Başındaki fotörü biraz gösterişli,
    Altında bir de 35’lik traktörü varsa o muhtar güçlü muhtardı.
    Kanundu mübarek, dağları titretir, ahaliye ses getirir…
    Biraz da çattı mı kaşları, devlet oldun gitti işte!
    Devleti temsil ederdi ama kendi içinde bir devlet dahaydı eskiden köylerde muhtarlık.
    Belindeki tabancayla fiyakası tamamlanan muhtarın, devlet-i aliye ye keseceği bir koyun varsa o köyün yolu da yapılır, elektriği de bağlanır, telefonu da ses verirdi.
    Muhtarın gücü ilişkilerinden önce gelirdi anlayacağınız.
    Böyle bir gücü eline almak isteyen kardeşi de olsa muhtarla kanlı bıçaklı olurdu.
    Ne muhtar seçimleri yaşadık kan gövdeyi götüren.
    Türkiye o yılları yavaş yavaşta olsa geride bırakmaya başladı.
    O eski çatık kaşlı, başı fotörlü, 35’lik traktörü ile heybet gösterisi yapan muhtarlar yok ama köylere hizmet hala farklı farklı gidiyor.
    Kiminin yoluna, kiminin kanalizasyonuna, kiminin de okuluna.
    Çekerek’te suyu akmadığı için tuvaletlerinden yükselen koku sınıflara kadar dolan köyler var biliyor musunuz?
    Devlet-i aliyeyi bekliyor birçoğu…
    Devlet burada diyenlere onlar da devlet burada hizmet nerede diyor.
    Tıpkı dünkü İl Genel Meclisi toplantısında olduğu gibi.
    İki gün önceki meclis toplantısında il genel meclisi üyeleri “Şube müdürleri gelsin ne kadar yol, ne kadar kanalizasyon yapılmış bilelim” dediler.
    Bu istek dün vukuu buldu.
    Sırasıyla Yol Ulaşım Hizmetleri Müdürü Hüseyin Ahi ve Plan Proje ve Yatırım İnşaat Müdürü Tuygun Savacı çıktılar kürsüye.
    Önce Hüseyin Ahi konuştu, asfalt yollar hakkında bilgi verdi, yapılanlar, yapılmayanlar, birinci kat, ikinci kat asfalt…
    Söz meclis üyelerine geldiği vakit bir gerçek çıktı ortaya!
    İlk olarak asfalt çalışmalarının ‘Neden köylerin içine kadar girmediği’ sorusu soruldu müdüre.
    Daha sonra bari köy okullarına ve cami yollarını giden yolları asfaltlayın, dedi meclis üyeleri…
    Müdür; “İyi ama program…” dedi.
    Ne desin ki, sonuçta programı yapan meclis üyeleri.
    İyi ama dedi meclis üyeleri, biraz da esnesin program. 5 kilometre dediysek 10 metreyi mi çok gördünüz.
    Daha sonra bir meclis üyesi çıktı “Kadışehri’ne bir yol yapmışınız böyle yol mu olur kardeşim” diye hesap sordu.
    Derken eleştiriler peş peşe gelmeye başladı.
    MHP’li Meclis Üyesi Ümit Şahbaz, köyler arasında hizmet ayrımı yapıldığını iddia etti.
    Sahibi olan köye her türlü hizmet gelirken sahipsiz köylere ya hiç hizmetin gitmediğini ya da eksik kaldığını ileri sürdü.
    Her köye eşit hizmet istedi.
    Söz sözü açtı, kimi de söz aldı şube müdürüne teşekkür etti…
    Eline sağlık kardeşim dedi, her zaman müdürü eleştirmeyin programı biz yapıyoruz deyip öz eleştiride bulundu kendince.
    Derken başkası, sonra daha başkası derken söz döndü dolaştı…
    Sözün kısası köylere eşit hizmet gitmiyor, bunu il genel meclisi üyeleri kendi ağızlarıyla itiraf ettiler.
    Kimi bu şube müdürünün suçu demeye getirdi, kimi de sözde özeleştiride bulunup meclis üyelerine yani kendilerine attı suçu.
    Sen suçlu, ben suçlu peki köylünün suçu ne hemşerim…
    Öyle ya, yaz bitti kışa giriyoruz, yolu asfaltlanmadığı için çamurda yürüyen köylü Mehmet Ağanın suçu ne?
    Ben eskiden olur bilirdim bu tür olayları…
    Muhtarın forslu olan köy götürürdü büyük payı, şimdi planı var, projesi var, ödeneği var, gözü var, nizamı var…
    Dünya da küçük, Yozgat da küçük…
    E, o halde eksik nerede?
    Siyaseten mi yürütülüyor hizmet denilen şey birileri izah etsin.
    Ben dünkü tartışmadan bir halt anlamadım!
    Anladığım tek şey var o da kimi köylerin mağdur edildiğinin meclis üyeleri tarafından yapılan itirafı.
    İtiraf değil ihmalin ve ayrımın delili mübarek!
    Yozgat nerede kaybediyor diye soruyoruz ya zaman zaman kendi kendimize.
    İşte tam da burada kaybediyor!
    Dünkü meclis toplantısında dikkatimi çeken bir husus daha oldu…
    Kendi köyleri ya da istedikleri köylere hizmet giden meclis üyeleri şube müdürüne bol bol teşekkür ettiler.
    Hizmet gitmeyenler ya da hakikaten her köye eşit hizmet isteyenler ise eleştirdi.
    Açık söylemek gerekirse beni kimin ne dediği çok da enterese etmiyor.
    Çekerek’in bir köyünde okul susuzluktan kokuyor, asfalt köye kadar gelip, o köyü atladıktan sonra devam ediyorsa ben buradaki tezatlığa, anlamsızlığa, mağduriyete bakarım.
    Eğer hizmetler siyaseten yürütülüyorsa açık konuşun biz de bilelim.
    Yok, her köye eşit hizmetse o halde dünkü konuşmalar neyin nesi anlayamadım.
YOZGAT RÜZGARI
 Sorgun’daki kazaların sorumlusu kim?
Özellikle son birkaç yıldır Sorgun neredeyse trafik kazalarının merkezi oldu.
    Tam da ilçenin kalbinde, E-88 karayolunun üzerinde öyle kazalar oluyor ki akıllara zarar.
    Bu kazaların neredeyse tamamına yakını ölümlü.
    Açın bakın arşivlere Yozgat genelinde meydana gelen kazaların büyük bölümü Sorgun’dan…
    İyi ama niye, takdiri ilahi mi?
    Bana kalırsa yarısı takdiri ilahi yarısı ihmal.
    İhmal, yüzde 40’ı vatandaşın…
    İhmal, yüzde 60’ı orada görev yapan trafik polislerinin…
    Sorgun’da trafik denetimleri yeterince yapılıyor mu?
    Bana göre sorgulanması gereken bir durum.
    Sorgun’da özellikle hız ve trafik lambalarına riayet noktasında ciddi anlamda kuralsızlık yaşanıyor.
    İnsanların kurallara riayet etmemesi zaten başlı başına bir sorun.
    Ama sorun varsa bir yerde sonuna kadar denetimde olmalı.
    Yozgat’ta adım başı trafik denetimi, adım başı polis…
    Bir sokak arasında dahi karşınıza trafik denetimi çıkabiliyor.
    Ama Sorgun’da ben öyle bir şey görmedim, duymadım!
    Tam aksine hız sırını ihlal eden, trafik lamsına riayet etmeyenlerin sayısı hiç de küçümsenemeyecek oranda.
    Ben Yozgat Emniyet Müdürlüğü Sorgun’da peş peşe yaşanan trafik kazalarına karşı biraz daha duyarlı olmaya davet ediyorum.
    Ne gerekiyorsa yapılmalı, birilerinin kuralsızlığı birilerinin hayatına mal olmadan birileri Sorgun’a ivedilikle el atmalı.