" Asıl olan, coşkuyu ve onun arkadaşlarını kaybetmemektir. Nasıl olsa hekimler ve yeşil reçeteli ilaçlar var diyerek, coşku yerine hüzünü, ümitsizliği, hareketsizliği, pasifliği, tembelliği seçersek; yandı gülüm keten helva…..
Coşku önce kaybedilip, sonra aranacak bir davranış modeli değildir. Arabamızı sürekli yürütebilmek için, nasıl ki, yakıt depomuzu sürekli takip ederek tamamlıyorsak, coşku üretimi de bu mantığa uygun olmalıdır. Yakıt bittiği zaman yaşadığımız problemlerin aynısını, coşkumuz bittiği zaman da yaşarız. Dağın başında yakıt bittiğinde “bir kuşlukluk iş, nasıl bir kışlığa” dönüşebiliyorsa, problemler amip gibi çoğalabiliyorsa; coşku bittiği zaman da karşılaşacağımız problemleri önceden tahmin edebilmek oldukça zordur.
PEKİ, NASIL COŞKULU OLACAĞIZ?
Öncelikle her yönümüzle her dakikamızda, güler yüzlü, tatlı dilli, heyecanlı, üretken, sevgi dolu, saygılı, mütevazi, ölçülü ve dengeli olarak, çevremize ve kendimize sürekli pozitif enerji ve sinerji üreteceğiz.
Sürekli okuyarak, çalışarak, üreterek, katkı sunarak, paylaşarak, iyilik yaparak, destek vererek, çevremize ve ülkemize ışık saçacağız.
Müziğin her türlüsü, sporun en uygunları, ölçülü ve dengeli eğlenme eylemleriyle kol kola girerek, coşkumuzun yakıtını sürekli dolu tutacağız.
Dost ve arkadaşlık portföyümüzü sürekli genişletmek için sevgi sermayesi hesabımıza sürekli para! yatıracağız.
Eşimize, dostumuza, çevremize değer vereceğiz. Anlam ve kalite üreteceğiz.
Grup etkinliği ve dinamizmine, grup aidiyetine önem vererek yalnızlıktan ve eylemsizlikten kurtularak, coşku ve heyecan üreteceğiz.
Yüksek kaliteli ve coşkulu bir hayatın yalnızca para ile ve sınırlı sayıdaki özelliklerle olmadığını, yüksek kaliteli ter ve emek istediğini unutmamalıyız.
Coşkuyu öncelikle kendimiz üretmeli, başkalarından beklememeliyiz. Onlar da bizden bekliyorsa, vay halimize…
Coşku ve yakın arkadaşlarını üzerimizde taşıdığımızda, metabolizmamızın mutluluk hormonları ürettiğini, hırsızların ise toksin ürettiğini asla unutmamalıyız.
Gülmek için mutlaka komedi filmi izlemeyi veya komedyenlerin gelmelerini beklememeliyiz. Her fırsatta ve her zaman diliminde gülme üretimini becerecek yeteneği kendimiz geliştirmeli ve uygulamalıyız. Fıkra anlatımı ve hayatın güzel yönlerini alarak komediye dönüştürme eylemleri buna yeterince yardımcı olacaktır.
Coşku üretimi şartlara bağlanmamalı, beklenmemeli, kovalanmamalı, ilhamının gelmesi gözetlenmemelidir. Bilfiil kendimizin sahip olduğu imkan, güç ve yeteneklerimizi pozitif anlamda kullanarak, coşku ve dinamizm üretebilme güç ve yeteneğimiz vardır.
Hem kendi yaşamımızın daha kaliteli olması, hem de çevremizin ve dünyamızın daha kaliteli olması için, coşkumuzun ve onun yakın arkadaşlarının hayatımızın her saniyesinde bizimle birlikte olma zorunluluğu vardır.
Yalnızca yaşamak değildir amaç… Herkes bir şekilde yaşıyor. Kimi sürünerek, kimi düşünerek, kimi kahrederek, kimi ümitsizce, kimi birilerine dayanarak…. Önemli olan, dimdik, coşku dolu, sağlıklı ve yüksek kaliteli, hayata anlam ve değer katarak, sevdiklerimizle paylaşarak, gelecek nesillere anlamlı ve yüksek kaliteli miraslar bırakarak yüksek kaliteli ve Coşkulu yaşayabilmektir.
Selam sevgi ve dualarımla… Allah’a emanet olunuz…”
Yrd. Doç. Dr. Süleyman
COŞKUNER/ Antalya