Sizi en çok mutlu edecek şey ‘Hayır’ demekten korkmamak.
    Çoğu kez sırf “hayır” diyemediğimiz için ne çok sıkıntıya giriyoruz...
    Yapmak istemediğimiz şeyleri sırf hayır diyemediğimiz için yapmıyor muyuz ? karşımızdaki insanları kırmamak adına, istemediğimiz bir şey olduğunda bin dereden su getirip, geçerli bir mazeret bulamadığımızda, sırf hayır diyemediğimiz için karşımızdaki kişilere ve onların isteklerine teslim olmuyor muyuz ? “hayır” demekten korkmayın ve “hayır demenin gücünü” hissedin. İstemediğiniz sizi mutsuz edecek durumlarda kalmamak için hayır deyin. Hayır neden çok güçlü bir kelimedir bilir misiniz ?
    Çünkü kararlılık belirten bir kelimedir, ve karşınızdakine açık kapı bırakmaz. “Hayır” kelimesi , konuya konan son noktadır.
    Mutluğun kendi içinizde olduğunu anlamak için biraz yalnız kalın: Çoğumuz mutluluğumuzu başka kişilere endeksleriz. Sevgiliniz sizi aradığında mutlusunuzdur, aramadığınızda mutsuz, işinizde övgü aldığınızda mutlusunuzdur, olumsuz eleştiri aldığınızda mutsuz. Bir de hiç durmadan beklentiler ediniriz. Karşımızdaki kişilerin bizim hayal ettiğimiz şekilde davranmalarını, kafamızda tasarladığımız sözleri söylemelerini isteriz. Bunlar olmadığında müthiş hayal kırıklığına uğrar mutsuz oluruz. Oysa kimse sizin aklınızdan geçeni kimse bilemez ki... bu nedenle sizi mutsuz eden kişilerle sorunlarınızı çözmede iletişim çok önemlidir. Duygularınızda açık olun karşınızdaki insanların sizi anlamasını bekleyip mutsuz olayın. Kimse müneccim değildir...
    Ve kendinizi keşfedin. Kendinize ait zamanınız olsun. Sevdiğiniz bir mekana gidip yalnız başınıza bir kahve içmekten çekinmeyin, size “kaç kişi olacaksınız ?” diye soran garsonlara tek kişi diye cevap verin. İçinizden ben çok güçlüyüm, kendime yeterim, kimseye ihtiyacım yok, burada oturup bir kahve içeceğim ve kendimin sorunlarını önce dinleyip onu çözeceğim” deyin.
    Bir sinemaya gitmek için, alışverişle çıkmak için, yemeğe çıkmak için kimseye ihtiyacınız yok. Biraz yalnız zaman geçirin.
    Özgürlüğün tadını keşfedeceksiniz. Kendinize bir dünya yaratın ve o dünyaya kimseyi sokmayın. O dünyada yalnız ve mutlu olun ki çevrenizdeki herkesi kaybettiğinizde yaşamak için bir nedeniniz, kendi içinizden gelen bir gücünüz olsun.
    Örneğin bu bir hobi edinmek olabilir. Bir müzik enstrümanı çalmayı öğrenmeye başlayabilirsiniz. Hatta bir yabancı dil öğrenmeye başlayabilirsiniz. Böylece yeni arkadaşlar, yeni ve sadece size ait olan bir çevre edinebilirsiniz. Şanslısınız şimdi pek çok belediye çeşitli kurslar açıyor, çeşitli faaliyetler düzenliyor. Kimbilir belki de içinizde gizli bir yetenek saklıdır.
    Mutluluk ya da mutsuzluk sizin içinizdedir. Aşağıdaki çok sevdiğim kısa öyküde olduğu gibi:
    Çok önceden bilge güçler insanoğluna hem mutluluğu sunmak hem de kolay bulunamaması için mutluluğu insanoğlundan saklamak istiyorlardı. Değişik görüşler atıldı ortaya. Kimileri, "Mutluluğu dağların zirvesine saklayalım; nasıl olsa oraya kimse ulaşamaz ve onu kolay kolay bulamaz" dedi.
    Kimileri ise "Mutluluğu denizin dibine gömmeyi" önerdi.
    “Güneşe, aya saklayalım” derken sonunda meraklı insanoğlunun buralara ulaşıp, mutluluğu buralarda bulabileceği düşüncesiyle bu öneriden de vazgeçtiler.
    Sonunda birlikte karar verdiler, mutluluğu saklayabilecekleri yeri saptadılar:
    Mutluluğu, insanın içine sakladılar. Çünkü oraya bakmayı kimsenin akıl edemeyeceğini biliyorlardı.
    .Ve son çare... O’nunla konuşun.
    Hayır... “O” size sorun yaratan ya da mutsuz eden kişi değil. “O” sizi yaratan... Eğer çok zor günler geçiriyorsanız, kendinizi çıldıracak gibi hissediyorsanız, tüm yaşama arzunuzu yitirmişseniz, O’nunla konuşun.
    Üzüntülerinizi, mutsuzluklarınızı, sıkıntılarınızı anlatın O’na... Yüksek sesle konuşun, ağlayın, yardım isteyin. Sığının O’na. Sizi duyacaktır.
    Tüm insanoğluna umutsuz ve mutsuz olduğu anda duyup ona mucizeler gönderdiği gibi...