Uzun uğraşlar verip
Devletten fabrika, yol istemeyip
Biz şehrimize müstakil üniversitemizi istiyoruz dedik.
Çok uzun bir bekleyiş ve
Hummalı çalışmaların sonucunda
Bir çok yatırımdan da fedakarlık ederek
Güzel üniversitemize kavuştuk nihayet.
Oh ne güzel artık müstakil bir üniversitemiz var değilmi . . .
Artık esnafımız kimsenin eline bakmayacak
Mesela günlük 20 müşteri ağırlayan lokantalara 200 kişi girecek
Berberler, kuaförler giren çıkan müşteriyi sayamayacak,
Simitçi Ahmet aga yüz tane simiti satmak için köşe bucak müşteri aramayacak
Yarı dolu yarı boş gidip gelen dolmuşlar artık onar dakika ara ile tıka basa dolu sefer yapacak,
Cafeler, sokaklar cıvıl cıvıl gençlerle dolacak
Her öğrenci aylık 300 TL para harcasa şehirde,
On bin tanede öğrencimiz olsa,
Aylık şehrimize kafadan 3 milyon tl (3 Trilyon) para girecek,
Artık ne tür iş yeri açılırsa açılsın iş yapacak,
İş dalı çoğalıp, iş yerleri açıldıkça işsizlik sona erecek,
Aileye en fazla 300 TL' den kiraya verdiğimiz evleri
500 TL' den rahatlıkla kiraya vereceğiz,
Kültürel ve sosyal yaşantımıza bir renk gelecek,
Ve daha neler neler...
Hangisi oldu ?
Olamaz mıydı ?
Hala bir umut var mı ?
Evet var...
Bana göre umudumuzu da tüketmeden önce
Hala yaptığımız hataları düzeltmemiz gerekiyor.
Biz ne hata yapıyoruzki diyeceksiniz belki
Ama maalesef hepimiz yapıyoruz.
Yozgatlılar özeleştiri yapamaz diyorlar
Biz öz eleştirinin alasını yaparız...
Biz, ailelere 250 TL' ye kiraya verdiğimiz evlerimizi
Hatta şöyle söyleyeyim bir ay alıp üç ay kirasını alamadığımız evlerimizi
Kıymete bindirdik, öğrenciye vermiyoruz.
Neden mi?
Çünkü kız öğrencilere verirsek eve erkek alırlar
Erkek öğrencilere verirsek evde alkol alırlar
Evlerimizin abdesti kaçar
Öğrenci demek annesinden, babasından, ailesinden uzak,
Ahlak kavramını tam algılayamamış genç beyin topluluğudur.
Öğrencilerin ısrarına, birde kira bedelinin tatlılığına dayanamayıp ev verdiğimiz öğrencilerimiz de yok değil.
Var...
Bunlara da şu baskıları kurarız;
"Evimde oturmak istiyorsan söyle annen ya da baban buraya gelsin bir tanışalım,
Eğer gelmiyorlarsa bana Yozgat' tan bir memur kefil getir,
Evde iki kişi kalacaksanız şimdiden söyleyeyim,
Gelir gider evi kontrol ederim üçüncü kişiyi görürsem atarım sizi evden,
Kızlar eve erkek almayacaksınız,
Ben namuslu bir insanım ve bu tür ahlaksızlıkları affetmem" gibi. . .
Peki bey amca yada teyze hanım. . .
Sizin evladınız yokmu?
Hiç mi vicdan yok?
Zaten kirayı yüksek alıyorsun,
Önden depozito alıyorsun,
Birde namus bekçiliğine mi baş koyuyorsun?
Herkesin namusu bir bayan öğrenci ile aynı masada oturmakmı?
Ya da bir erkek öğrenciyi evinde misafir etmekmi?
Burada görüyorsunuz ve yorumlar getiriyorsunuz,
Namustan, hayadan bu öğrencilerin hiç haberi yokmu sanıyorsunuz?
Bu öğrencilerin anneleri babaları kardeşleri yok mu ?
Zaten zor şartlarda ev veriyoruz bin bir bahane uyduraraktan,
Birde namusumu ortaya koyuyoruz.
Bu insanlarda tıpkı bizler gibi
Hastanede doğdu,
Kundağa sarıldı,
Aile terbiyesi ile büyüdü,
Çalıştı, çabaladı üniversite kazandı...
Aldığı terbiye bizimkiyle aynı olmayabilir.
Bir çok yerde de bizi beğenmiyorlar zaten.
Kültür düzeyimiz farklı, şivemiz farklı, bakış açılarımız farklı, yaşam tarzımız farklı
Kimse bizimle aynı olmak zorunda değil zaten
Onlar bizim misafirlerimiz
Bizde misafirperveriz...
Biz kendimizi yanlış gösterirsek misafirlerimize
Biz böyle yaparsak hangi üniversite mezunu...
Hangi doktor,öğretmen,mühendis,hemşire tekrardan bu şehre gelip bir çivi çakmak ister?
Zaten geliri olmayan bir şehiriz, kim gelipte burada yaşamak ister?
Şimdiye kadar Yozgat sosyal olmayan pasif bir şehir denildi
Ve bizde bu olaya çok iyi inandık.Çok küçük bir örnek verecek olursak.
Geçtiğimiz son dört yıldır
Kültür müdürlüğü salonunda çok cüzzi ücretlere hatta
Çoğu kez ücretsiz bir biçimde tiyatro oyunları, sanat müziği, halk müziği gibi programlar yapıldı
Hangisine gidildi?
Bu çocuklar boş koltuklara program yaptılar.
Bizim sorunumuz biraz da ilgisizlik.
Yozgat halkı olarak neyi tam anlamıyla değerlendirebildik ?
Şu anda şehrimizde merkez de okuyan 7 bin civarında üniversite öğrencimiz var.
Bunların çoğunun eve ve işe ihtiyacı var ve biz büyük çoğunluğunu karşılayamıyoruz.
Herşey istemekle bitmiyor.
İstemek başarmanın yarısıdır evet çok doğru!
Biz istedik yaptık ama henüz başarılı olamadık.
Tabi ki çok ta kötü değiliz.
Her yönden kalitemiz artmaya devam ediyor ama istenilen hızda değil.
Şehrimiz artık yerli ve yabancı turist görüyor
İş yaptıkça arabasını bir model daha yükselten
Ya da bir ev daha alıp kiraya veren iş yeri sahiplerimiz
Artık para kazandıkça iş yerlerini yeniliyor,
Vitrinini yeniliyor,
Müşterisine hoş görünmek için çaba sarfediyor.
Hiç bir şey eskisi gibi değil.
Bu şehir kalkınmak zorunda,
Bu şehir büyümek zorunda,
Bu şehir eskiden olduğu gibi çevresindeki illere fark atacak kadar kaliteli ve kültürlü olmak zorunda
Ve bunların hepsi bizim elimizde
Lütfen bilinçlenelim artık,
Zamanında elimizden kaçırdığımız Askeri Alay olayını
Şehrimizin Tek bacasız fabrikası olan üniversitemizde de yaşamayalım.
Biz istedik üniversitemiz oldu.
Biz isteyelim şimdi
Büyük alimlerin,bilim adamlarının yetiştirildiği
Büyük Yozgat olalım.