Demokrasilerin kendi doğal seyri içinde gelişip serpilmesi için kuvvetler ayrılığı hayati önem arz etmektedir.
Bu nedenledir ki, yürütmenin başı olan Başbakan her sıkıştığında “Benden yargıya müdahale etmemi istemeyiniz, beklemeyiniz…” ya da benzeri ifadeler ile konunun önemine dikkat çekmektedir.
Sözler ağızdan bu şekilde çıkmakta fakat Ergenekon Davasının muhalif hâkimlerinden birisini de Bolu’ ya sürgün edilebilmektedir.
Diğer taraftan 30 Ağustos’ ta kuvvet komutanlıklarına terfiler olacak, halen içeride bulunan 42 generalin hiçbir şansı yok, kamuoyu ise işi espriye vurmuş durumda, karargâhımızda bile bu kadar paşa yok, toplantıları bundan böyle Silivri de yapalım, diyorlar.
Bilemiyorum, bunu kanıksamak mı yoksa bu kadar çok değerli kişinin hapiste olması mı daha fazla zarar veriyor?
Çünkü daha önce biz de defalarca kez yazdık, medyada da defalarca kez dile geldi, bir kez bile yargıya bulaşan bir generalin terfisi söz konusu bile değil…
Bu arada yargıda boş durmuyor…
Üniversite hastanelerinde çalışan doktorların muayenehane açmalarını veya özel hastanelerde görev yapmalarına engel olan Sağlık Bakanlığı emrine karşılık Hacettepe Hastanesi’ ndeki bir doktorun açtığı davayı haklı gördü ve iptaline karar verdi.
Diyorum ya, bu işler ayna gibidir, ne kadar etki yapmaya kalkışırsanız o kadar tepki alırsınız. Benim en büyük korkum, konunun kan davasına dönüşmesidir.
Yani bir sizden bir bizdenin sonu yoktur ve bundan ülke menfaatlerimiz zarar görür.
Nasıl görmesin ki?
Bir zamanlar Cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi bir ülke paranoyamız vardı, şimdi de TBMM’ de yemin etme paranoyamız oldu…
Önce edersin etmemi BDP başlattı, ardından protestolara CHP’ de katıldı, katılmakla da kalmadı, işi yiğitlik, mertlik noktasına taşıyıp MHP, CHP tarafından arkadaşımızı satmayız, noktasına kadar çekildi…
Hemen ardından havayı yumuşatmak, soğutmak gibi görevleri de bulunan kişi “… Tükürdüklerini yalayacaklar..
Tıpış tıpış gelip yemin edecekler…” diye beyanat verince ortalık daha da gerildi…
Allahtan ülkemizdeki bazı akil adamlar ve dinamikler devreye girdi de, sonuçta CHP geçtiğimiz Pazartesi TBMM’ ye gelip öyle ya da böyle yemin etti. Bazı taraftar medya mensuplarının alay ettikleri bir ortamda bu badireyi de atlattık…
Bu durumların faturasını yine biz ödedik, birilerinin ceplerine doğru akan paralar, bizlerin cebinden çıktı…
Yani altın son birkaç gün içinde 10 lira birden arttı, döviz fiyatları aldı başını gitti, tüm bu ve benzeri olumsuzluklara rağmen uçak lastiği, mandal, buzdolabıya endeksli enflasyonumuzun halen tek haneli gösterilmesinin ne biçim bir sihir olduğuna halen akıl sır erdiremiyorum. Yasama ve yürütme istese oyunun kurallarını bir hamlede değiştiriverir ve çözer, sonuçta kaotik ortamdan çarçabuk çıkmamızı sağlayabilir.
Ne var ki zannımca kaotik ortamdan beslenen bazı çevreler bu karışıklığı seviyor ve sürmesi için de ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar…