Fadime Girik, Osman.. Allah'i seversen çarşı izinine neye çıhıncı bize gel, sen bazlamayı çoh seviyon, bazlama ye.. dermiş.
    Çoh bazlamalarını yedim onların..derdi. Bunları da yeminle anlatırdı. Ve hatta bazen “Neden olmasın, ya diye ara ara yeminlerinin de tesiriyle inandığımız olurdu.
    Muazzam yalan konuşurdu. Duygusal yalanları gerçekten ağlayarak göz yaşları dökerek anlatırdı. Bizim köye maç yapmaya gelen başka köyün gençleri bizi yenince “Baba yiyin, yidiğiniz ekmekler gözünüze dizinize dursun, şunlara bile yeniliyonuz diyerek bize bir sürü hakaret ederdi. Yenmek de mühim değildi onun için.
    Elli atmış dene gol atacağınız, bi dene bile gol yemeyin sahın… diye taktikler verirdi.
    Bir gün Yudan köyünün çocukları bizi yendi, eyi bi zopa çekin la şunlara diyordu. Sporun faziletinden habersiz, kimseye hayır öğüt vermeyen sürekli kavgacı ve acımasız ruha sahip her branşta holigan bir zihniyete sahipti.
    Onun maçlarımıza gelmesini hiç istemezdik ama yendiğimiz zamanda sürekli gidip ona övünmekten geri durmazdık.
    Köy maçlarında yaşı, ilgisi ve kabullendirdiği bilgisiyle herkes ona müracaat eder, hakem olmasını isterdi. Hakem seçili seçilmez Cumhurbaşkanında bile ondaki fors olamazdı.
    Daşın üstünden geçti, galeci sahosunu çıharırken gol attı, ezen ohunuyo, gabil dağal falan gibi gerekçelerle iptal ederdi. Yalnız cebine bir paket birinci cuvarası goy, maç anında kazanılırdı. 
    Ağzı çok bozuktu. Sürekli küfür eder ve faul yapmamızı önerirdi. Yaşadığı zamanlarda hiç birimiz sevmezdik onu. Hayır öğüt vermeyen, ortam bozan ve huzursuzluk mucidi bir insan adlederek sürekli uzak durmaya çalışırdık.
    Köy deyince ilk akla gelen insan oydu. Sevimsizliği ile tanındığından köyün en renkli simalarından biriydi.
    Sürekli belden aşağı konuşmaları, haset tiple insanlara bakışı, ortam bulduğunda bol yeminli konuşmaları, medyatik arkadaş anıları ve pis boğazıyla sürekli sokaklarda dolaşırdı.   
    Rahmetlik oldu Osman Emmi. Onu sevmeyenler sokaklarda konuşacak adam bulamadılar. Kısa sürede özlenmeye başladı.
    Kör ölür badem gözlü olur ya.. Onunda hiçbir eksisi hatırlanmadı.
    Hep tatlı sohbetleri, komik yalanları, heyecanlı ve fanatik maç yorumları, filmlere bakış tarzı ve erotik anlatıları yıllar geçmesine rağmen hâlâ  tatlı hatıraların sohbet konularını oluşturuyor.
    Her geçen yıl, memleketimizin bir püskülünü daha koparıp, bakımsız ve sefil bir hale düşürüyor.
    Gidenler özlem dolu gözlerle aranırken, sıla ziyaretinden daha çabuk sıkılarak, gurbete dönmeye kamçılanıyoruz.