Yozgat’ta 2007 yılında kuruluşunu tamamlayan Kent Konseyi, bugüne kadar farklı çalışmalar yürüttü. Belediyenin bünyesinde faaliyetini sürdürmesi nedeniyle fazla etkin olmayan, hatta yaptırım gücü bulunmayan konsey, buna rağmen imkanlar ölçüsünde bir şeyler yapmaya çalıştı.
Ünsal Allıoğlu, uzun yıllar Yozgat siyasetinde etkin olmuş bir isim. Ağbeyi Ünal Allıoğlu ile birlikte siyaset yapan Ünsal Allıoğlu, sonraki dönemlerde daha fazla ön plana çıktı. Özellikle ağbeyi Ünal Allıoğlu’nun senatör seçilip, Yozgat’tan ayrılması ve tekrar dönmemesi ile daha çok siyaset sahnesinde görülen Ünsal Allıoğlu, kendisine siyaseten yetki verilmemesi nedeniyle, Yozgat’a Yozgat insanına vermek istediği hizmetleri, başka bir değişle ‘‘Hayal ettiği Yozgat’ın’’ oluşması adına şimdi politika kulvarının dışında, Kent Konseyi başkanlığı görevini üstlenerek yapmaya çalışıyor, bundan da görebildiğimiz kadarıyla heyecan duyuyor.
 Kent Konseyi’nde yeralan başka isimlerde var. Birlikte oluşturdukları yönetim ile Yozgat’ın eksikliklerini tespit edip, Yozgat’ın gelişmesine, kalkınmasına etki edecek konuları tavsiye niteliğinde hem kamuoyu ile hem de ilgili kurum yönetimi ile paylaşıyor.
Geçtiğimiz hafta içerisinde konsey yönetimi basın kuruluşlarını ziyaret edip, bilgiler verdiler, ardından da gündeme taşımak istedikleri konularda kendilerine yardımcı olunması talebinde bulundular.
Kent Konseyi’nin tavsiye niteliği taşıyan konularla ilgili olarak yaptırım gücü olmadığından, kamuoyunun oluşmasını istiyor. Bunun içinde kendilerinin takip edilmesini, yanlış adım atmaları halinde uyarılmalarını, doğru adımlarda ise destek verilmesini bekliyorlar.
Konumuz Yozgat... 
Öyle olunca da akan sular durur, durmalıdır.
Zira bu kentte bizler yaşıyoruz. Bizden sonra çocuklarımız, çocuklarımızın çocukları da bu topraklarda yaşayacaktır. Bizden öncekileri bizlere iyi bir emanet bırakmamış olabilirler. Ama bizlerin bizden sonrakilerine daha iyi bir kent yaşamı bırakmak için üzerimize düşeni yapıp, taşın altına elimizi koymasak bile taşın altındaki ellerin ezilmemesi noktasında yardımcı olmamız gerektiğini düşünüyorum.
Gerçi bu kentte yaşayanlar olarak duyarsızlığımız, ilgisizliğimiz ne kadar fazla tavan yaptıysa, ilgili makamların, makam sahiplerinin de nemelazımcılığı aynı orada artmış durumdadır.
Çoğu zaman Yozgat için önemli gördüğümüz konularla ilgili beklentilerimiz havada kalıyor. Sanki, havanda su dövüyormuşuz gibi bir his uyanıyor ama olsun...
Dedim ya, Yozgat bizim...
Biz bu memlekette yaşıyoruz, yaşlanıyoruz. Bizden sonraki nesillerde bu topraklarda yaşamlarını sürdürecekler. Yarın arkamızdan anlamlı sözler söylememeleri için Yozgat’a, Yozgat insanına sahip çıkıp, gelişmesi, kalkınması, modern bir kent hüviyetine kavuşması gibi konularda adım atmasak bile adım atanlara, omuz vermesek bile köstek olmasak da yeter. Zira, en önemli özelliğimiz destekten çok hep köstek olmayı tercih ederek, yapanada engel olmamızdır.

Maç Kritik
Yozgatspor, bildiğiniz gibi!..
Spor Toto 3’üncü Ligi 3’üncü Grupta play-offa kalabilmek için mücadele veren Yozgatspor’un Araklıspor karşısında aldığı galibiyet sonrasında, kazandığı zaman önemli bir avantaj sağlayacağı Anadolu Üsküdar maçı öncesinde yaşananlar düşündücü.
Yozgatspor’un ne zaman ayakları yere sağlam basmaya damak kalıyor, işte o zaman bir kayımet kopuveriyor. Takım içerisinde beklenmedik sıkıntılar yaşanıyor, takımın kazanma ihtimali yüksek maçları kaybediler, sıkıntılar çıkıyor.
Yine öyle oldu...
Araklıspor’u yenen kırmızı siyahlı ekip, Anadalo Üsküdar deplasmanından çıkaracağı 3 puanla  play-off şansını büyük oranda yakalayıcaktı, belki de play-off grubundan bir üst lige çıkacaktı. Ama yine bir sihirli el duruma müdahale etti. Takım içerisinde sorunlar çıktı.
Bu konu ayrı bir konu olduğundan şöyle bir teğet geçmekte yarar gördüm. Asıl konu Yozgatspor’da futbolcuların başlatmış oldukları isyan ve sonrasındaki gelişmeler.
Profesyonel futbol artık eskisi gibi değil. Futbolcu alacağını gecikmeli olarak da olsa alabiliyor. Hemde günün raişi üzerinden, gecikme faizi ile birlikte. Biliyorum ki Yozgatspor, Süper Lig’de mücadele ettiği dönemlerden kalan futbolculara olan borçlarını bir iki yıl içerisinde ödemek durumunda kaldı.
O halde takım kaptanlığını üstlenen tecrübeli bir isim olan Kazım Şeker, aynı şekilde tecrübeli isimlerden Sadettin Özer ve Barış Serbest ne yapmak istedi?. Nerden takımın İstanbul deplasmanına çıkmasına engel olmaya çalıştı?.
‘‘Şike’’ ve ‘‘Teşvik’’ soruşturmalarının devam ettiği bir dönemde, böyle bir davranışın gündeme gelmesi ister istemez akla, her iki dava içerisinde anlatılanları akla getiriyor, ister istemez.
Alaaddin Demirözü ve ekibinin gitmesine neden olan isimler de aynı. Teknik heyeti bir şekilde devre dışı bırakan isimler bu kez de Yozgatspor’u ligdeki yarışından geri koydu. 
Yozgatspor’un kaderiyle oynayanlar bugüne kadar iflah olmadı. Bundan sonra da olacaklarını sanmıyorum. Yozgatspor bu badireleri de anlatacaktır. Bunlar da tecrübe hanemize yazılmalıdır.