Bayram' da gönderdiğin mektubunda , ne zaman geleyim diyordun ya ;

     Şimal rüzgarları saçlarını okşamadan , seher yeli dellenmeden gel .
Ay göğü yırtıp çıkmadan ,
Çoban yıldızı şavkını vurmadan ,
Koyun , kuzu meleşmeden ,
İlkbahar , yaz'ı kucaklamadan gel …
Telli turnam bizim ele varmadan
Aşıklar sazlarını çalmadan
Gece sabah'a kavuşmadan
Bülbül gül dalına konmadan gel
Ak bulutlar salkım saçak ağmadan
İçin , için yanıp ağlamadan
Mor sümbül asmaları sarmadan
Gönül sultanını bulmadan gel
Rüyalara girmeden ,
Mevsimleri görmeden
Beşinci mevsimi
Başına taç yap da
Gel
Bozok yaylası gelinliğini
giymeden
Çamlığın başında duman
tütmeden
Bağ bozumu bitmeden
gel
 *   *   *
Gurbet yolları dolanır gider
Her yanında dikenler biter
Çok bekledim artık yeter
Azrail kapıyı çalmadan gel 
      *  *  *
    Şafak sökmek üzere , her yana çiğ düşmüş , yüreğim zemheri olmadan , Allah' ın izniyle gel .
    Bozok yaylası da neredir ? diye takılmış olabilirsin …
    Kırıkkale - Delice köprüsünü geçince , dağ , tepe , toprak kırmızıya keser… Mor sümbülle , ayrık otu , çakır dikenleri , kol koladırlar . Kardeşçe geçinir giderler . Yoktur ayrılık , gayrılık , birliktelik  vardır yaşamlarında …
     Bozok yaylası , bir kolunu uzun yaylaya (Kayseri ) bir yanını Alaca düzlüğüne , sırtını  Yıldızeline , böğrünü de çiçekdağı'na  (Kırşehir) dayamıştır . Delice ırmağını bağrına alır . Yayla yer , yer dikleşir . Akdağlarda bulutlarla kucaklaşır . Akdağların dorukları duman , dumandır . Zirvesini görene rastlanmamıştır . Gördüyse de Kartallar , şahinler görmüştür .
    Turnalar görseydi, haberimiz olurdu …! Ne eder , eder gelir çamlığa fısıldarlardı … Çamlık , Türkiye'nin ilk Milli parkıdır . Yozgat'ın incisidir . Haniya  derim ve de yazarım ki , Allah esirgeye , bir yangın olur ise , Çamlık yanmasın da , Yozgat çeksin yükü …
    Çamlık , sevgilidir , yavukludur , dosttur .
    Yediden , yetmişe herkesin bir defada olsa , ayak sürmüşlüğü vardır . Çamları hem sırdaş hem de dert küpüdür . Ser verir de , sır vermezler . Bir istisnası vardır , yazar takımını sorarsanız , bülbül kesilirler …
Sor Abbas Sayar'ı , Hüzn-ü babayı , Kara-ca oğlan'ı , Yahya Aksoy'u , Saygı Öztürk'ü … De hele  Nida Tüfekçi'yi , tüm çamlık tekmili birden ,
“Çamlığın Başında Tüter bir tütün “ deyip , başlarlar çığırmaya …
 “Çamlığın başında tüter bir tütün
Acı çekmeyenin yüreği bütün
Ziyamın atını pazara tutun
Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler
At üstünde kuşlar gibi dönen yar
Kendi gidip ahbapları kalan yar
Benim yarim yaylalarda oturur
Ellerini soğuk suya batırır
Çok muhabbet tez ayrılık getirir
At üstünde kuşlar gibi dönen yar
Kendi gidip ahbapları kalan yar
Uzun olur gemilerin direği
Yanık olur anaların yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
At üstünde kuşlar gibi dönen yar
Kendi gidip ahbapları kalan yar “
           *  *  *
    Turnaların allısı , tellisi , kekliklerin kınalısı , kınalısısı  , türküye eşlik ederler … Karşı yamaç da ki Nohutlu tepesi de alkış tutar … Aha orada da Abbas Sayar yatar …
    Bir gün Bozok yaylasının hasreti yüreğimize çöreklendiğinde , şöyle yazmışız
    “Yozgat'a kazın mezerimi
    Küfül /küfül  çamlığın yeli yalasın
    Mezer taşım'ı
    Sevdalılar otursun
    yanı başıma
    Sürmeli'yi çığırsınlar
    Kalkar dinlerim..!
    (S.T)
     Sürmeli necidir diye soracak olursan , sonra yazarım … Yalnız şu kadarcık yazayım da devamını başka mektubumda anlatırım .
    Sürmeli , “Yiğidin harman olduğu toprağın “ tüm yiğitlerinin sevdasıdır .
    “Dersini almış da ,  ediyor ezber ,
    Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler ,
    Bu dert beni , iflah etmez , deli eyler ,
    Benim dert çekmeye dermanım mı var …?”
           *  *  *
    İşte gülüm Bozok yaylasından birazcık yazdım . Daha da yazacak olsam , dil aşınır , kalem kırılır …
    Allah'a emanet ol .