Farkında mısınız bilmiyorum ama her geçen gün dünya ve Türkiye’de kadına baskı ve şiddet giderek artıyor. Bu ne acı bir durumdur? İnsanın kanı donuyor. Gazete manşetlerindi okuyunca ya da televizyonda izleyince “imkansız” diyor lakin yaşanıyor ve biz buna dur demesin bilmiyoruz.
İşin daha da vahim yanı ise kadına yönelik şiddetin eğitimli dediğimiz kesimde daha çok yaşanıyor olması bence. Evet yanlış duymadınız kadına şiddetin uygulayanların en yüksek görüldüğü kesim üniversite mezunları dediğimiz aydın kesim ne yazık ki!
Biz buna, bu şiddete daha çok öğrenilmiş şiddet diyoruz bu eğitimli insanlar görsel ve yazılı basından öğrendiklerini, gördüklerini işliyor ve insanların gördükleri şiddet kokan film ve olaylar bu insanları tetikliyor. Kısaca bu eğitimli kesim farkında olmadan gördüğü izlediği sahneden yaşamını benimsiyor olması da kaçınılmaz oluyor.
Dünyada, Türkiye’de de eğitim düzeyi yükseldikçe kadına yönelik şiddetin de aynı oranda artıyor olması ayrı bir problem ve acı bir gerçektir.
Yine istatistikler gösteriyor ki aile içi şiddet uygulayanların yüzde yirmi ikisi şuan işliyor ve bu insanlarda şiddete karşı bir eğilim bulunuyor.
Aile içi şiddeti yok etmede en büyük pay yine önce aileye gerek okullara iş düşüyor.
Bunlarda insanlar şuna dikkat etmeli? Bizim evimizde fiziksel, ruhsal şiddet var mıdır? Var ise hangi ortamda daha çok görülüyor ya da Ailede fiziksel ve ruhsal şiddet hangi anlamda var?
Tamam, dünya ve Türkiye’de şiddet yalnızca kadına yönelik de değil elbette! Aslında toplumun birim ve katmanlarında erkek de şiddet görmekte.
O yüzden ben diyorum ki; “öncelikle toplumu ve aileyi ayakta tutan en önemli kişi yani kadınlar, analarımıza burada çok önemli bir görev düşüyor. Eğer toplumda şiddet var ise bunu azaltmak ya da tamamen azaltacak olan kişi elbette analarımız, kadınlarımızdır.”
Sizler eğer sağlıklı başarılı toplumlar ve insanlar görmek istiyorsanız önce kadınlarımızın eşlerimizin eğitim ve öğretimine gereken en büyük önemi biz erkekler verelim. Kadınımıza sahip çıkalım ve onları ezmeyelim eğitelim ki sağlıklı nesiller yetiştirebilelim!
Bunun yanında insan önce tavır ve davranışlarıyla, konuşmasıyla her zaman anlayışlı, hoşgörülü ve bağışlayıcı olmalıdır.
Yaşadığımız hangi ortam olursa olsun, önce biz çevremize ve yakın çevremize, ailemize karşı olumlu ve hoşgörüyle bakabilmeliyiz. Asla kırıcı olmamalıyız. İnsanlar her zaman kendilerini bunaltan, üzen , sıkan ortamlardan her zaman uzaklaşmalı ve sakin ve sabırlı olmalıdır.
Unutmayalım ki tartışmak, kavga etmek biz insan oğlunu daha da hırçın ve uyumsuz yapar, buda insana yapılması gereken tavrı davranış ve sözleri söylememize neden olabilir.
O yüzden bizi olumsuz kılan negatif yapan ortamlardan uzaklaşmasını bilmeliyiz.