Çok eski zamanlarda ülkeye nam salmış bir okul varmış. Bu okuldan mezun olmak çok zormuş.
Bu okula bir genç girmiş çok başarılı bir öğrenciymiş okulu birincilikle bitirmiş. Hocaları demişler ki sen çok başarılı bir öğrencisin fakat bizim ilmi siyaset diye bir dersimiz daha var bu dersi okumak okumamak senin isteğine bağlı öğrenci hayır ben okulu bitirdim artık okumak istemiyorum diye ayrılmış okuldan o zamanlar araç falan yok giderken karşısına bir koy çıkmış köye vardığında köylüler hoş geldin yabancı diye koy odası denen bir yerde bir yatak vermişler.
Genç gece orda kaldıktan sonra ertesi gün köylülerle birlikte camiye gitmiş camide imam anlatıyormuş... Şunu yapmazsanız yanarsınız bunu yaparsanız eliniz kesilir bacağınız kesilir.
Bizim genç hoca müdahale etmiş.
“Hoca efendi senin anlattıkların böyle değil sen yalan konuşuyorsun” demiş..
Hoca bakmış köylünün gözünde itibar kaybedecek ey cemaat bu aramıza nifak sokmak için gelmiş bunun katli vaciptir diye köylüyü gence karşı kışkırtmış.
Bizim genç zor kurtulmuş köylülerin elinden hemen oradan okuluna geri dönmüş.
Okulda hocaları genci karşılarında görünce niye geldin diye sormuşlar.
Genç ilmi siyaset dersi okumaya demiş hocaları geleceğini biliyorduk ama bu kadar erken geleceğini tahmin etmemiştik demişler..
Neyse bizim genç üç ay ilmi siyaset dersi okumuş okuldan ayrılmış..
Tekrar aynı köye gitmiş tabii bu süre içinde sakal bırakmış tipini değiştirmiş..
Köyün girişinde köylülere ülkede çok ünlü olan okuldan mezun olduğunu söylemiş.
Köyün ileri gelenleri hürmetle karşılamışlar köyün en güzel evinde misafir etmişler..
Ertesi gün köylülerle birlikte yine camiye gitmişler.
Yine aynı hoca aynı şeylerden konuşuyor köylüler gence hocalarını nasıl bulduklarını sormuşlar.
Genç valla sizin hoca gibi hoca zor bulunur ben diyorum ki sizin hocanın sakalından bir kıl koparan cennete gider demiş.
Bu söz üzerine köylülerin tamamı hocanın sakalından bir kıl koparmak için saldırmışlar.
Hoca köylülerin altında eziliyor...
Başını şöyle bir yukarı kaldırmış ..
Gence seni tanıdım demiş sen geçen günlerde buraya gelen kişisin ama ilmi siyaset okumuşsun demiş.
YOZGAT’IN İLMİ SİYASETİ
Haziran ayında yapılması planlanan genel seçimler öncesi Yozgat’ta da siyasi arena hareketlenmeye başladı.Seçimlere birkaç ayın kaldığı bu günlerde eskiden olsaydı çoktan milletvekilliği düşünenler paçaları sıvayıp siyaset denizine dalmıştı.
Eski siyasetçilere ve siyasetlere bakıyorum da o gün daha netmiş bazı şeyler.
Her ne kadar gözden düşse de bilardoya aşinalığı olanlar bilirler, üç top üç bant tekniği vardır.
Iskata ile vurulan top, ilk topa çarptıktan sonra sırasıyla üç banda ardından da diğer topa çarparsa sayı olur.
Sporcu topa öyle vurmalı ki, üç bandın ardından gidip diğer topa çapmalı.
Eğimi, falsosu, ıskatanın ucu çok önemlidir. Anlayacağınız bir bilardo oyuncusu üç bant ötesini düşünmek, ona göre hareket etmek zorundadır.
Eskiden siyasette üç bant ötesini düşünen çok az siyasetçi varmış.
Kurt siyasetçiler varmış elbette, bu gün bir köşeye inzivaya çekilmiş gibi gözüken eski siyasetçilere bir dokunun yeni yetme siyasetçileri cebinden çıkarır.
Ama olsa da yeni siyasetçiler ilmi siyaset konusunda gayet başarılılar.
Eskisi gibi şimdiki siyasetçiler hurra meydana inmiyor.
Hatta kendi partisi içinde dahi rengini belli etmiyor.
Planı, programını yapıyor, sonra “ben buradayım” diyor…
Türkiye’yi bilmem ama Yozgat’ın ilmi siyaseti tıkır tıkır işliyor.
Parti içi hesaplar, kulisler, mini anketler, referans arama çalışmaları ve dahaları…
Bunların hepsi ilmi siyasetin birer parçası.
Eskiden imamın yanlış söylediklerine yanlış diyenler bu gün bir kere daha düşünüyor, sonra ilmi siyaset uyguluyorlar.
Seçimlere öncesi geri sayım devam ederken bu gün hala milletvekili aday adaylarının rengini belli etmiyor olması sanırım ilmi siyasetin bir sonucu olsa gerek…
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
Kutsal gece ve günler bana göre insanlığın kalben nefes aldığı günler.Allah’ın her günü mübarek elbette. Ama bu günleri feyzli kılan bu kutsal geceleri birlik ve beraberlik içerisinde değerlendirmek,
Günah denilen kalplerimize yapışmış, fitne, kesat, art niyet, doyumsuz nefis, kirli duygular, ne varsa hepsini bir bir kazıma zamanı.
Peygamber Efendimizin cihanı şereflendirdiği bu günde inşallah tüm güzellikler, hayırlar cümle Müslümanlarla olur.
Kalplerin ışık dolması, nurlanması, insanlığın bu şerefi doyasıya yaşaması dileğiyle Kandiliniz Mübarek olsun..