Son yılların modasıdır ‘‘Ne olacak bu memleketin hali!?’’ şeklindeki yarı soru, yarı sitem, biraz da hayret içeren bu cümlenin devamında, kurulacak diğer cümleler fazla bir anlam taşımaz veya ortaya atılan soru mu?, hayret mi?, sitem mi? olduğu belli olmayan cümlenin içini doldurmaya çalıştıkça, bir kitap dolusu laf edilir. Ne varki ‘‘Ne olacak bu mümleketin hali!?’’ sorusuna yanıt verilemez.
Verilememesi de doğal. Çünkü memleketin halinde bir şey yok, halinde değişim olan bizleriz. Sürekli erozyona uğruyoruz, çelişkili bir yaşam biçimini benimseyip, tıkandığımız yerde de, her konuda olduğu gibi kendimize bir ‘‘Günah keçisi’’ veya ‘‘Suçlu’’ bulmayı tercih ediyoruz. Bulamadığımız zamanlarda da ‘‘Memleketin halini’’ gündeme getirip, ‘‘Memleketi’’ ve ‘‘Halini’’ suçluyoruz.
Daha önce Bozok Stadında kutlanan 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı etkinliği, hükümetin yeni düzenlemesi ile Cumhuriyet Alanı’na alındı. Kimilerine göre ‘‘Olumlu’’ bir gelişme, kimilerine göre ise ‘‘Olumsuz’’ bir gelişme. 
‘‘Bana göre mi?’’
Ne son, ne de ondan önceki dönemlerde kutlalındığı ileri sürülen resmi ve dini bayramlar, bir formalitenin yerine getirilmesinden öteye gitmemiştir. Özellikle son 5-6 yıllık süreç içerisinde milli ve manevi değerlerimizin ön plana çıktığı bayramlar, birden fazla nedenlerden ötürü ‘‘Dejenere’’ edilmiştir. 
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve diğer resmi bayramların Şehir Stadında veya Cumhuriyet Alanı’nda kutlanmış olmasını neyi değiştirir ki?.. 
Anadolu Ajansı’nda görevli olduğum dönem içerisinde bayramlarda ‘‘Coşkuyu’’ simgeleyen fotoğraf çekememekten yakınmıştır.  Bir meslekdaşım da yarı ciddi yarı şaka ‘‘Senin fotoğraf çekebilmen için bayram programını mı değiştirelim!’’ demişti. Sonraki yıl, Cumhuriyet Bayramını ‘‘Bayraksız’’ kutlamıştık.
Aslında yakınmalarım, gelinen bugünlerin habercisiydi ama kimsenin umurunda da pek olmadı. Milletvekili Genel Seçimlerinden önce MHP’lilerin ağırlıklı olduğu bir toplantıda da ‘‘Milli ve manevi değerler törpüleniyor!’’ diyerek, maramımı anlatmaya çalışmıştım. Aynı konuyu seçimlerden sonra MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Yozgat Milletvekili Sadir Durmaz ile de ziyaretinde paylaşmıştım.
Hani bir atasözümüz vardır ‘‘Perşembenin gelişi, Çarşambadan bellidir’’ diye. Gelinen nokta çok önceden belliydi. Belli olduğu dönemlerde sahip çıkılmadı, herkes birşeyleri kanıksadı. Şimdi, kanıksanılan konu hayata geçirildi, yani iş işten geçti herkes bir şeylere tepki duyup, övgüler yağdırıyor.
Bugün bir inatlaşma ile 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlamaları gerçekleştirildi. Bu inatlaşma da bir gün bitecektir. Yarın 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı ve diğer resmi ve dini bayramlarımız sadece ‘‘Mesaj’’ yayınlanılarak kutlanılırsa kimsenin şaşırmaması gerekir.
İnsanlar değerleriyle varlıklarını sürdürürler. Değerlerini kaybedenler, yok sayanlar veya bir şekilde yok edenler, kendilerini de kaybetmiş olurlar.  Bugün bizler sadece milli değerlerimizi kaybetmiyoruz, milli değerlerimizden vazgeçmiyoruz, kendimizden ve geleceğimizden de taviz vermiş oluyoruz...
O nedenle resmi ve dini bayramların nerede nasıl kutlanacağı inatlaşması yerine bayramlarımıza, bayramığımıza, vatanımıza ve dinimize sahip çıkıp, bu değerlerin anlam ve önemini gelecek nesillere de çok iyi anlatmak durumundayız.
Bugün olduğu gibi yarın da ‘‘Ne yapcaaz şimdi!’’ dememek için, yarışarak değil, konuşarak bu memleketin değerlerini yüceltmenin mücadelesini vermeliyiz.