenerasyonumuz zamanında da vardı Nilüfer, Ajda Pekkan, Nükhet Duru, Kayahan, Alpay, Tanju Okan, Barış Manço vs. saygıdeğer sanatçılar.
    Bunlar hep kendi ürünlerini okurlar, hiçbir türküyü, hiç bir besteyi kirletmezlerdi. Bu kopyacı, özenti dolu, kendi kültürünü sevmeyen ama seviyorum dediği kültürlerden de kabul görmeyen soytarı takımına nasıl izin verilir anlamıyorum ki..
    Dokunmadıkları, kirletmedikleri türkü kalmıyor nerdeyse. İnşallah bizim türkülerimize dokunmazlar..
    Saygısıyla, edebiyle, edebiyatıyla, misafirperverliği ile, türküleri, destanlarıyla, milli ve manevi değerlerine bağlılığı ile herşeyiyle mükemmel hemşehrilerim.
    Ne mutlu Yozgatlıyım diyene..