İnsan hayatı, ömür dediğimiz şeydir.
    Gerçektir ki, insan'ın dünya ile en ilişkili olan yönü, ömrüdür.
    Sahip olduğu şeyler arasında, en fazla kıymet verdiği şeyde, yine ömrüdür.
    Rızık temin etmek, lüks evlerde oturmak, nefsi arzularını tatmin etmek, katlar, yatlar sahibi olmak, oyun ve eğlenceye dalmak gibi şeyleri elde etmek için sarfettiği çabaların hepsi, bu hayatı gözetmek ve mümkün olan en uzun hayatı yaşamak için gayret göstermek sebebine dayanır.
    İnsandaki hayata bağlanma ve onu muhafaza etme çabasını Kur'an-ı Kerim çok kısa, fakat öz bir ifadeyle şöyle anlatmaktadır:
    Ölüm sarhoşluğu gerçeği ortaya koyar.
    Ey insanoğlu! İşte bu senin öteden beri kaçındığın şeydir. (Kaf 19 )
    Görüldüğü gibi, insan ölümden kaçıyor, buna karşılık, hayata dört elle tutunmaya çalışıyor.
    Aslında Allah-ın, insanı hayata bu bağlılığıyla yaratması, insan için çok büyük bir nimettir
    Çünkü hayat, insanın sahip olduğu en mukaddes sermayedir.
    Yeryüzünü imar ve istihdam etmek ve üzerinde sağlıklı bir insan toplumu kurabilmek, çeşitli gizli hazinelerini değerlendirmek için bulunması gereken şartlar ve sebepler, ancak bu zaman parçası içinde gerçekleşebilir.
    İnsan, görevinin çok önemli olmasının yanı sıra, yaratılışı itibariyle çok hassas, nazik ve zayıf olup, çabuk etkilenmektedir.
    Yüce Allah ( celle celalüh ) insan tabiatının daha fazla himaye edilmesi için sebepler yaratmıştır. İnsan bu sebeplere mecburen bağlı kalır.
    Bu durum, sahibinin irade ve kastı olmaksızın gözü koruyan refleks hareketleri gibidir.
    Öyleyse insan bu hayatı, bir esasa göre kullanmalıdır.
    Yüklendiği görev ve işleri, yerine getirmekle mükellef olduğu vazifesini gerçekleştirmek için hayatı bir fırsat olarak görmelidir.
    Hayat insan için ebedi kurtuluşu sağlayacak bir vasıtadır.
    Yoksa kendisi bir hedef değildir.
    İşte bu noktadan itibaren,  Kuran-ın koyduğu metodun gereği olarak, insanın, kendi hakikatini öğrenmesi, nimetlerinden faydalandığı hayatı, bu hayatın başlangıç ve sonunda kendisini bekleyen hadiseleri tüm detaylarına kadar hesap edip, hem dünya ve hem de ahiret mutluluğunu gaye edinmesiyle ebedi kurtuluşunu gerçekleştirmiş olacaktır.