İşte isyanın ayak sesleri: “Şuanda nerede olduğunuzu unutmayın sizleri ciddiyete davet ediyorum…”
Meclis üyelerinin büyük bölümü ile aynı partiye mensup olan Arslan'ı bu denli isyan ettiren ne ola ki?
Ciddiyetsizlik mi, nerede olduklarını unuttukları mı?
Eğer seçim yeni yapılmış olsaydı meclis üyeleri henüz bulundukları makama adapte olamadılar diyecektim.
Seçim yeni yapılmadı ama görünen o ki meclis üyeleri henüz bulundukları makama adapte olamamışlar.
Meclisin bu haftaki gündemi bir hayli yoğundu. Aslında yoğunluğun dışında önemliydi de…
Bu hafta sonu dahi devam edecek bir öneme sahip olan toplantıda kurumların performans planları, bir anlamda bütçeleri görüşülüyor.
Cuma günü Gençlik ve Spor Müdürlüğünün performans planı görüşüldü.
Meclis Katip Üyesi Halil Türkmen gündeme ilişkin bütçe kalemlerini okuyor.
Bu sırada okunanları dinlemesi gerekenler ne yapıyor biliyor musunuz?
Kendi arasında konuşuyor,
Telefon bağlantısı jammerle kesilmemişse, telefon konuşuyor,
Salonda geziniyor,
Olmadı dışarı çıkıyor,
Sonra yeniden içeri giriyor,
Ama bir şekilde toplantının ahengine muhalefet eden hal ve tavırlar ortaya çıkıyor.
Benim için bir sorun yok, kimse yanlış anlamasın sakın.
Meclis üyesi konuşulanları dinlemiş, dinlememiş benim için çok da önemli değil.
Kimsenin kendi arasında konuşması da beni rahatsız etmez.
Birçoğuyla birebir tanıştığım için kimin hangi konuyla ne kadar alakalı olduğunu biliyorum.
O yüzden bu satırlardaki kastın ne anlama geldiğini anlayan anlamıştır.
İl Genel Meclisi Başkanı Üzeyir Arslan'ı çıldırtacak, yazımın hemen başında belirttiğim uyarıyı yapacak konuma getirdiyse ortada hakikaten rahatsızlık verecek bir durum söz konusu demektir.
Kim bilir belki de meclis üyelerine biraz ağır geldi Yozgat gündemini görüşmek.
Öyle ağır gelmiş olmalı ki konuşulanları dinlemek yerine kendi aralarında konuşmayı tercih edenler var.
Anlayacağınız meclis son toplantısında bir okulun sınıfı gibiymiş.
Öğretmen sus demiş ama susan olmamış.
Bildiğim bir şey var ki, o da Meclis Başkanı Üzeyir Arslan bu gidişle daha çoook uyarır.
KIRMIZI IŞIKTA GEÇEN KIRMIZI PLAKA
Son zamanlarda şehir içi trafiği düzene sokmak için Trafik Polisleri canla başla çalışıyor.Özellikle bizim gazetenin önündeki Sakarya Caddesi'nde ters güzergahtan gelen araçlara cezai işlem uygulanıyor.
Madem kural öyle konulmuş, şehir trafiğinin düzeni adına herkes uyacak.
Yalana gerek yok zaman zaman ben de ters yol ihlali yapıyorum.
İnsanları da kuralsızlığa sürükleyen şehrin mevcut yapısı ve kuralsızlığa alıştırılmamız.
Polis ceza kesmiş hak ediyorsan kesecek, o kadar!
Amma….
Madem kurallar herkese eşit olmalı…
Kamu görevlisi de olsa kimse keyfine göre kırmızı ışığı ihlal etmemeli…
Devlet protokolü, hangi makama nasıl bir hak veriyor bilmiyorum ama, varsa bir kural herkes uymalı…
Geçenlerde Yerköy'deki Adalet Meslek Yüksek Okulu açılışına gidiyoruz.
Saat 09:45 civarı… (MOBESE kayıtlarında vardır)
Bir minibüs dolusu gazeteci, açılış için yollara düşmüş vaziyetteyiz.
Opet kavşağında kırmızı ışık yanıyor, duruyoruz.
Ama önümüzdeki kırmızı plakalı araç durmuyor. Kırmızı plakalı olmasa da durmayacak belli…
Hoopp, dur nereye gidiyorsun diyoruz ama duyan kim, gören kim...
Makamı ne olursa olsun acil bir işi yoksa kırmızı ışıkta durmalı diyoruz… Ama durmuyor…
Madem o kırmızı plaka ışıkta durmayacak, o halde vatandaşa ceza üstüne ceza keserken bir kere daha düşünmek gerekmez mi?
Şahsen ben vatandaş olarak bu durumdan rahatsızlık duyar, neden çifte standart uygulanıyor diye sorardım.
Yanıtı olmasa da bu soruyu kendime sorardım…
Vatandaşa ceza, kırmızı plakalıya gelgeç, demokrasi Türkiye'sinde biraz abes kaçıyor, sırıtıyor, göze çarpıyor.
Ben söyleyeyim de duymayan yine duymasın, görmeyen yine görmesin.
Hiç mühim değil…
TAVUK YUMURTASI…
Yozgat gibi bir Anadolu kentinde artık hakiki tavuk yumurtasını bulmak dahi zorlaşmış ya, daha ne deyim ki…Köylünün şehirden alışveriş yaptığı bir Yozgat'ta aslında yadırganacak bir durum değil benim kabullenmek istemediğim.
Ama hakiki köy tavuğu yumurtasını bulmak için de tanıdığa, aracıya gerek olmamalı yahuuu…
Yozgat'a Anadolu kokusunu veren doğallığıdır.
Toprağının kokusu, havasının berraklığı, suyunun soğuğu…
Peynirinin tadı, domatesinin lezzeti, ekmeğinin mayasıdır.
Selamının hası, adamının yapısıdır bu toprakları Anadolu yapan.
Benim Anadolu'mda, Yozgat'ım da hakiki köy yumurtası bulmak da lüks olmuş ya hey gidi yalan dünya…