Deli coştu ama gönül alırdı

Dertleri içine doldu ne çare

Hatır sayar dostluğunu bilirdi

Sararıp gül benzi soldu ne çare

Genç yaşta dalına bastı kaldırmaz

Amansız hastalık çare buldurmaz

Niceleri yetim koydu aldırmaz

Çaresizler öksüz kaldı ne çare

Gönül tarlasına hasret ekilir

Yavrular başına gelmiş dikilir

Kadersiz Hatice’m boynu bükülür

Bu çileler başa geldi ne çare

Mateme büründü ocaklar söndü

Seyit nizam yasta ağlıyor döndü

Bekleriz başında işte son gündü

İsmini kütükten sildi ne çare

Çok gezdi de derde derman bulayım

Eller gibi bende mutlu olayım

Emir büyük yerden nasıl kalayım

Azrail zamansız buldu ne çare

Ciğerpare hasta düşmüş yatıyor

Şennur’um Miyase’m yası tutuyor

Şenay’ım Şakire’m ağıt katıyor

Peşinden dualar saldı ne çare

Zahir böyle imiş kara yazılar

Ebruyu görmedi yürek sızılar

Tek oğlanın düğününü arzular

Haktan mukadderat oldu ne çare

Âşık İdris der ki yandım özümden

Irmak gibi yaşlar aktı gözümden

Anlatırdım çıkmaz idi sözümden

O da geleceğin bildi ne çare

Sevenleri erken aldı ne çare