Allah aşkı, Peygamber sevgisi ve ibadet zevki ile çarpan mü’min kalpler onbir ayın sultanı Ramazan’ın gidişinden müteessirdir. Oruçla,terafihle, zekat ve sadaka-i fıtırla, diğer hayır ve hasenatla dopdolubir şekilde geçirdiğimiz gufran ayına, gelecekyıl sağlıkve afiyetle yeniden kimlerin kavuşacağı, kimlerin bu dünyadan göçüpebediyete intikal edeceğibizler için meçhuldür.
Geçtiğimiz bu mübarekayın muhasebesini yapmak durumunda olduğumuz şu günlerde, gönüllerimizi yoklamalı, nefsani arzularımıza hakim olmak içingerekli iradegücünü kazanıp kazanmadığımızı, ramazanın aydınlığından ruhlarımızı aydınlatıp aydınlatmadığımızı kontrol etmeliyiz
Kur’an ayı Ramazan’a veda ettiğimizşu günlerde; içimizde Allah’a kul, Peygamberine ümmet, ailesine, vatanına, milletine faydalı fert olmak, din kardeşlerine sevgi ile bağlanmak duygusu varsa ne mutlu bizlere...
Ramazan’da temizlenen ruhların, düşmanlıklardan arınması, fitne, fesat, haset, gıybet, dedi kodu, iftira, yalan, kin ve bencillik gibi benzeri ruh hastalıklarından korunması iyi bir vatandaş olarak kişinin cemiyet hayatındaki değerli yerini alması, müslüman kişinin Ramazan’dan sonra da Allah’a kulluk yolundadevam etmesine bağlıdır.
Cemiyet hayatının ve insan tabiatının gereği olarak,ruhlarımız her zaman bu hastalıklara yakalanma tehlikesi ile karşılaşır. İnsan ruhunu bu hastalıklardan koruyan deva ise Allah’a kulluk O’nun emirlerine itaat ve O’nun iradesine teslimiyettir. Bu itaat ve teslimiyeti bir hayat disiplini haline getirmektir.
Ceneb-ı Hak’ka belli bir zaman için kulluk yapmak insanı gerçek kurtuluşa gerçek mutluluğa getirmez. Allah’a itaat ve ibadetimizi, dini ve manevi hayatımız Ramazan’dan sonra da devam etmeli ki bizim için mutluluk vesilesi olgun Ramazan’da hassaslaşmış duygularımız, yükselmişruhumuz, butemiz ve üstünhali ile devam etsinNitekim Yüce Mevlamızın Kur’an-ı Kerim’debuyurduğu dabu yöndedir.
“Rab’bini hamd ile an, secde edenlerden ol, ve ölünceyekadar Rab’bine kulak et.” buyurmuşlardır.
Allah katında ibadet’in makbul olanı az da olsa ömür boyu ve devamlı olanıdır.Bu gerçeğidePeygamber efendimiz (s.a.v.)’den bir hadis-i şerif’inden öğreniyoruz;
Hz. Aişe (R.A.) validemiz yanında bir kadınla otururken Resulullah yanlarına çıka geldi.
“Hz. Aişe’ye; “Bu kadın kimdir?” diye sordu.
“Filan hanımdır dedır” dedi ve kadın, kıldığı namazları uzun uzun anlatmaya başladı.
Bunun üzerine Resulü Ekrem efendimiz;
“ Uzatma, gücünüzün yettiğini yapın. Allah’a yemin ederimki, siz uzanmadıkça Allah usanmaz. Takatınızı aşacak şekilde ibadet deetmiş olsanız yaptığınız ibadetleri Allah kabul eder. Fakat Allah hiç birzaman bütün işinizi gücünüzü ibadete ayırmanız, istemez. O’nun en sevdiği ibadet, az da olsa devamlı olanibadettir.” buyurdu.
Allah’a kulluk görevimiz Ramazan’da başlayıp bitmiyor. Şüphesizbir müslümanın devamlı ibadeti namazdır. Namazla bir müslümanın dinini ayakta tutar, güçlü kılar. Namazıyla, günahlardan kendini korur. Sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) bu gerçeğide şöyle belirtmişlerdir.
“ Beş vakit Namaz ve Cuma Namaz, Namazvakitleri ve iki cuma arasında işlenen küçük günahların kefaretidir.” buyurmuşlardır. O halde Ramazan’da yaptığımız ibadetlerimizi şimdide devam ettirmeliyiz. Ozaman kazandığımız temizlik, saflıkve güzellikleri kaybetmemeliyiz. İbadetlerimiz sürekli ve düzgün olsunlar ki dinimizi dahadazenginleştirip sağlamlaştıra bilelim.
Şu kıssayıdikkatlice okuyuphissemize düşen payı alalım.
Vaktiyle Tarihteki İlk Müslüman Türk devletlerinden olan Gazneliler Çinlilerle savaş yapıyorlar ve yenilmek üzeredirler. Sultan Mahmud ellerini semaya gönlünü Yüce Mevlaya açar ve “ Allah’ım bu savaştagalip gelirsem aldığım bütün ganimetleri dağıtacağım ve esirleri serbest bırakacağım” der. Demekki duaların kabul olma saatine denk gelmiş dua kabul olur. Gaznelilergalip gelir. Savaşsonrası paşalar, vezirlertoplanmış durum değerlendirmesi yapılmaktadır. Sultanın sözünden kimsenin haberi yok, derken sultan verdiği sözü anlatınca hazırdakilerin canı sıkıldı bunca ganimet ve esirleri serbest bırakmak kimsenin hoşuna gitmez suratlar asılır moraller bozulur. SultanMahmud salonda gezinirken camdan dışarı bakarken dışardan şehrin meşhur delisi oradan geçmektedir. Birde şu deliye soralım diye deliyi çağırtır. Olayı deliye anlatıdeli sultanım iki seçeneğin var. Eğer Allah’a birdaha işin düşmeyecekse sözünü yerine getirme. Eğer birdaha Allah’a işin düşecekse verdiğin sözü yerine getir der. Oradan uzaklaşır.