Günümüzün en ciddi sorunlarından biride işsizlik sorunudur. İşsizlik ufkumuzda beliren ciddi bir karanlık bulutudur. İşsizlik gençlerin kâbusu, ailelerin huzursuzluk kaynağıdır. Katlanarak artan işsizlik ordusuna bizlerin, siyasilerin, iş adamlarının ve bürokratların kafa yorması, çözüm araması gerekmektedir. İşsizlik sorunu çözümlenmesi gereken acil bir konudur. İşsizlik azalıyor demekle maalesef işsiz sayısı azalmıyor, artıyor.
Bu konuda önemli bir tespit şudur. İş arayan gençlerimizin çoğunluğu vasıfsız işçilerdir. “Her şeyi yaparım” diyen ancak, elinde bir mesleği olmayan vasıfsız işçilerdir bunlar. İçlerinde öğrenciler ağırlıktadır.
Buna karşı çözüm nedir? Çözüm gençleri bir sanata yönlendirmektir, üretkenliğini artırarak beceri ve kabiliyetlerini, yeteneklerini devreye sokarak onlara bir meslek kazandırmaktır. Bunun yolu da iş istihdamlı kurslardan geçiyor.
Sayın Valimizin , Belediye Başkanımızın görevi genç nüfusa iş gücü kazandıracak, piyasanın talepleri doğrultusunda mesleki eğitim yoluyla kursların açılmasını sağlamak olmalıdır. Böylesine önemli bir tespit mutlak devreye sokulmalıdır. Gençleri sanata yönlendirmek, mesleki kurslar açmak, müteşebbis ruhunu geliştirmek çok önemli bir konudur.
İşsizlikle mücadele etmenin yolu üreticiliğe yönlendirmektir. Tüketen bir toplum olmaktan kurtulmalıyız. Tüketimin yanında üreten, yetiştiren, müteşebbis ruhu olan bir topluma dönüşmek asli görevimizdir. Sürekli artan genç bir nüfus sahibiyiz. Genç nüfusun korunması gerekir. Ancak o genç nüfusu istihdama yönlendirmek, üretici bir topluma dönüştürmek de bizim asli görevimizdir.
Köylüsü ve şehirlisi ile sürekli üreten, yetiştiren, sanat sahibi, ekmeğini taştan çıkaran bir toplum olmak zorunda olduğumuzu unutmayalım. Herkes devletten iş bekliyor.Vatnadaş haklı, çünkü ne yapacağını bilemiyor. Ama herkese devletin iş verme şansı var mı? Tabii ki yok.
Bir yanlışlık de şurada, halen mülakatlarla eleman alıyoruz. Bu kez devreye torpil giriyor. Fakire-fukaraya, garibe-furabaya haksızlık ediliyor. Yazık ediyoruz insanlarımıza!... Hakkı olanın hakkını ber taraf edip koca koca adamları devreye sokuyoruz.
Belki de haklının, kimsesizin, garibin, gurabanın, fakirin hakkını gasp ediyoruz. Niye mi? Torpille devreye girip işe girmesi gerekenlerin önünü kesiyoruz. Ömür boyu onların hakkını-hukukunu gasp etmiş oluyoruz. Ne diye giriyorsunuz devreye? Ne diye halen senin adamın, benim adamım davasını güdüyorsunuz? Yani bu haksızlık-adaletsizlik değil midir? Hak gasbı değil midir? eşitlik- hak, hukuk-adalet bunun neresinde Allah aşkına? Puan mı esas bırakın puanı ile çocuklar hakkı olan yerlere girebilsinler ne diye engel oluyoruz ki?
Bir başka önemli konu: Köyleri güzelleştirmek, modern köyler, çiflikler kurmak zorundayız. Devlet kapısında işe adam alma yerine kendi işini kurana sahip çıkmak zorundayız. Kolaylaştırın her vatandaş kendi işini kendisi kuruversin. Devlet Baba işini kurana ödül versin, vergileri harçları sigorta giderlerini azaltsın.
Bunun yolu da özel çiftliklerin kurulmasına, köylerin şehirleşmesine bağlıdır. Köyün yolu, beli, suyu, elektriği, ulaşım sorunları ortadan kaldırılırsa, modern köyler kurulacak olursa, işsizlik sorunu da ciddi şekilde azalmış olur. Üretmeden, iş alanları kurmadan, iş atölyeleri açmadan gelişme mi olur?
Meslek okulları yaygınlaştırılmalı, Mesleki kurslar açılmalıdır. Uzun süreli bu kurslar da sanat- zanaat erbabı insanlar yetiştirilmelidir. Esnafa üreticiye, köylüye, sahip çıkılmadan işsizlik önlenemez. Üreten, yetiştiren insanlar daima teşvik edilmelidir. İnsanları devlet dairesinde pasifize etmenin yerine kendi işini kurup, kendi işinin patronu olmalarını sağlamak daha mantıklı bir yaklaşım olacaktır.
Mesleki kursları bu mana da çok önemsiyoruz. Her yıl düzenli olarak Halk Eğitim Müdürleri aracılığı ile mesleki kurslar açılmalı, oradan yetişen müteşebbis ruhlu gençlere sahip çıkılmalı, desteklenmeli, kredilerle kendi işini kurmalarına yardımcı olunmalıdır. Yozgat şartlarında da eleştireceğimiz konular var, onu da bir başka yazımıza ele alalım inşallah…